Nüfusta kapalı kayıt nedir?

📅 02 Ekim 2017 🔄 Son güncelleme: 02 Şubat 2026

Nüfus hizmetleri kanununu 14 maddesine göre nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlât edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniyle bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir.
Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni bir
sebep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır. Kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylar kişinin kaydına işlenir.

Evlenme ile Nüfus Kaydının Açılması ve Kapanması

Evlenme işlemi, özellikle kadınlar bakımından nüfus kayıtlarında belirli idari değişikliklere yol açar. Kadın evlendiğinde, evlilik öncesinde baba hanesinde yer alan nüfus kaydı kapatılır ve eşinin nüfus kütüğüne yeni bir aile kaydı açılarak buraya taşınır. Bu işlem tamamen idari nitelikte olup, kişinin hukuki kimliğinin değiştiği anlamına gelmez.

Evlenme veya boşanma hâllerinde kişinin T.C. kimlik numarası değişmez. Her evlilik için nüfus kütüğünde ayrı bir aile kaydı oluşturulur ve evlilik süresince doğan çocuklar, bu evliliğe ait aile kaydına tescil edilir. Boşanma hâlinde ise evlilik birliğine ait kayıt kapatılır; taraflar için yeni nüfus kayıtları açılır.

Evlilik dışı çocuk dünyaya getiren bekar kadınlar bakımından ise ayrıca bir kayıt açılması veya mevcut kaydın kapatılması söz konusu değildir. Çocuk, annenin mevcut nüfus kaydı üzerine tescil edilir ve idari anlamda ek bir işlem yapılmasına gerek bulunmaz.

Erkekler açısından ise evlenme ile birlikte nüfus kaydının açılması veya kapanması söz konusu olmaz. Erkek, evlilikten önce hangi nüfus kütüğüne kayıtlı ise, evlilik sonrasında da aynı kütükte kayıtlı kalmaya devam eder.

Kapalı Nüfus Kaydı Kişinin Öldüğü Anlamına mı Gelir?

Uygulamada sıkça karşılaşılan yanlış kanaatlerden biri, vukuatlı nüfus kayıt örneğinde “kapalı kayıt” ibaresi bulunan kişilerin mutlaka vefat etmiş olduğu yönündedir. Özellikle dava açma sürecinde olan bazı kişiler, kapalı kayıtla karşılaştıklarında bu kişilerin öldüğünü düşünerek doğrudan veraset ilamı (mirasçılık belgesi) alma yollarını araştırmaktadır.

Oysa kapalı kayıt, tek başına kişinin öldüğü anlamına gelmez. Nüfus kayıtlarında bir kişinin kaydının kapatılması, her zaman ölüm sebebiyle gerçekleşmez. Evlenme, boşanma, evlat edinme gibi hukuki ve idari işlemler sonucunda da mevcut kayıt kapatılabilir ve kişinin durumuna uygun yeni bir nüfus kaydı açılabilir.

Özellikle evlenme hâlinde kadın açısından, baba hanesindeki nüfus kaydı kapatılır ve eşinin hanesinde yeni bir aile kaydı oluşturulur. Bu durumda kişinin hayatta olmasına rağmen önceki kaydı “kapalı” olarak görünür. Aynı şekilde boşanma sonrasında da evlilik birliğine ait kayıt kapatılarak taraflar için yeni kayıtlar açılır.

Bir nüfus kaydının ölüm nedeniyle kapatılıp kapatılmadığının tespiti için, kayıt içeriğinde yer alan açıklamalar, tarih ve işlem sebebinin dikkatle incelenmesi gerekir. Ölüm hâlinde bu durum nüfus kaydında açıkça belirtilir ve ölüm tarihi ayrıca gösterilir.

Bu nedenle yalnızca “kapalı kayıt” ibaresine dayanarak kişinin öldüğü varsayımıyla hareket edilmesi, usul ve esas bakımından hatalı işlemlere yol açabilir. Veraset ilamı başvurusu yapılmadan önce, ilgili kişinin nüfus kaydının hangi sebeple kapatıldığının doğru şekilde araştırılması büyük önem taşır.

Kapalı Nüfus Kaydı Nedeniyle Konsolosluk Vize Vermiyorsa Ne Yapılmalıdır?

Yabancı ülke konsoloslukları, Türkiye’deki nüfus kayıt sistemine ve özellikle “kapalı kayıt” kavramına çoğu zaman aşina değildir. Bu nedenle vize başvurularında, vukuatlı nüfus kayıt örneğinde kapalı kayıtla karşılaşılması, konsolosluklar tarafından şüpheli veya açıklanması gereken bir durum olarak değerlendirilebilmektedir. Bu şüphe, başvurunun eksik veya riskli görülmesine ve hatta vize reddine kadar varan sonuçlar doğurabilir.

Uygulamada, kişinin özellikle anneye ait nüfus kaydının kapalı olması; annenin yeniden evlendiği, nüfus kaydında değişikliğe yol açan bir dava sonucunun kesinleştiği, vatandaşlıktan çıktığı ya da benzeri idari bir işlem gerçekleştiği şeklinde yorumlanabilmektedir. Oysa kapalı kayıt, çoğu durumda yalnızca idari bir kayıt değişikliğini ifade eder ve kişinin hayatta olmadığı ya da hukuki statüsünün sona erdiği anlamına gelmez.

Bu tür tereddütlerin önüne geçebilmek için vize başvurularında en sağlıklı yol, kapalı kaydın nedenini açıkça gösteren güncel belgelerin sunulmasıdır. Özellikle annenin e-Devlet sistemi üzerinden alınacak vukuatlı nüfus kayıt örneği, kapalı kaydın hangi işlem nedeniyle oluştuğunu net biçimde ortaya koyar ve konsolosluğun şüphelerini büyük ölçüde giderir.

Gerekli hâllerde, nüfus kayıt örneğine ek olarak açıklayıcı dilekçe, evlenme/boşanma belgeleri veya kesinleşmiş mahkeme kararları da dosyaya eklenebilir. Böylece kapalı kaydın hukuki ve idari sebebi somut biçimde izah edilmiş olur.

Nüfus Kaydımda “Kapalı Kayıt” Var, Evlatlık mıyım?

Nüfus kayıtlarında “kapalı kayıt” ibaresiyle karşılaşan kişilerde, bunun evlat edinme sonucunda oluştuğu yönünde bir endişe doğabilmektedir. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, kapalı kayıt yalnızca evlat edinme sebebiyle ortaya çıkmaz ve tek başına kişinin evlatlık olduğuna dair bir anlam taşımaz.

Nüfus kaydının kapatılması; çoğu zaman tamamen idari veya yargısal bir işlem sonucunda gerçekleşir. Evlat edinme bunlardan yalnızca biridir. Bunun dışında;

  • Nüfus kaydının düzeltilmesi davaları,
  • Soybağının reddi veya kurulmasına ilişkin davalar,
  • Baba veya anne hanesinin değiştirilmesi,
  • Mahkeme kararıyla yapılan kimlik ve kayıt düzenlemeleri

gibi pek çok hukuki süreç sonunda da mevcut kayıt kapatılabilir ve kişinin durumuna uygun yeni bir nüfus kaydı açılabilir.

Kişinin gerçekten evlat edinilip edinilmediği, ancak nüfus kayıtlarının ayrıntılı incelenmesi, kayıt açıklamaları ve varsa ilgili mahkeme kararları ile anlaşılabilir. Sadece “kapalı kayıt” ibaresine bakılarak evlatlık olunduğu sonucuna varmak hukuken doğru değildir.

İlginizi çekebilir:  Manevi tazminat nedir? Manevi tazminat davasının şartları nelerdir?

Kapalı Nüfus Kaydı Nasıl Açılır?

Kapalı bir nüfus kaydının yeniden açılması, idari bir başvuru ile değil; yalnızca dava yoluyla mümkündür. Ancak her kapalı kayıt için dava açılması ve kaydın açılması mümkün değildir. Bu noktada en temel ölçüt, davanın açılabilmesi için hukuki yararın bulunup bulunmadığıdır.

Yargı uygulamasında, kapalı nüfus kaydının açılmasına ancak somut ve korunmaya değer bir hukuki yarar mevcutsa izin verilmektedir. Örneğin, yüksek yargı içtihatlarında; evlenme nedeniyle kapatılmış olan kadının bekârlık soyadında bulunan harf veya yazım hatalarının düzeltilmesi için kapalı kaydın açılmasında hukuki yarar bulunduğu kabul edilmiştir. Bu tür durumlarda, kapalı kayıt açılarak gerekli düzeltmenin yapılması mümkündür.

Buna karşılık, yalnızca kayıtta ne olduğunun merak edilmesi, bilgi edinme amacıyla inceleme talep edilmesi veya vize başvurusunun reddedilmesi sebebiyle annenin ya da üçüncü bir kişinin kapalı nüfus kaydının açılmasının istenmesi, yargı tarafından hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmektedir. Zira kapalı kaydın açılması, başlı başına bir hak değil; ancak belirli bir hakkın korunması veya kullanılabilmesi için zorunluysa gündeme gelebilir.

T.C. Kimlik Numarası Değiştirilebilir mi?

Kural olarak T.C. kimlik numarası değiştirilemez. T.C. kimlik numarası, kişiye özgü ve yaşam boyu geçerli bir tanımlayıcıdır. Ancak bu kuralın istisnası, kanunda açıkça düzenlenmiştir ve son derece sınırlı hâllerde uygulanır.

5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca; korunması gereken tanıklar hakkında, güvenliğin sağlanabilmesi amacıyla nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport, evlilik cüzdanı, diploma ve her türlü ruhsat gibi resmî belgelerin değiştirilmesi mümkündür. Bu kapsamda, kişinin T.C. kimlik numarasının da değiştirilmesi söz konusu olabilir. Bu işlem, bireysel başvuru ile değil; İçişleri Bakanlığı Tanık Koruma Kurulu kararıyla gerçekleştirilir.

Ayrıca 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 4. maddesi uyarınca; korunan kişinin hayati tehlikesinin bulunması ve mevcut koruma tedbirlerinin yetersiz kalması hâlinde, 5726 sayılı Kanun hükümlerine göre kimlik bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi talep edilebilecektir. Bu durumda da T.C. kimlik numarasının değiştirilmesi, ancak istisnai ve güvenlik gerekçeli bir tedbir olarak gündeme gelir.

Bunun dışında, T.C. kimlik numarasının değiştirilmesi mümkün değildir.
Özellikle;

  • T.C. kimlik numarasının dolandırıcıların eline geçmesi,
  • Kişisel verilerin ifşa edilmesi,
  • İnternette paylaşılmış olması

gibi durumlar, T.C. kimlik numarasının değiştirilmesi için hukuken geçerli bir gerekçe oluşturmaz. Bu hâllerde başvurulması gereken yol; kimlik numarasının değiştirilmesi değil, kişisel verilerin korunmasına yönelik hukuki ve cezai başvuru yollarıdır.

Sonuç olarak, T.C. kimlik numarasının değiştirilmesi ancak tanık koruma ve hayati tehlike gibi olağanüstü durumlarda ve yetkili kurul kararıyla mümkündür. Bunun dışındaki talepler, mevzuat ve yargı uygulaması gereği reddedilmektedir.

Nüfus Kaydı Gizlenebilir mi?

Evet. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında, belirli şartların varlığı hâlinde kişinin kimlik bilgileri ile nüfus kaydındaki bilgilerin gizlenmesine karar verilebilir. Bu talep, Aile Mahkemesi’ne yapılır ve koruma tedbirleri kapsamında değerlendirilir.

Nüfus kaydının ve kimlik bilgilerinin gizlenebilmesi için, kişinin hayati tehlikesinin bulunması ya da ciddi ve somut bir risk altında olması gerekir. Mahkeme, gizleme kararını ancak mevcut tehlikenin ağırlığı, sürekliliği ve başka tedbirlerle bertaraf edilip edilemeyeceğini dikkate alarak verir. Yani bu tedbir, istisnai ve güvenlik amaçlıdır; genel veya keyfi bir gizleme aracı değildir.

Uygulamada her talep, koruma kapsamına alınmaz. Örneğin;

  • Evlatlık çocuğun, evlatlık olduğunu ileride öğrenmesini istememek,
  • Geçmişte doğurulup evlatlık verilen bir çocuğun nüfus kaydında temelli olarak görünmesini istememek,
  • Önceki evliliği gizleyerek bekâr biri sıfatıyla yeni bir eş aramak

gibi kişisel veya sosyal gerekçeler, tek başına nüfus kaydının gizlenmesi için geçerli bir hukuki sebep olarak kabul edilmeyebilir. Bu tür taleplerin kabul edilip edilmeyeceği, tamamen Aile Mahkemesi’nin takdirindedir.

Ayrıca bu kapsamdaki gizleme kararları koruma tedbiri niteliğinde, gizli ve üst yargı mercilerine taşınmayan kararlar olduğundan, uygulamada emsal karar sunulması çoğu zaman mümkün değildir. Her dosya, kendi özel koşulları içinde değerlendirilir.

Sonuç olarak, nüfus kaydı ve kimlik bilgilerinin gizlenmesi; ancak ciddi bir tehlikenin varlığı ve başka koruma tedbirlerinin yetersiz kalması hâlinde başvurulabilecek istisnai bir hukuki yoldur.

Evlatlık Olunduğu Sonradan Öğrenilebilir mi?

Bazı durumlarda kişi, doğrudan söylenmese dahi, çeşitli hukuki veya idari işlemler sırasında evlatlık olduğuna dair ipuçlarıyla karşılaşabilir. Bu durum, tek bir belirtiye bakılarak kesin sonuca varılmasını gerektirmez; ancak birden fazla olgunun bir arada bulunması, geçmişte evlat edinmeye ilişkin bir işlem yapılmış olabileceğini düşündürebilir.

Örneğin;

  • e-Devlet üzerinden yapılan sorgulamalarda evlat edinmeye ilişkin bir dosya kaydıyla karşılaşılması,
  • Nüfus kayıtlarında kapalı kayıt bulunması ve bu kaydın sıradan evlenme veya boşanma işlemleriyle açıklanamaması,
  • Kimlik ve nüfus bilgilerinin gizlenmesi amacıyla Aile Mahkemesi’nde “değişik iş” dosyası açıldığının tespit edilmesi,

kişinin evlat edinme sürecine konu edilmiş olabileceğine dair hukuki işaretler arasında sayılabilir.

Bunun yanı sıra, kişinin aile bağı bulunmayan bir kişinin vefatı sonrasında;

  • Kendisine borç, alacak veya miras ilişkisinin yöneltildiğinin bildirilmesi,
  • Hiç tanımadığı veya akrabalık bağı olmayan bir kişiyle ilgili vasiyetnamenin açılması davasına taraf sıfatıyla tebligat gelmesi,

gibi durumlar da geçmişte kurulan bir hukuki soybağı ilişkisinin varlığını gündeme getirebilir.

Ancak özellikle vurgulamak gerekir ki; bu sayılan durumların hiçbiri tek başına, kesin olarak evlatlık olunduğu anlamına gelmez. Nüfus kayıtlarındaki kapalı kayıtlar; soybağına ilişkin davalar, kayıt düzeltmeleri veya idari işlemler nedeniyle de oluşabilir. Aynı şekilde miras veya borç ilişkileri, evlat edinme dışındaki hukuki sebeplerden de kaynaklanabilir.

İlginizi çekebilir:  PTT Vasıtasıyla İhtar Nasıl Çekilir

Gerçek durumun anlaşılabilmesi için; nüfus kayıtlarının ayrıntılı incelenmesi, varsa Aile Mahkemesi dosyalarının hukuki çerçevede değerlendirilmesi ve sürecin, kişinin psikolojik bütünlüğü gözetilerek ele alınması gerekir. Evlat edinmeye ilişkin bilgiler, ancak kanunun izin verdiği ölçüde ve usulüne uygun şekilde öğrenilebilir.

Senelerdir Görmediğim Annemin Evlenip Evlenmediğini Nereden Öğrenebilirim?

Uzun süredir görüşülmeyen bir ebeveynin evlenip evlenmediği, uygulamada sıkça merak edilen ancak her zaman serbestçe öğrenilemeyen bir bilgidir. Bu noktada nüfus kayıtları, temel başvuru kaynağı olmakla birlikte; kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği nedeniyle bilgiye erişim sınırlıdır.

Eğer annenize ait nüfus kayıtlarında “kapalı kayıt” ibaresi bulunuyorsa, bu durum annenizin evlenmiş olabileceğine işaret edebilir. Zira özellikle kadınlar bakımından evlenme hâlinde, baba hanesindeki nüfus kaydı kapatılır ve eşinin hanesinde yeni bir aile kaydı açılır. Ancak önemle belirtmek gerekir ki, kapalı kayıt tek başına evliliğin kesin kanıtı değildir. Kayıt kapatılması; boşanma, nüfus kaydının düzeltilmesi, soybağına ilişkin davalar veya başka idari işlemler sonucunda da ortaya çıkabilir.

Annenizin evlenip evlenmediğini öğrenebilmenin en sağlıklı ve hukuken güvenli yolu, annenin kendisi adına alınmış güncel bir vukuatlı nüfus kayıt örneğinin incelenmesidir. Ancak bu belgeye, kural olarak sadece kişinin kendisi veya yetkili kıldığı kişiler erişebilir. Çocuğu olmanız dahi, her durumda bu belgeyi doğrudan alabilmenizi sağlamaz.

Vukuatlı Nüfus Kaydımda Kardeşlerim Görünmüyor. Kardeş Bilgilerine Nereden Ulaşabilirim?

2026 yılı itibarıyla e-Devlet üzerinden alınan vukuatlı nüfus kayıt örneklerinde, kişinin kardeş bilgileri doğrudan gösterilmemektedir. Bu durum, sistemsel bir tercih olup herhangi bir eksiklik ya da hata anlamına gelmez. Dolayısıyla kendi adınıza aldığınız nüfus kayıt örneğinde kardeşlerinizin görünmemesi olağan bir uygulamadır.

Buna karşılık, mahkeme ve noter sistemlerinde yapılan sorgulamalarda kardeşlik ilişkileri tespit edilebilmektedir. Özellikle miras, soybağı veya taraf ehliyeti gibi hukuki süreçlerde, bu bilgiler yargısal ve resmî sistemler aracılığıyla değerlendirilmektedir.

Eğer kardeş bilgilerine iş başvurusu, vize başvurusu veya benzeri idari işlemler nedeniyle ihtiyaç duyuluyorsa, uygulamada en pratik ve hukuken geçerli yöntem; anne ve babanın e-Devlet hesapları üzerinden ayrı ayrı vukuatlı nüfus kayıt örneklerinin alınmasıdır. Bu kayıtlar incelendiğinde, anne ve baba hanesinde yer alan tüm çocuklar birlikte görülebilir ve kardeşlik ilişkisi dolaylı olarak tespit edilebilir.

Bunun dışında, anne veya babanın vefatı sonrasında düzenlenen veraset ilamında (mirasçılık belgesinde) de tüm mirasçılar açıkça yer alır. Bu belge, kardeşlerin tespiti açısından en net ve resmî belgelerdendir.

Örnek kararlar:

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2011/18-784 Esas 2012/288 Karar Sayılı İlamı

Hukuk Genel Kurulu         2011/18-784 E.  ,  2012/288 K.

“İçtihat Metni”

Taraflar arasındaki “Soyadı Tashihi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 11.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 08.07.2010 gün ve 2010/223 E.-2010/308 K. sayılı kararın incelenmesi davalı İdare Temsilcisi tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 20.01.2011 gün ve 2010/13944 E-2011/316 K. sayılı ilamı ile;

(“…Davacı vekili, dava dilekçesinde evli olup eşinin Güner soyadını kullanmakta olan davacının bekarlık hanesindeki “Aşgın” olan soyadının “Aşkın” olarak değiştirilmesini istemiştir.

Dosyada mevcut nüfus kayıt örneğinden, davacının babası A.  Aşgın hanesinde kayıtlı iken 19.01.1973 tarihinde evlenerek haneden ayrılması üzerine Aşgın soyadı ile kayıtlı olduğu nüfus kaydının kapatıldığı anlaşılmaktadır.

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 14.maddesi; “Nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlat edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniyle bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir.”

Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni bir sebep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır. Kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylar kişinin kaydına işlenir.” hükmündedir.

Yasada yer alan bu hüküm ilgilinin açık kaydında zaman içerisinde yapılmış olan değişikliklerin kapalı kaydın açılmasından sonra bu kayda işlenmesi ile ilgilidir. Yasanın bu hükmünü yanlış yorumlayarak kapalı kayıttaki bilgileri değiştirecek mahiyette değişiklik yapılması mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece evlenmesi nedeni ile nüfus kaydının halen kapalı olduğu dikkate alınarak bekarlık hanesindeki soyadının değiştirilmesine ilişkin isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.…”)

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 

TEMYİZ EDEN : Davalı İdare temsilcisi 

                                                HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, nüfus kaydındaki kızlık soyadının tashihi isteğine  ilişkindir.

Davacı vekili,davacının evlenmeden önceki kızlık soyadının “Aşkın” olmasına rağmen, nüfus kaydında “Aşgın” olarak yazıldığını, bu durumun hayatında karışıklığa yol açtığını ileri sürerek, kızlık soyadının “Aşkın” olarak düzeltilmesini istemiştir.

Davalı Nüfus İdaresi, evlenme ile kızlık nüfus kaydının kapatıldığını,kapalı kayıtta düzeltme yapılamayacağını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.

Yerel Mahkemece, davacının sunduğu belgeler ve uluslararası sözleşmeler göz önünde bulundurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı İdare temsilcisinin temyizi üzerine Özel Dairece metni yukarıya başlık bölümüne aynen alınan gerekçelerle karar bozulmuş,Yerel Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

İlginizi çekebilir:  Apartman ve Site Yönetiminde Avukatın Rolü Nedir?

Direnme kararı davalı İdare  temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Bilindiği üzere 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu”nun 14.maddesinde yer alan;

“Nüfus kaydının kapatılması; ölüm, gaiplik, Türk vatandaşlığının kaybı, evlenme, boşanma, evlât edinilme, soybağının düzeltilmesi veya reddi gibi olaylar nedeniyle bir kaydın üzerinde işlem yapılamaz hale getirilmesidir.”

hükmü ile evlenme ile nüfus kaydının kapatılacağı belirtilmiştir.

Aynı maddenin 2.fıkrasında da:

 “Kaydın kapatılmasına ilişkin sebep ortadan kalktığında veya kaydın yeniden açılmasını gerektirecek yeni bir sebep ortaya çıktığında kayıt yeniden açılır. Kaydın açılmasından sonra kişisel durumda meydana gelmiş olan olaylar kişinin kaydına işlenir. “

şeklindeki düzenleme ile de kapalı olan kaydın açılacağı haller düzenlenmiştir.

Nüfus Hizmetleri Yönetmeliği”nin 20.maddesi de benzer düzenlemeyi öngörmektedir.

Hukuk Genel Kurulu”ndaki görüşmeler sırasında bu hükümler de gözetilerek, mahkeme kararının, 14.maddenin 2.fıkrasının 2.cümlesinde yer alan kaydın yeniden açılmasını gerektiren yeni bir sebep olarak kabul edilip edilemeyeceği hususu öncelikle tartışılmıştır.

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu”nun 187.maddesi;

“Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir…”

Hükmünü içermektedir.

Bu hükümde de belirtildiği gibi evli olan kadın isterse kocasının soyadı yanında kızlık soyadını kullanabilir. Kadının kızlık soyadını isteği halinde her an kullanması söz konusu olabileceğine göre,bekarlık hanesindeki kayıtta yapılan hataların düzeltilmesi de mümkün olmalıdır.

Öte yandan, kayda göre nüfusa tescil tarihi olmayan ve 05.04.1946 doğum tarihli davacının dosyaya sunduğu eski tarihli nüfus hüviyet cüzdanında, 1965 tarihli lise diplomasında, 1977 tarihli tapu senedinde ve lisans diplomasında soyadının “Aşkın” olduğu, davacının anılan soyadını kullandığı görülmektedir. Davacının gerektiğinde kullanabileceği lisans diploması, lise diploması gibi belgelerle nüfus kaydındaki soyadının farklı oluşunun dahi, yaşantısında karışıklığa neden olacağı açıktır.

Her ne kadar, 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu”nun 14.maddesinin 1.fıkrası kapalı olan kayıtta düzeltme yapılamayacağını düzenlemişse de, 2.fıkrasında yeni bir sebep ortaya çıktığında kapalı kaydın yeniden açılacağı ve kişisel durumda meydana gelen değişikliklerin kişinin kaydına işleneceği belirtildiğine göre, dosyada bulunan ve mahkemece değerlendirilen delillerin yasanın belirttiği anlardan haklı nedenler oluşturduğu Hukuk Genel Kurulu”nca da benimsenmiştir.

Öyleyse, davacı yönünden 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu”nun 14/2.maddesi uyarınca kapalı olan kızlık nüfus kaydının açılması ve isteği doğrultusunda soyadının “Aşkın” olarak düzeltilmesi için yeni bir sebebin var olduğunun kabulü gerekir.

Bu nedenle usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

S O N U Ç : Davalı İdare temsilcisinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 11.04.2012 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi         2017/12764 E.  ,  2019/5162 K.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Nüfus Kaydının Düzeltilmesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkili …’ın şiddet gördüğü için ..’tan boşandığını ve kararın kesinleştiğini, müvekkilinin boşanma süresince sığınma evinde kaldığını, koruma ve 6284 sayılı Yasa’nın 8/6 maddesi gereği kimlik bilgileri ve adreslerinin tüm resmî kayıtlarda gizli tutulması yönünde karar verildiğini, tüm kararlara rağmen boşanmış olduğu eşi ve yakınlarının müvekkilinin adresine ulaşarak takip ettiklerini, bu nedenle müvekkilinin sürekli iş ve ev değiştirme durumunda kaldığını, baskılardan dolayı …’da ikâmet eden ailesinin yanına dahi gidemediğini belirterek müvekkilinin T.C. Kimlik numarası dâhil olmak üzere tüm nüfus kayıtlarının (ili, ilçesi, hane no) değiştirilerek yeni kayıt oluşturulmasına, adının Belinay Eylül, soyadının Erdem olarak değiştirilerek yeni kayıtların gizli tutulmasına karar verilmesini talep etmiş, 11/09/2015 tarihli celsede T.C. Kimlik numarasının değişikliği ile ilgili taleplerinden vazgeçtiklerini, diğer hususlardaki taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, açılan davada… T.C. Kimlik numarası değişikliği ile ilgili talepten vazgeçildiği, nüfus kayıtlarının değiştirilerek yeni kayıt oluşturulmasının yasal olarak mümkün olmadığı, isim ve soyadı değişikliği ile ilgili haklı bir sebebin varlığı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 4.maddesi (ç) bendinde “Korunan kişi bakımından hayatî tehlikenin bulunması ve bu tehlikenin önlenmesi için diğer tedbirlerin yeterli olmayacağının anlaşılması halinde ve ilgilinin aydınlatılmış rızasına dayalı olarak 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre kimlik ve ilgili diğer bilgi ve belgelerinin değiştirilmesi.” hükmü düzenlenmiştir. Dava, boşanma sürecinde ve boşanmadan sonra eşi tarafından şiddet gördüğü iddiasına dayanmakta olup davanın bu hali ile 6284 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve aynı Kanunun 2/c maddesi gereğince bu davalara bakmakla görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden işin esası hakkında hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün şimdilik diğer yönler incelenmeksizin HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

5/5 - (2 votes)

“Nüfusta kapalı kayıt nedir?” üzerine bir yorum

  1. Merhaba benim amcam 1972 de vefat etti ve 2016 da da halam vefat etti ve bana ve abime vasiyet olarak evini birakti ancak amcamin kaydi kapali kayıt olduğundan problem yaşıyoruz. Bunu nasıl çözebiliriz.

Yorum yapın