Eşiniz boşanmak istemiyor, dava dilekçesini almıyor, adresini gizliyor veya “Mahkemeye gitmezsem beni boşayamaz” diyorsa boşanma davası bu nedenle durmaz. Çekişmeli boşanmada diğer eşin boşanmaya razı olması veya duruşmaya gelip “boşanmayı kabul ediyorum” demesi gerekmez.
Fakat bunun tam tersi de doğru değildir. Eşiniz mahkemeye gelmedi diye hâkim sizi otomatik olarak boşamaz. Çekişmeli boşanmada önemli olan, karşı tarafa davanın usulüne uygun biçimde tebliğ edilmesi ve ileri sürdüğünüz boşanma sebeplerinin ispatlanmasıdır.
Eş tebligatı almıyorsa farklı tebligat usulleri uygulanabilir. Adresini gizliyorsa adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine tebligat gündeme gelebilir. Nerede olduğu hiçbir şekilde bulunamıyorsa gerekli adres araştırmalarından sonra ilanen tebligat yapılabilir. Eş yurt dışında veya cezaevinde olsa da boşanma davasının görülmesi mümkündür.
Bu nedenle “Boşanmıyorum, mahkemeye de gelmiyorum” demek boşanmayı engelleyen bir veto hakkı değildir.
Bununla birlikte davacının tamamen kusurlu olduğu veya davalıdan daha ağır kusurlu bulunduğu dosyalarda TMK m.166/2 ayrıca önem taşır. Davacının kusuru daha ağırsa davalının boşanmaya itiraz hakkı vardır. Bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olması ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yararın kalmaması hâlinde ise yine boşanmaya karar verilebilir. Dolayısıyla “eş istemiyorsa asla boşanamazsınız” kadar “eş ne yaparsa yapsın tek taraflı olarak mutlaka boşanırsınız” cümlesi de doğru değildir.
Eşim Boşanmak İstemiyorsa Yine de Boşanabilir miyim?
Çekişmeli boşanma davasının açılması için eşlerin anlaşması gerekmez.
TMK m.166/1 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden biri tek başına boşanma davası açabilir. Bu davada diğer eşin “Ben boşanmıyorum”, “İmza vermiyorum” veya “Mahkemeye gelmeyeceğim” demesi tek başına davanın reddedilmesini sağlamaz.
Burada anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanmayı birbirine karıştırmamak gerekir. Anlaşmalı boşanmada eşlerin boşanma ve sonuçları konusunda anlaşmaları ve hâkimin tarafları bizzat dinlemesi gerekir. Eşlerden biri duruşmaya gelmiyor veya artık boşanmak istemediğini söylüyorsa anlaşmalı boşanma şartları gerçekleşmez.
Çekişmeli boşanmada ise diğer eşin rızası aranmaz.
İlk Duruşmada “Ben Boşanmıyorum” Derse Dava Reddedilir mi?
Davalının mahkemeye gelip yalnızca “Ben boşanmak istemiyorum” demesi, boşanma davasının reddi için yeterli değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2016 tarihli, 2014/2-695 E., 2016/522 K. sayılı kararına konu boşanma davasında davalı süresinde cevap dilekçesi vermemiş, ön inceleme duruşmasında ise boşanmak istemediğini belirtmiştir. Davalıya bu aşamadan sonra delil gösterme imkânı tanınıp tanınamayacağı uyuşmazlık konusu olmuş; Hukuk Genel Kurulu, süresinde cevap vermeyen ve delillerini bildirmeyen davalının daha sonra kanuni süreleri aşarak delil bildiremeyeceğini kabul etmiştir.
Karar özellikle şu nedenle önemlidir: Duruşmada “boşanmıyorum” demek, süresinde verilmesi gereken cevap dilekçesinin ve ileri sürülmesi gereken savunma vakıalarının yerine geçmez.
Ancak “boşanmıyorum” beyanının hiçbir hukuki önemi bulunmadığı da söylenemez. Davacı eş daha ağır kusurluysa TMK m.166/2 kapsamında davalının boşanmaya karşı çıkması ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2022/10607 E., 2023/3276 K. sayılı kararında da daha ağır kusurlu eşin boşanma davası açabileceği, ancak boşanmaya karar verilebilmesi bakımından diğer eşin kusurunun ve TMK m.166/2 koşullarının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu nedenle mesele yalnız “boşanıyorum” veya “boşanmıyorum” sözcüklerinden ibaret değildir. Mahkeme tarafların ileri sürdüğü vakıaları, kusur durumunu ve delilleri değerlendirir.
Eşim Mahkemeye Hiç Gelmezse Boşanabilir miyim?
Çekişmeli boşanmada davalı eşin duruşmalara katılması zorunlu değildir.
Dava dilekçesi ve gerekli duruşma davetiyeleri usulüne uygun biçimde tebliğ edilmişse eşiniz duruşmaya gelmese bile dava yürütülebilir. Mahkeme dosyadaki delilleri toplar, tanıkları dinler ve boşanma koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirir.
Buradaki kritik ayrım mahkemeye gelmemek ile davadan usulüne uygun şekilde haberdar edilmemek arasındadır.
Eşiniz davadan haberdar edilmeden onun yokluğunda yargılama yapılıp karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkını ihlal edebilir. Buna karşılık tebligat usulüne uygun tamamlanmışsa eşin kendi tercihiyle duruşmaya gelmemesi yargılamayı durdurmaz.
Eşim Mahkemeye Gelmezse Otomatik Boşanır mıyım?
Eşin davayı takip etmemesi, dava dilekçesinde yazılan her şeyin doğru kabul edildiği anlamına gelmez.
HMK m.128’e göre süresi içerisinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, dava dilekçesindeki vakıaları inkâr etmiş sayılır. Dolayısıyla cevap vermeyen eş, “Bütün iddiaları kabul etmiş” sayılmaz.
Örneğin dava dilekçesinde eşinizin size hakaret ettiğini, fiziksel şiddet uyguladığını, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını veya ortak konutu terk ettiğini ileri sürüyorsanız bu vakıaların yine ispatlanması gerekir.
Tanık, mesaj, banka kaydı, ceza soruşturması, sağlık kaydı veya olayın özelliğine göre başka hukuka uygun deliller bulunabilir.
Eşin gelmemesi ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Eşim Dava Dilekçesine Hiç Cevap Vermezse Ne Olur?
Dava dilekçesini alan eşin hiçbir cevap vermemesi davayı durdurmaz; ancak davalı bakımından ciddi usul sonuçları doğurabilir.
Cevap dilekçesinin kural olarak dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde verilmesi gerekir. Süresinde cevap vermeyen davalı, HMK m.128 gereğince davacının vakıalarını inkâr etmiş sayılır. Bununla birlikte kendi savunmasının dayandığı yeni vakıaları ve delilleri daha sonra dilediği zamanda dosyaya getiremez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.2016 tarihli, 2014/2-695 E., 2016/522 K. sayılı kararında süresinde cevap vermeyen davalının, kanuni süre geçtikten sonra delil bildirme talebinin kabul edilemeyeceği benimsenmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.04.2017 tarihli, 2015/23841 E., 2017/3729 K. sayılı kararında da süresinde cevap dilekçesi vermemiş davalının sonradan ileri sürdüğü vakıa ve deliller üzerinden diğer eşe kusur yüklenemeyeceği kabul edilmiştir.
Dolayısıyla “Hiçbir şey yazmayayım, duruşmada anlatırım” düşüncesi boşanma davasında önemli hak kayıplarına yol açabilir.
Eşim Tebligatı Almıyor, Dava Ne Olacak?
Tebligatı teslim almamak davayı süresiz biçimde engelleyen bir yöntem değildir.
Tebligat Kanunu yalnız muhatabın zarfı kendi eliyle teslim aldığı hâlleri düzenlememektedir. Tebellüğden kaçınma, kişinin adreste bulunmaması, adres kayıt sistemindeki adresine tebligat ve adresin hiç tespit edilememesi hâlleri için farklı usuller bulunmaktadır. Tebligat Kanunu’nun 10, 21 ve 28. maddeleri bu konuda önemlidir.
Bu nedenle eşinizin postacıya kapıyı açmaması veya tebligat evrakını almak istememesi tek başına boşanma davasını sona erdirmez.
Fakat tebligat işlemlerinin kanuna uygun yapılması gerekir. “Zaten bilerek kaçıyor” denilerek kanundaki aşamalar atlanamaz.
Eşim Adresini Gizliyorsa Tebligat Nasıl Yapılır?
Tebligat kural olarak muhatabın bilinen en son adresine yapılır.
Bilinen son adresin tebligata elverişli olmadığı anlaşılır veya bu adreste tebligat gerçekleştirilemezse adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi önem kazanır.
Halk arasında buna genellikle MERNİS adresi denilmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarihli, 2019/2 E., 2020/3 K. sayılı kararında, bilinen son adrese gönderilen tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin farklı olması hâlinde, bu adrese “MERNİS adresi” şerhi verilerek Tebligat Kanunu m.21/2 kapsamında doğrudan tebligat çıkarılabileceği kabul edilmiştir. MERNİS adresine bundan önce ayrıca bir normal tebligat çıkarılması zorunlu görülmemiştir.
Bu içtihadı birleştirme kararı, daha önce Yargıtay daireleri arasında bulunan uygulama farklılığını gidermiştir.
Dolayısıyla eş adres değiştirerek veya adresini sizden saklayarak tebligat sistemini tamamen işlemez hâle getiremez.
MERNİS Adresine Tebligatta Eşimin Evde Olması Gerekir mi?
Tebligat Kanunu m.21’de kişinin adreste bulunmadığı veya tebligatı almaktan kaçındığı durumlarda uygulanabilecek usul düzenlenmiştir.
Kanundaki koşullar yerine getirilerek yapılan 21/2 tebligatında evrakın mutlaka davalının kendi eline verilmesi aranmaz. Tebliğ memurunun kanunda öngörülen işlemleri yerine getirmesiyle tebliğ hukuki sonuç doğurabilir.
Ancak burada küçük bir usul hatası dahi önemli olabilir. Tebligat evrakındaki şerhler, adresin hangi sıfatla kullanıldığı ve tebliğ memurunun yaptığı işlemler daha sonra mahkeme kararının kesinleşmesini dahi etkileyebilir.
Bu nedenle “MERNİS’e gönderdik, nasıl yapılırsa yapılsın geçerlidir” şeklinde bir yaklaşım doğru değildir.
Eşimin Hiçbir Adresi Bulunamıyorsa Boşanabilir miyim?
Adresi bulunamayan eşten boşanma davası açılması mümkündür.
Bu konuda doğrudan boşanma davasına ilişkin önemli bir Yargıtay kararı bulunmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.01.2019 tarihli, 2018/5538 E., 2019/256 K. sayılı kararına konu davada, davalı eşin Azerbaycan vatandaşı olduğu ve adresinin bilinmediği belirtilmiş; yapılan araştırmalara rağmen adresi tespit edilememiştir. Adres bildirilemediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına ilişkin değerlendirme Yargıtay tarafından isabetli bulunmamış; adres araştırmalarına rağmen davalının adresinin belirlenememesi hâlinde Tebligat Kanunu m.28 ve devamındaki ilanen tebligat hükümlerinin uygulanması ve davaya devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
İlanen Tebligat Nasıl Yapılır?
İlanen tebligat adresi meçhul olan kişi bakımından başvurulabilecek özel tebligat yöntemidir.
Mahkeme “eş ortada yok” denildiği anda doğrudan ilan yoluna geçemez. Bilinen adresler ve ulaşılabilecek diğer bilgiler araştırılmalıdır. Adres kayıt sisteminde yerleşim yeri bulunup bulunmadığı incelenir; gerekli hâllerde resmi veya özel kurumlar ve kolluk aracılığıyla adres araştırması yapılabilir.
Bütün bu araştırmalara rağmen adres belirlenemiyorsa adres meçhul kabul edilerek ilanen tebligat gündeme gelir. Tebligat Kanunu m.28 de adresi meçhul olanlara ilan yoluyla tebligat yapılmasını düzenlemektedir.
Mahkeme Eşi Aramadan Doğrudan İlan Verirse Ne Olur?
İlanen tebligat son çaredir. Yeterli araştırma yapılmadan ilana geçilmesi tebligatı usulsüz hâle getirebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.11.2017 tarihli, 2016/7072 E., 2017/12329 K. sayılı kararına konu boşanma davasında davalının cezaevinden çıktığı ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin bulunmadığı anlaşılınca ilanen tebligata gidilmiş; ancak davacı tarafından bildirilen başka bir adreste tebligat denenmediği ve gerekli adres araştırmasının da yapılmadığı belirlenmiştir. İlanen tebligatın bu hâliyle usulsüz olduğu ve davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığı kabul edilmiştir.
Burada Yargıtay’ın yaklaşımı, ilan verilmiş olmasını tek başına yeterli görmemektedir. İlan yoluna geçmeden önce davalının bulunabileceği makul adreslerin gerçekten araştırılmış olması gerekir.
Eşimin SGK’da İş Yeri Adresi Varsa İlanen Tebligat Yapılabilir mi?
Davalının yaşadığı ev bulunamasa bile çalıştığı yer biliniyorsa bu bilgi göz ardı edilemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 26.10.2021 tarihli, 2021/6385 E., 2021/7778 K. sayılı kararında, adres araştırmalarından sonra davalı erkeğe ilanen tebligat yapılmış olmasına rağmen dosyada gerçekleştirilen SGK sorgusunda çalıştığı işyerinin ve adresinin tespit edilebildiği görülmüştür. Yargıtay, dosyada bilinen bir işyeri adresi bulunduğu hâlde bu adresten yararlanılmadan ilan yoluna devam edilmesini yeterli görmemiştir. Ayrıca ilan evrakının mahkemenin ilan yerine asıldığına ilişkin belgenin bulunmaması da tebligat yönünden dikkate alınmıştır.
İlanen Tebligattan Sonra Eşim Gelmezse Boşanabilir miyim?
İlanen tebligat kanuna uygun şekilde tamamlanmış, davalının cevap ve diğer usul süreleri geçmiş ve eş yine davaya katılmamışsa yargılama onun yokluğunda devam edebilir.
Bundan sonra mahkeme davacının ileri sürdüğü boşanma sebeplerini ve delillerini değerlendirir.
Eşin ilan üzerine de mahkemeye gelmemesi davayı durdurmaz. Fakat yine otomatik boşanma sonucu doğurmaz.
Dava hangi boşanma sebebine dayanıyorsa onun şartları ispatlanmalıdır.
Eşim Davayı e-Devlet veya UYAP’tan Görürse Tebligat Yapılmış Sayılır mı?
Davalının UYAP Vatandaş Portal veya e-Devlet üzerinden hakkında dava açıldığını görmesi, mahkemenin dava dilekçesini Tebligat Kanunu’na uygun biçimde tebliğ etme yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Ancak ayrı bir konu olan usulsüz tebligat bakımından kişinin tebligatı fiilen hangi tarihte öğrendiği önem kazanabilir. Tebligat Kanunu m.32, usule aykırı yapılmış tebligatta muhatabın öğrendiğini bildirdiği tarihin önem taşımasını düzenlemektedir.
Bu nedenle UYAP veya başka bir resmi dosya işlemi, bazı uyuşmazlıklarda öğrenme tarihinin tespitinde delil niteliği kazanabilir. Fakat bu durum baştan hiç tebligat yapmamakla aynı şey değildir.
Eşim Yurt Dışında, Mahkemeye Gelmiyor: Boşanabilir miyim?
Eşin yurt dışında yaşaması Türkiye’de boşanma davası görülmesine tek başına engel değildir.
Davalının yurt dışı adresi biliniyorsa tebligatın o ülkeye usulüne uygun biçimde yapılması gerekir. Yurt dışı tebligatlarda muhatabın vatandaşlığına ve bulunduğu ülkeye göre uygulanacak uluslararası sözleşmeler ve tebligat usulleri değişebilir.
Yurt dışındaki tebligatın tamamlanması Türkiye içindeki normal tebligata göre daha uzun sürebilir. Ancak davalı sırf başka ülkede yaşadığı için boşanma davası sonuçsuz kalmaz.
Adresin hiçbir şekilde belirlenemediği hâllerde ise gerekli araştırmaların ardından ilan yoluyla tebligat meselesi ayrıca değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5538 E., 2019/256 K. sayılı kararında yabancı uyruklu ve adresi araştırmalara rağmen belirlenemeyen eş bakımından ilanen tebligat yapılarak boşanma davasına devam edilmesi gerektiğinin kabul edilmesi bu bakımdan önemlidir.
Cezaevindeki Eş Mahkemeye Gelmezse Boşanabilir miyim?
Cezaevinde bulunan eşin nerede olduğu belli olduğundan tebligat bakımından adresi tamamen meçhul olan eşten farklı bir durum vardır.
Tebligat Kanunu m.19’a göre tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatın yerine getirilmesi bulundukları kurumun müdür veya memuru tarafından sağlanır.
Bu nedenle cezaevindeki eşe dava dilekçesi ilgili ceza infaz kurumu üzerinden tebliğ edilebilir.
Ancak kişinin cezaevinde olması kendiliğinden boşanma kararı verilmesi sonucunu doğurmaz. Davada dayanılan boşanma sebebi ve kusurlu davranışlar ayrıca değerlendirilir.
Eşim Hiç Cevap Vermedi, Sonradan Bana Kusur Yükletebilir mi?
Süresinde cevap dilekçesi vermeyen davalı, davacının vakıalarını inkâr etmiş sayılır. Bu inkâr kapsamında savunma yapabilmesiyle, kendi lehine yeni boşanma vakıaları ileri sürmesi aynı şey değildir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/2-695 E., 2016/522 K. sayılı kararında süresinde cevap ve delil bildirmeyen davalının daha sonra delil gösteremeyeceği kabul edilmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/23841 E., 2017/3729 K. sayılı kararında ise süresinde ileri sürülmeyen savunma vakıaları dikkate alınarak davacı kadına kusur yüklenmesi doğru bulunmamıştır.
Bu nedenle “Mahkemeye hiç cevap vermeyeyim, sonra eşimin yaptığı her şeyi tanıklarla anlatırım” düşüncesi usul hukuku bakımından ciddi risk taşır.
Eşim Karşı Dava Açmazsa Ne Olur?
Davalının karşı dava açmaması ile davaya cevap vermemesi birbirinden farklıdır.
Davalı eş yalnızca açılmış boşanma davasının reddini istiyorsa her durumda karşı dava açmak zorunda değildir.
Buna karşılık kendisi de boşanma kararı verilmesini ve kendi dayandığı boşanma sebebine göre sonuç elde edilmesini istiyorsa karşı dava veya ayrı dava açılması gündeme gelebilir.
Davalının karşı dava açmamış olması davacının bütün kusur iddialarını kendiliğinden ispatlanmış hâle getirmez.

Eşim Mahkemeye Gelmiyorsa Anlaşmalı Boşanabilir miyiz?
Eş duruşmaya gelmiyorsa anlaşmalı boşanmanın temel şartlarından biri gerçekleşmez.
TMK m.166/3 uyarınca hâkimin anlaşmalı boşanmaya karar verebilmesi için tarafları bizzat dinlemesi ve boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir. Ayrıca mali sonuçlar ve varsa çocukların durumuna ilişkin düzenlemenin de uygun bulunması gerekir.
Bu nedenle tarafların daha önce protokol imzalamış olmaları tek başına yeterli değildir.
Eşiniz anlaşmalı boşanma duruşmasına gelmez veya “Vazgeçtim, boşanmıyorum” derse anlaşmalı boşanma o şekilde sonuçlandırılamaz. Uyuşmazlığın durumuna göre dava çekişmeli boşanma olarak devam ettirilebilir.
Eşim Boşanmayı Yıllarca Engelleyebilir mi?
Burada 2024 yılında yapılan önemli kanun değişikliğini de dikkate almak gerekir.
TMK m.166/4’ün güncel hâline göre, herhangi bir boşanma sebebiyle açılan dava reddedilir ve ret kararı kesinleştikten sonra bir yıl boyunca ortak hayat yeniden kurulamazsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. Daha önce bu süre üç yıldı; 14.11.2024 tarihli değişiklikle bir yıla indirilmiştir.
Bu hüküm, “eş boşanmıyorum dediği için hayat boyu evli kalırım” endişesi bakımından ayrıca önemlidir.
Ancak bu yolun uygulanabilmesi için önceki boşanma davasının reddedilmiş ve kararın kesinleşmiş olması gerekir. Bir yıllık süre de ret kararının kesinleşmesinden itibaren hesaplanır.
Eşim Mahkemeye Gelmezse Dava Daha Hızlı mı Biter?
Dava dilekçesi davalıya hemen tebliğ edilmiş, davalı cevap veya karşı dava vermemiş ve duruşmalara katılmamışsa dosyada karşı tarafın yürüttüğü usul işlemlerinin daha az olması yargılamayı sadeleştirebilir.
Fakat eş tebligattan kaçıyorsa, adresi bilinmiyorsa, yurt dışındaysa veya ilanen tebligat gerekiyorsa daha duruşmalar başlamadan tebligat işlemleri uzun sürebilir.
Üstelik yanlış tebligat yapılması daha tehlikelidir. Yıllarca süren davanın sonunda tebligatın usulsüz olduğu ortaya çıkarsa savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle kararın kaldırılması veya bozulması gündeme gelebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/7072 E., 2017/12329 K. sayılı kararında yeterli araştırma yapılmadan ilanen tebligata geçilmesi; 2021/6385 E., 2021/7778 K. sayılı kararında ise bilinen işyeri adresi kullanılmadan ilan yoluna devam edilmesi usulüne uygun bulunmamıştır.
Bu yüzden eşin duruşmaya gelmemesiyle eşe tebligat yapılamaması aynı şey değildir.
Usulsüz Tebligatla Boşanma Kararı Alınırsa Ne Olur?
Boşanma davalarında tebligat sıradan bir bürokratik işlem değildir. Davalının davayı öğrenmesi, cevap verebilmesi ve delillerini sunabilmesi savunma hakkının parçasıdır.
Bu nedenle adresi araştırmadan ilanen tebligat yapmak veya kanundaki şartlar oluşmadan MERNİS adresine doğrudan 21/2 tebligatı çıkarmak, yargılamayı hızlandırmak yerine ileride daha büyük sorun yaratabilir.
Yargıtay’ın tebligata ilişkin boşanma kararlarında temel yaklaşım budur: davalı gerçekten bulunamıyorsa hukuk sistemi davayı durdurmaz; fakat kişiye ulaşma imkânı varken usul hükümleri de atlanamaz.
Eşim “Mahkemeye Gelmezsem Boşanamazsın” Diyor, Doğru mu?
Çekişmeli boşanma davasında davalı eşin duruşmaya gelmesi veya boşanmaya onay vermesi zorunlu değildir. Dava usulüne uygun tebligat yapıldıktan sonra diğer eş katılmasa dahi devam edebilir.
Ancak davacının boşanma sebebini ispat etmesi gerekir.
Bu nedenle iki uç düşünce de yanlıştır: “Eşim boşanmayı kabul etmiyor, hayatım boyunca boşanamam.” ve “Eşim mahkemeye gelmedi, hâkim beni otomatik boşar.”
Çekişmeli boşanmada diğer eşin rızası aranmaz; fakat boşanmanın kanuni koşulları aranır.
Eşiniz tebligatı almıyorsa Tebligat Kanunu’ndaki diğer yöntemler uygulanabilir. MERNİS adresi bulunuyorsa şartları çerçevesinde bu adrese tebligat yapılabilir. Hiçbir adres tespit edilemiyorsa gerekli araştırmalardan sonra ilanen tebligata geçilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/5538 E., 2019/256 K. sayılı kararında da adresi araştırmalara rağmen bulunamayan eş nedeniyle davanın sona erdirilemeyeceği, ilanen tebligat yapılarak boşanma davasına devam edilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Diğer eşin kendisini saklaması, tebligattan kaçması veya mahkemeye gelmemesi ona evliliği tek taraflı olarak süresiz devam ettirme hakkı vermez. Boşanma davasının sonucu, eşin duruşma salonuna gelip gelmemesinden değil, usulüne uygun tebligatın tamamlanmasından ve ileri sürülen boşanma sebeplerinin ispatlanmasından doğar.

