Boşandıktan Sonra Nafaka İstenebilir mi? Boşanırken Nafaka İstemeyen Sonradan Dava Açabilir mi?

Boşanma davası sırasında kendisi için nafaka istemeyen eşin, boşanma kesinleştikten sonra hiçbir şekilde nafaka talep edemeyeceği düşüncesi doğru değildir. Yoksulluk nafakasının mutlaka boşanma davasıyla birlikte istenmesini zorunlu tutan bir düzenleme bulunmamaktadır. Boşanma sırasında bu konuda talepte bulunulmamışsa, şartları mevcut olmak kaydıyla boşanmanın kesinleşmesinden sonra ayrıca yoksulluk nafakası davası açılması mümkündür.

Ancak boşanma sırasında nafaka hiç istenmemiş olması, nafaka talebinin mahkeme tarafından reddedilmiş olması ve eşin özellikle anlaşmalı boşanmada nafakadan vazgeçmiş olması aynı hukuki sonucu doğurmaz. Boşanmanın üzerinden ne kadar zaman geçtiği de ayrıca önem taşır. Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesi, boşanmadan doğan dava hakları için boşanma hükmünün kesinleşmesinden başlayan bir yıllık zamanaşımı süresi öngörmektedir. Bu süre çocuk için istenecek iştirak nafakasına değil, boşanmadan doğan yoksulluk nafakası ve tazminat gibi taleplere ilişkindir.

Dolayısıyla “Boşanırken nafaka istemedim, şimdi isteyebilir miyim?” sorusunun cevabı yalnız eski boşanma kararına bakılarak verilemez. Nafaka hiç mi istenmedi, yoksa açıkça vaz mı geçildi; boşanma ne zaman kesinleşti; eski kararda kusur nasıl belirlendi ve nafaka isteyen eşin ekonomik durumu nedir, birlikte incelenmelidir.

Boşanma Davasında Yoksulluk Nafakası İstenmemişse Sonradan Dava Açılabilir mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek eş, kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması koşuluyla karşı tarafın mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir. Kanun, bu talebin yalnız boşanma davasının içinde ileri sürülebileceğini söylememektedir.

Bu yüzden çekişmeli boşanma davası açılmış, taraflar boşanmış fakat eşlerden biri o davada kendisi için yoksulluk nafakası talep etmemişse, yalnız bu sebeple nafaka hakkının ortadan kalktığı sonucuna varılamaz. Boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra bağımsız bir yoksulluk nafakası davası açılması gündeme gelebilir.

Burada hiç talepte bulunmamakla haktan vazgeçmek arasındaki fark önemlidir. Bir kişinin boşanma dilekçesinde nafaka talebi yazmamış olması, tek başına “gelecekte de hiçbir şekilde yoksulluk nafakası istemeyeceğim” iradesi taşımaz. Buna karşılık özellikle anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka konusunda açık bir feragat veya tarafların mali sonuçları kesin biçimde tasfiye eden bir düzenleme bulunması hâlinde sonradan açılacak davanın hukuki durumu değişir.

Sonradan dava açılabilmesi, elbette nafakanın mutlaka bağlanacağı anlamına gelmez. Mahkeme, TMK m.175’teki şartları ayrıca değerlendirir. Boşanmanın kişinin ekonomik durumuna etkisi, kendi düzenli geliri ve malvarlığı, boşanmadaki kusur durumu ve diğer eşin mali gücü nafaka talebinin sonucunda etkili olur.

Boşandıktan Sonra Nafaka İstemek İçin Ne Kadar Süre Vardır?

Boşanmadan sonra ilk kez yoksulluk nafakası talep edilecekse Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesi gözden kaçırılmamalıdır. Maddede, evliliğin boşanma nedeniyle sona ermesinden doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir.

Buradaki başlangıç tarihi, aile mahkemesinin duruşmada boşanma kararı verdiği gün değildir. Boşanma hükmünün kesinleştiği tarih esas alınır. İlk derece mahkemesi örneğin 10 Ocak tarihinde boşanmaya karar vermiş, ancak kanun yolu süreci nedeniyle hüküm 15 Haziran tarihinde kesinleşmişse TMK m.178’deki bir yıllık sürenin başlangıcında 10 Ocak değil, kesinleşme tarihi dikkate alınır.

Bu durum özellikle istinafa götürülen boşanma dosyalarında önemlidir. İlk derece kararından sonra uzun süre geçmiş olması, tek başına bir yıllık sürenin de aynı tarihte başladığı anlamına gelmez. Öncelikle boşanma hükmünün hangi tarihte kesinleştiğinin belirlenmesi gerekir.

Nafaka İçin Bir Yıllık Süre Hak Düşürücü Süre midir?

Türk Medeni Kanunu’nun 178. maddesindeki bir yıllık süre hak düşürücü süre değil, zamanaşımı süresidir. Kanunun başlığı da açık biçimde “Zamanaşımı”dır ve maddede dava haklarının bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı belirtilmektedir.

Bu ayrım uygulamada çok önemlidir. Hak düşürücü süre söz konusu olsaydı hâkim, karşı taraf hiçbir şey söylemese dahi sürenin geçtiğini kendiliğinden dikkate alabilirdi. Zamanaşımı ise bir def’idir; sürenin geçmiş olmasının davada sonuç doğurabilmesi için davalının bunu usulüne uygun biçimde ileri sürmesi gerekir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/1597 E., 2015/1165 K., 08.04.2015 tarihli kararında TMK m.178’deki sürenin hukuki niteliği bu şekilde kabul edilmiştir. Kararda zamanaşımının hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmadığı, borçlu bakımından bir savunma imkânı sağladığı ve zamanaşımı def’i ileri sürülmedikçe hâkim tarafından resen dikkate alınamayacağı belirtilmiştir.

Bu yüzden boşanmanın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçtiğinde kullanılacak ifade “nafaka hakkı kendiliğinden düşer” olmamalıdır. TMK m.178 bakımından doğru hukuki sonuç, boşanmadan doğan yoksulluk nafakası talebinin bir yıllık zamanaşımına tabi olmasıdır.

Boşanmanın Üzerinden Bir Yıldan Fazla Geçtiyse Nafaka Davası Açılabilir mi?

Bir yıllık sürenin geçmesi ile dava açmanın fiziksel veya usulî olarak imkânsız hâle gelmesi aynı şey değildir. Boşanmanın kesinleşmesinden bir yıldan fazla süre sonra yoksulluk nafakası davası açılmışsa davalının zamanaşımı def’inde bulunması gündeme gelir. Def’i usulüne uygun ileri sürülmüşse mahkeme TMK m.178’deki süreyi dikkate alır.

Hukuk Genel Kurulunun 2013/1597 E., 2015/1165 K. sayılı kararı bu konuda oldukça öğreticidir. Kararda yalnız bir-iki yıl değil, boşanmadan sonra çok uzun bir zaman geçmiş olması söz konusuydu. Buna rağmen uyuşmazlık “on beş yıl geçtiğine göre mahkeme kendiliğinden davayı reddeder” şeklinde çözülmemiştir. İnceleme, davalının zamanaşımı def’ini gerçekten ileri sürüp sürmediği üzerinde yoğunlaşmıştır.

Hukuk Genel Kurulu ayrıca davalının cevap dilekçesinde boşanmanın üzerinden on beş yıl geçtiğini söylemiş olmasını dahi, somut beyanın bütünü içerisinde yeterli bir zamanaşımı def’i kabul etmemiştir. Zamanaşımının tereddüde yer bırakmayacak şekilde ileri sürülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu karar nedeniyle, uygulamada zaman zaman kullanılan “Bir yıl geçtiyse artık hiçbir şekilde nafaka davası açılamaz” cümlesi fazla geniştir. Süreyi geçirmek elbette ciddi bir risk yaratır; fakat bunun hukuki sebebi hak düşürücü sürenin dolması değil, karşı tarafın ileri sürebileceği zamanaşımı def’idir.

Boşandıktan İki Yıl Sonra Nafaka İstenebilir mi?

Boşanmanın kesinleşmesinin üzerinden iki yıl geçmişse TMK m.178’deki bir yıllık zamanaşımı süresi geçmiş olur. Bu durumda eski eş ilk kez yoksulluk nafakası talep ettiğinde, davalı zamanaşımı def’inde bulunabilir. Def’in usulüne uygun ileri sürülmesi hâlinde talep bakımından zamanaşımı sonucu doğar.

Buna karşılık hâkimin yalnız dava tarihine bakarak “bir yıldan fazla geçmiş, artık bu davayı inceleyemem” şeklinde resen hareket etmesi zamanaşımının hukuki niteliğiyle bağdaşmaz. Hukuk Genel Kurulunun 2015/1165 sayılı kararında da zamanaşımının ancak tarafça ileri sürülmesi durumunda dikkate alınabileceği kabul edilmiştir.

Aynı değerlendirme boşanmanın üzerinden üç, beş veya on yıl geçmiş olması bakımından da geçerlidir. Zamanın daha fazla geçmiş olması TMK m.178’deki bir yıllık zamanaşımını hak düşürücü süre hâline getirmez.

Boşandıktan Beş veya On Yıl Sonra Nafaka Davası Açılırsa Ne Olur?

Uzun süre sonra açılan bir yoksulluk nafakası davasında iki ayrı konu birbirine karıştırılmamalıdır. İlki TMK m.178’deki zamanaşımıdır. İkincisi ise yoksulluk nafakasının maddi şartlarının bulunup bulunmadığıdır.

Davalı zamanaşımı def’ini usulüne uygun biçimde ileri sürmüşse önce bu savunmanın sonucu değerlendirilir. Zamanaşımının ileri sürülmemiş olması ise nafaka isteyen kişinin otomatik olarak davayı kazanacağı anlamına gelmez. Mahkeme yine TMK m.175 kapsamında nafaka şartlarının mevcut olup olmadığını değerlendirir.

Burada özellikle yıllar sonra ortaya çıkan ekonomik sıkıntının boşanma ile bağlantısı önem kazanabilir. Yoksulluk nafakası, boşanmadan yıllar sonra meydana gelen ve evliliğin sona ermesiyle ilgisi bulunmayan her ekonomik güçlüğü eski eşe yükleyen genel bir sosyal yardım mekanizması değildir. Nafaka talebinin TMK m.175’te düzenlenen boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme koşuluyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Bu nedenle uzun süre geçtikten sonra açılan davalarda yalnız zamanaşımına değil, yoksulluğun boşanmayla bağlantısına ve boşanma sırasındaki ekonomik koşullara da bakılması gerekir.

Yoksulluk Nafakası İçin Bir Yıl İçinde Dava Açmak Tek Başına Yeterli midir?

TMK m.178’deki bir yıllık süre içerisinde dava açılmış olması yalnız zamanaşımı bakımından önem taşır. Nafaka bağlanabilmesi için TMK m.175’teki maddi şartların da gerçekleşmiş olması gerekir. Kanun, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafın kusurunun diğer eşten daha ağır olmamasını ve talebin karşı tarafın mali gücüyle sınırlı olmasını aramaktadır.

Örneğin boşanma kesinleştikten üç ay sonra dava açılmış olması, nafaka talebinin yalnız süre bakımından sorun taşımadığını gösterir. Nafaka isteyen eşin ekonomik durumu, düzenli gelirinin bulunup bulunmadığı, malvarlığı ve yaşamını kendi imkânlarıyla sürdürebilme durumu ayrıca araştırılır. Aynı şekilde boşanma dosyasında kesinleşen kusur belirlemesi de yoksulluk nafakasının koşulları bakımından önem taşır.

Bu noktada sonradan açılan nafaka davasını boşanma davasının ikinci turu gibi görmek de doğru olmaz. Boşanma hükmüyle kesinleşmiş kusur durumu, nafaka davasında tarafların aynı evlilik olaylarını baştan ele alarak tamamen yeni bir kusur tablosu oluşturmasına imkân vermez. Sonradan nafaka talep edilmesi, daha önce kesinleşmiş boşanma hükmünü ortadan kaldırmaz.

Boşanma Sırasında Nafaka İstememek ile Nafakadan Feragat Etmek Arasında Ne Fark Vardır?

Bu ayrım, sonradan açılacak nafaka davalarının en önemli konularından biridir.

Çekişmeli boşanma davasında eşin yoksulluk nafakası hakkında hiçbir talepte bulunmaması, iradesinin yalnız o davada talepte bulunmamaktan ibaret olduğu bir durum olabilir. Buna karşılık kişinin nafaka hakkından açıkça vazgeçtiğini bildirmesi, özellikle anlaşmalı boşanmada boşanmanın mali sonuçlarını düzenleyen protokolde nafaka istemediğini kabul etmesi farklı bir hukuki sonuç doğurabilir.

Bir başka ifadeyle, dosyada nafaka hakkında hiçbir talep bulunmaması ile mahkeme huzurunda veya anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka istenmeyeceğine ilişkin açık bir irade açıklaması aynı kefeye konulamaz.

Bu ayrım özellikle anlaşmalı boşanmalarda önem kazanır. Eşler bazen protokolde yalnız “yoksulluk nafakası talebimiz yoktur” yazarken, bazen “taraflar birbirlerinden nafaka, maddi ve manevi tazminat talep etmeyeceklerdir”, bazen de çok daha genel biçimde “tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları kalmamıştır” şeklinde hükümler kullanmaktadır. Bu ifadelerin sonradan yoksulluk nafakası istenmesine etkisi, protokolün bütünü ve kesinleşen boşanma hükmüyle birlikte değerlendirilmelidir.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka İstenmediyse Sonradan Nafaka Davası Açılabilir mi?

Yargıtay kararlarında da nafakanın protokolde hiç düzenlenmemiş olması ile eşin nafaka istemediğini açık biçimde bildirmesi aynı tutulmamaktadır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2002/7638 E., 2002/8194 K., 08.07.2002 tarihli kararında, anlaşmalı boşanma protokolünde yoksulluk nafakasından vazgeçildiğini gösteren bir hüküm bulunmadığı için sonradan yoksulluk nafakası istenebileceği kabul edilmiştir. Kararda, boşanmanın anlaşmalı olması tek başına ileride yoksulluk nafakası isteme hakkını ortadan kaldıran bir sebep sayılmamıştır.

Ancak anlaşmalı boşanma sırasında nafaka isteminden vazgeçildiğini gösteren açık veya tereddüde yer bırakmayacak bir beyan varsa sonuç değişebilir. Bu noktada protokolde kullanılan birkaç kelimeyi metnin geri kalanından kopararak değerlendirmek yerine, eşlerin boşanmanın mali sonuçlarını nasıl düzenlediklerine ve duruşmadaki beyanlarına bakılması gerekir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Nafakadan Hiç Söz Edilmemişse Ne Olur?

Protokolde yoksulluk nafakasına ilişkin hiçbir hüküm bulunmaması, kendi başına nafakadan feragat edildiğini göstermeyebilir. Boşanma sırasında eş kendi adına nafaka istememiş, fakat gelecekteki yoksulluk nafakası hakkından da vazgeçmemiş olabilir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2002/7638 E., 2002/8194 K. sayılı kararındaki yaklaşım da bu yöndedir. Protokolün gerçekten yoksulluk nafakasından vazgeçmeyi içermediği kabul edildiğinde, anlaşmalı boşanmanın kendisi sonradan nafaka istemeye engel sayılmamıştır.

Bununla birlikte anlaşmalı boşanma dosyasında yalnız protokolün başlığına veya bir maddesine bakmak yeterli olmayabilir. Duruşma tutanağında “nafaka istemiyorum”, “nafaka ve tazminat talebim yoktur” veya eşlerin bütün mali sonuçlarda nihai şekilde anlaştıklarını gösteren başka bir beyan bulunabilir. Mahkeme hükmünde de bu beyanların sonucu ayrıca yer almış olabilir. Sonradan açılacak yoksulluk nafakası davasında eski boşanma dosyasının tamamının incelenmesinin önemi buradan kaynaklanır.

Protokolde “Nafaka İstemiyorum” Yazıyorsa Sonradan Yoksulluk Nafakası İstenebilir mi?

Anlaşmalı boşanmada eşin nafaka istemediğini açık biçimde bildirmesi, yalnız o gün için nafaka miktarının sıfır belirlenmesi şeklinde yorumlanmayabilir. Özellikle eşlerin boşanmanın mali sonuçlarında nihai olarak anlaştıkları ve nafaka talebinden vazgeçtikleri anlaşılıyorsa, bu beyan sonraki yoksulluk nafakası davasına engel olabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/3-836 E., 2013/306 K., 06.03.2013 tarihli kararında bu konu doğrudan ele alınmıştır. Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma sırasında tarafların mali sonuçlarda nihai olarak anlaştıkları ve nafaka isteğinden vazgeçildiğinin anlaşılması hâlinde, sonradan boşanma nedeniyle yoksulluğa düşüldüğü ileri sürülerek yoksulluk nafakası istenemeyeceğini kabul etmiştir. Karardaki önemli ayrıntı, vazgeçme beyanında ayrıca “yoksulluk nafakası” ibaresinin kullanılmamış olmasının tek başına sonucu değiştirmemiş olmasıdır; beyanın anlaşmalı boşanmadaki bütünü esas alınmıştır.

Bu karar sebebiyle protokolde geçen “nafaka istemiyorum” cümlesini yalnız boşanma davası devam ederken ödenecek tedbir nafakasına aitmiş gibi değerlendirmek her dosyada mümkün olmayabilir. Protokolün hazırlanış biçimi ve tarafların duruşmadaki açıklamaları, vazgeçmenin yalnız dava süresindeki nafakayı mı yoksa boşanma sonrasındaki yoksulluk nafakasını da mı kapsadığının belirlenmesinde önem taşır.

“Nafaka Talebim Yoktur” ile “Yoksulluk Nafakasından Feragat Ediyorum” Aynı Sonucu Doğurur mu?

“Yoksulluk nafakasından feragat ediyorum” şeklindeki ifade hangi haktan vazgeçildiğini açık biçimde ortaya koyar. “Nafaka talebim yoktur” cümlesi ise özellikle anlaşmalı boşanma dosyasında kullanıldığı bağlama göre değerlendirilir. Hukuk Genel Kurulunun 2013/306 sayılı kararında da yalnız kullanılan kelimenin teknik adı üzerinde durulmamış; eşin anlaşmalı boşanma sırasında nafaka konusunda ortaya koyduğu nihai iradeye ağırlık verilmiştir.

Dolayısıyla protokol hazırlarken “nasıl olsa yoksulluk nafakası kelimesini yazmadık, daha sonra dava açılır” şeklinde hareket etmek güvenli değildir. Aynı şekilde protokolde nafakanın hiç bulunmaması da otomatik biçimde feragat olarak kabul edilmemelidir. Bir tarafta gerçekten sessiz kalınmış bir hak, diğer tarafta ise mali sonuçların tasfiye edildiğini gösteren bir irade açıklaması vardır.

Bu ayrım sonradan açılan davada birkaç kelimenin sözlük anlamından daha geniş bir inceleme yapılmasını gerektirir.

“Birbirimizden Hiçbir Hak ve Alacağımız Yoktur” Yazıyorsa Nafaka da Kaybedilir mi?

Anlaşmalı boşanma protokollerinde “tarafların birbirinden hiçbir hak ve alacağı yoktur”, “başkaca talebimiz bulunmamaktadır” veya buna benzeyen genel ibarelerle sık karşılaşılır. Bu tür ifadelerin ilerideki bütün talepleri hangi kapsamda sona erdirdiği, protokolün diğer maddelerinden ve duruşma beyanlarından bağımsız değerlendirilemez.

Yargıtay uygulamasında boşanmanın fer’ileri ile mal rejiminin tasfiyesi gibi boşanmanın eki olmayan talepler arasında dahi protokoldeki ifadelerin kapsamına göre ayrım yapılmaktadır. Örneğin Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2015/22210 E., 2017/17561 K. sayılı kararında protokol ve duruşma beyanlarındaki nafaka, tazminat, ziynet ve eşya açıklamaları birlikte değerlendirilmiş; bunların hangi haklara ilişkin olduğu ayrıca ayrıştırılmıştır.

Yoksulluk nafakası açısından da genel bir cümlenin her durumda aynı sonucu doğuracağını söylemek yerine, protokolün tamamına bakmak gerekir. Nafaka ayrıca düzenlenmiş ve taraf açık biçimde istemediğini bildirmişse vazgeçme sonucu daha belirgindir. Buna karşılık metinde nafakaya hiçbir temas yokken yalnız başka alacaklara ilişkin bir tasfiye yapılmışsa, bu metinden gelecekteki yoksulluk nafakasından vazgeçildiği sonucunu çıkarmak her durumda mümkün olmayabilir.

Bu sebeple anlaşmalı boşanma protokolünde kullanılan genel ibareler, özellikle nafaka ve mal rejimi gibi birbirinden farklı haklar söz konusu olduğunda gelişigüzel kaleme alınmamalıdır.

Duruşmada “Nafaka İstemiyorum” Dediysem Protokolde Yazmaması Sonucu Değiştirir mi?

Anlaşmalı boşanmada yalnız yazılı protokol değil, hâkim önündeki beyanlar da önem taşır. Eşlerin boşanma ve mali sonuçlara ilişkin iradeleri bizzat dinlenir ve duruşma tutanağına geçirilir. Bu nedenle protokolde nafaka hakkında açık hüküm bulunmaması, duruşmada verilen açık bir vazgeçme beyanını kendiliğinden etkisiz hâle getirmez.

Hukuk Genel Kurulunun 2012/3-836 E., 2013/306 K. sayılı kararında da uyuşmazlık, anlaşmalı boşanma sırasında açıklanan nafaka istememe iradesinin sonradan açılan yoksulluk nafakası davasında bağlayıcı olup olmadığı üzerinden çözülmüştür. Kurul çoğunluğu, boşanma sırasındaki nihai anlaşma ve nafaka talebinden vazgeçme beyanının sonradan ileri sürülecek yoksulluk nafakası talebine engel olduğuna karar vermiştir.

Bu yüzden yıllar sonra nafaka davası düşünülüyorsa yalnız eldeki protokol nüshasına bakılması yeterli değildir. Kesinleşmiş karar, gerekçeli karar ve özellikle anlaşmalı boşanma duruşma tutanağı birlikte incelenmelidir.

Boşanma Davasında Nafaka Talep Edilmiş ve Reddedilmişse Sonradan Yeniden İstenebilir mi?

Nafakanın hiç istenmemiş olması ile talep edilip reddedilmesi arasındaki fark burada daha belirgin hâle gelir. Yoksulluk nafakası boşanma davasında usulüne uygun biçimde talep edilmiş, mahkeme bu talebi esastan inceleyerek reddetmiş ve karar kesinleşmişse, aynı uyuşmazlığın sonradan yeniden nafaka davası adı altında mahkemenin önüne getirilmesi kesin hüküm sorunuyla karşılaşır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2014/20005 E., 2015/4277 K., 12.03.2015 tarihli kararı, bunun tersinden oldukça açıklayıcı bir örnektir. Eşin yoksulluk nafakası talebi bulunmadığı hâlde mahkemenin bu talebi reddetmesi doğru bulunmamış; böyle bir ret hükmünün taraf aleyhine kesin hüküm oluşturabileceği özellikle belirtilerek hüküm düzeltilmiştir. Başka bir ifadeyle mahkeme, hiç ileri sürülmemiş bir yoksulluk nafakası talebini reddederek eşin gelecekteki hukuki durumunu ağırlaştıramaz.

Bu karar, “talep edilmedi” ile “talep edildi ve reddedildi” arasındaki farkın yalnız kelime farkından ibaret olmadığını gösterir. Boşanma kararında yoksulluk nafakası hakkında ne hüküm kurulduğu sonradan dava açılıp açılamayacağı değerlendirilirken mutlaka incelenmelidir.

Boşanma Kararında “Nafaka Talebinin Reddine” Yazması Sonradan Dava Açılmasını Engeller mi?

Hükümdeki ret ifadesinin hangi talebe ilişkin olduğuna bakılmalıdır. Dava sırasında yalnız tedbir nafakası istenmişken mahkeme yanlışlıkla yoksulluk nafakası hakkında da ret hükmü kurmuş olabilir. Taraf hiç yoksulluk nafakası istemediği hâlde aleyhine ret hükmü kurulması da mümkündür.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/4277 sayılı kararında tam olarak bu sakıncaya dikkat çekilmiş ve talep bulunmadığı hâlde yoksulluk nafakasının reddine karar verilmesinin kesin hüküm sonucu yaratabileceği için hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.

Bu sebeple eski boşanma kararında yalnız “nafaka talebinin reddine” ifadesini görmek yeterli değildir. Dava ve cevap dilekçelerinde ne istendiği, tedbir nafakası ile yoksulluk nafakasının ayrı ayrı talep edilip edilmediği ve hükmün hangi istemi karşıladığı belirlenmelidir.

Yargıtay’ın 2021/2396 E., 2021/4131 K. sayılı kararında da hiç talep edilmeyen yoksulluk nafakasına hâkim tarafından kendiliğinden hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir. Talep ilkesi nedeniyle yoksulluk nafakası, eşin bu yönde usulüne uygun bir istemi olmadan mahkemece kendiliğinden bağlanan bir hak değildir.

Boşanma Davasında Nafakadan Vazgeçtim, Daha Sonra İşsiz Kaldım; Yine de Nafaka İsteyebilir miyim?

Boşanma sırasında yoksulluk nafakasından geçerli biçimde vazgeçilmişse, sonradan ekonomik durumun bozulması önceki feragati kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Özellikle anlaşmalı boşanmada mali sonuçların kesin biçimde düzenlendiği ve yoksulluk nafakasının istenmeyeceğinin kabul edildiği hâllerde, daha sonra işsiz kalmak veya gelirin düşmesi daha önce vazgeçilen boşanmaya bağlı nafaka hakkını yeniden doğuran bir sebep değildir.

Hukuk Genel Kurulunun 2017/3067 E., 2019/512 K. sayılı kararında da daha önceki boşanma yargılamasında yoksulluk nafakası talebinden vazgeçilmiş olmasının sonraki nafaka istemi bakımından sonuç doğurduğu kabul edilmiştir. Kararda ayrıca TMK m.178’deki zamanaşımının davalı tarafından ileri sürülmemesi nedeniyle mahkemece resen uygulanamayacağı da gözetilmiş; buna rağmen önceki vazgeçme yoksulluk nafakası bakımından önemini korumuştur.

Dolayısıyla boşanmanın ardından ekonomik şartların değişmesi iki farklı durumda farklı sonuç doğurur. Daha önce bağlanmış bir nafaka varsa TMK m.176 çerçevesinde artırma, azaltma veya kaldırma gündeme gelebilir. Nafaka hakkından boşanma sırasında geçerli biçimde vazgeçilmişse ise sonradan ekonomik sıkıntıya düşmek aynı hakkı yeniden yaratmaz.

Çocuk İçin Boşanırken Nafaka İstenmediyse Sonradan İştirak Nafakası İstenebilir mi?

Çocuk için iştirak nafakasında yoksulluk nafakasından farklı bir hukuki yapı vardır. İştirak nafakasının amacı eski eşin geçimini sağlamak değil, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine velayet kendisine bırakılmayan anne veya babanın ekonomik gücü oranında katılmasını sağlamaktır. TMK m.182 ile çocuğun bakım giderlerine katılma yükümlülüğü, TMK m.327-330 ile de anne ve babanın bakım borcu düzenlenmektedir.

Bu sebeple boşanma kararında çocuk için iştirak nafakası bağlanmamış olması, çocuğun daha sonra nafaka istemesini engellemez.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/13900 E., 2013/16792 K., 27.11.2013 tarihli kararında bu konu açık biçimde kabul edilmiştir. Anlaşmalı boşanma sırasında velayet sahibi ebeveynin ilerisi için iştirak nafakası istemeyeceğini kabul etmiş olması, çocuğun doğacak nafaka hakkını ortadan kaldıran geçerli bir feragat sayılmamıştır. İştirak nafakasının çocuğun menfaatine ilişkin olduğu ve boşanma sırasında hiç istenmemiş olsa bile daha sonra talep edilebileceği benimsenmiştir.

Bu yönüyle “boşanırken nafaka istemedim” sorusunun cevabı eş ve çocuk bakımından tamamen farklı olabilir. Eş kendi yoksulluk nafakasından geçerli biçimde vazgeçebilir; velayet sahibi anne veya babanın henüz doğmamış çocuk nafakası hakkında yaptığı feragat ise çocuğun ilerleyen yıllardaki bakım hakkını ortadan kaldırmaz.

Anlaşmalı Boşanmada “Çocuk İçin Nafaka İstemiyorum” Yazılmışsa Bu Hüküm Geçerli midir?

Anlaşmalı boşanma protokolünde velayeti alan ebeveynin çocuk için iştirak nafakası istemeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunabilir. Böyle bir düzenleme boşanmanın o tarihteki koşullarında nafakaya hükmedilmemesi sonucunu doğurabilse de çocuğun gelecekte doğacak bakım ihtiyacı üzerinde kesin ve süresiz bir feragat sonucu yaratmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/16792 sayılı kararında, küçüğün menfaatine ilişkin ve henüz doğmamış iştirak nafakasından önceden vazgeçilmesinin geçerli olmadığı kabul edilmiştir. Çocuğun büyümesi, eğitim hayatına başlaması, sağlık veya barınma giderlerinin değişmesi ve anne-babanın ekonomik koşullarının farklılaşması hâlinde velayet sahibi ebeveyn sonradan iştirak nafakası talep edebilir.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolündeki “çocuk için nafaka talebimiz yoktur” hükmünün, çocuğun ergin oluncaya kadar bütün gelecekteki nafaka hakkını kesin biçimde ortadan kaldırdığı söylenemez.

İştirak Nafakası İçin de Boşanmadan Sonra Bir Yıllık Süre Var mı?

TMK m.178’de düzenlenen bir yıllık zamanaşımı, boşanmanın sona ermesinden doğan dava haklarına ilişkindir. İştirak nafakası ise çocuğun devam eden bakım ihtiyacına ve anne-babanın bakım yükümlülüğüne dayanır. Bu yüzden eşin ilk kez isteyeceği yoksulluk nafakasındaki bir yıllık süre çocuk için iştirak nafakasına aynı şekilde uygulanmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/13900 E., 2013/16792 K. sayılı kararında iştirak nafakasının her an doğup işleyen niteliği özellikle vurgulanmış ve anlaşmalı boşanma sırasında nafaka istenmemiş olsa bile sonradan talep edilebileceği kabul edilmiştir.

Örneğin çocuk boşanma tarihinde üç yaşındayken iştirak nafakası istenmemiş, ancak birkaç yıl sonra okul giderleri artmış olabilir. Sırf boşanmanın üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmiş olması, çocuğun devam eden bakım ihtiyacı için iştirak nafakası istenmesine engel oluşturmaz.

Burada geçmiş dönem için birikmiş nafakanın talep edilmesi ile dava tarihinden sonraki dönem için ilk kez iştirak nafakası bağlanması birbirinden ayrılmalıdır. Boşanma kararında daha önce hiç iştirak nafakası kurulmamışsa, geçmiş yılların tamamının geriye dönük biçimde sanki o tarihten beri nafaka kararı varmış gibi tahsili ayrı bir meseledir.

Çocuk 18 Yaşına Geldikten Sonra İştirak Nafakası Devam Eder mi?

İştirak nafakası küçüğün bakımına ilişkin olduğundan, çocuk ergin olduğunda önceki iştirak nafakası kural olarak sona erer. Çocuğun eğitimine devam ediyor olması ise anne ve babanın destek yükümlülüğünün her durumda tamamen bittiği anlamına gelmez. TMK m.328/2, çocuğun ergin olmasına rağmen eğitiminin devam etmesi hâlinde anne ve babanın koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmaya devam etmelerini düzenlemektedir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2016/11384 E., 2017/944 K., 08.02.2017 tarihli kararında da erginlikle birlikte iştirak nafakasının sona erdiği, eğitimi devam eden ergin çocuğun talebinin artık iştirak nafakasının artırılması değil, şartlarına göre yardım nafakası olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle on sekiz yaşından önce velayet sahibi anne veya babanın çocuk adına ileri sürdüğü iştirak nafakası ile ergin çocuğun eğitim döneminde kendi adına talep edebileceği yardım nafakası birbirinden ayrılmalıdır.

Anne veya Baba Çocuğun Nafakasından Vazgeçmişse Çocuk Ergin Olunca Bu Feragat Onu Bağlar mı?

Velayet sahibi ebeveyn, çocuğun bakım yükümlülüğünün gerçek hak sahibi değildir. İştirak nafakasını çocuk adına talep eder. Bu sebeple ebeveynin, çocuğun gelecekte doğacak ve henüz tahakkuk etmemiş nafaka hakkından kesin biçimde vazgeçmesi çocuğun bakım hakkını ortadan kaldırmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/16792 sayılı kararında kabul edilen ilke de budur. Anne veya babanın anlaşmalı boşanma sırasında yaptığı ileriye dönük feragat, küçüğün ergin oluncaya kadar doğabilecek iştirak nafakası hakkını kapsamaz.

Çocuk ergin olduktan sonra ise artık iştirak nafakası değil, şartları varsa kendisinin ileri sürebileceği yardım nafakası söz konusu olur. Önceki boşanma protokolünde anne veya babanın çocuk adına nafaka istememiş olması, ergin çocuğun kanundan doğan kendi talep hakkını ortadan kaldırmaz.

Boşanmada Kendim İçin Nafakadan Vazgeçtim Ama Çocuk İçin Nafaka İsteyebilir miyim?

Kişinin kendi adına yoksulluk nafakasından vazgeçmesi ile çocuk adına iştirak nafakası istemesi birbirinden bağımsızdır. Anlaşmalı boşanma sırasında eş, kendisi için yoksulluk nafakası istemeyeceğini kabul etmiş olabilir. Bu beyanın geçerli biçimde yoksulluk nafakasından vazgeçme sonucunu doğurması, çocuğun bakım giderlerine diğer ebeveynin katılma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Hukuk Genel Kurulunun 2012/3-836 E., 2013/306 K. sayılı kararında anlaşmalı boşanmadaki nafaka feragatinin eşin daha sonraki yoksulluk nafakası istemini engellediği kabul edilirken, çocuk için iştirak nafakasının hukuki niteliği ayrıca ayrılmıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/13900 E., 2013/16792 K. sayılı kararı ise çocuğun ileride doğacak iştirak nafakası hakkından velayet sahibi ebeveyn tarafından geçerli biçimde vazgeçilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır.

Aynı boşanma protokolü içinde “eşler birbirlerinden nafaka istemeyecektir” ve “çocuk için nafaka talep edilmeyecektir” şeklinde hükümler yer alsa bile, bu iki hükmün gelecekteki etkisi aynı değildir.

Boşanırken Nafaka İstemeyen Kişi İçin En Önemli Ayrım Nedir?

Boşanma dosyasına yıllar sonra bakıldığında yalnız kararın “nafaka yok” sonucuna bakmak yeterli olmaz. Nafakanın neden bulunmadığı anlaşılmalıdır. Nafaka hiç talep edilmemiş olabilir; açıkça feragat edilmiş olabilir; talep edilmiş fakat mahkemece reddedilmiş olabilir; yalnız çocuk için nafaka istenmemiş olabilir veya daha önce bir nafaka bağlanmışken sonradan miktar yetersiz kalmış olabilir.

Bu ihtimallerden her biri başka bir hukuki yol doğurur. Yoksulluk nafakasının boşanma sırasında hiç istenmemiş olması, tek başına feragat sayılmaz; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013/3807 E., 2013/4556 K., 18.03.2013 tarihli kararında bu husus açıkça kabul edilmiştir. Anlaşmalı boşanmada nafaka isteminden nihai biçimde vazgeçildiği anlaşılıyorsa Hukuk Genel Kurulunun 2013/306 sayılı kararı farklı bir sonuç doğurmaktadır.Çocuk için nafaka söz konusu olduğunda ise ebeveynin ileriye dönük feragati çocuğun devam eden bakım hakkını ortadan kaldırmamaktadır.

Boşandıktan Sonra Nafaka Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Boşanma kesinleştikten sonra ilk kez yoksulluk nafakası veya çocuk için iştirak nafakası istenecekse dava aile mahkemesinde açılır. Aile mahkemelerinin görev alanına Türk Medeni Kanunu’nun aile hukukundan doğan dava ve işleri girmektedir. Aile mahkemesinin kurulmadığı yerlerde ise bu davalara aile mahkemesi sıfatıyla görevlendirilen asliye hukuk mahkemesi bakar.

Boşanma sonrası nafaka davalarında yetki konusunda Türk Medeni Kanunu ayrıca nafaka alacaklısını koruyan özel bir düzenleme getirmiştir. TMK m.177’ye göre nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu nedenle boşandıktan sonra başka bir şehre taşınan kişinin, sırf eski eş başka bir ilde yaşıyor diye mutlaka onun bulunduğu yerde dava açması gerekmez; nafaka alacaklısı kendi yerleşim yerindeki görevli aile mahkemesine başvurabilir.

Örneğin eşler Samsun’da boşanmış, boşanma sonrasında nafaka isteyen eski eş Ankara’ya yerleşmiş olabilir. Sonradan açılacak nafaka davasının mutlaka eski boşanma dosyasının görüldüğü Samsun mahkemesinde açılması zorunlu değildir. TMK m.177, nafaka alacaklısının yerleşim yerini de yetkili kabul etmektedir.

Bu düzenleme, boşanma bittikten sonra ekonomik açıdan daha güç durumda bulunan eşin nafaka davası açmak için eski eşinin yaşadığı şehre gitmek zorunda kalmaması bakımından da önem taşır.

Boşandıktan Sonra Açılan Yoksulluk Nafakası Hangi Tarihten İtibaren Başlar?

Boşanma kesinleştikten sonra ilk kez bağımsız bir yoksulluk nafakası davası açılmışsa, nafakanın boşanmanın kesinleştiği tarihe kadar geriye yürütülmesi kural olarak söz konusu değildir. Nafaka, şartları gerçekleşmişse bağımsız nafaka davasının açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/10030 E., 2014/16996 K., 22.12.2014 tarihli kararında, boşanma kesinleştikten sonra açılan bağımsız yoksulluk nafakası davasında nafakanın boşanmanın kesinleştiği tarihten değil, nafaka davasının açıldığı tarihten itibaren hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu ayrım, boşandıktan sonra nafaka davası açmayı düşünen kişinin bir yıllık zamanaşımı süresinin son gününe kadar beklemesinin ekonomik sonucunu da gösterir. Örneğin boşanma ocak ayında kesinleşmiş, nafaka davası on ay sonra açılmışsa yoksulluk nafakasının kural olarak ocak ayından başlayarak geçen on aylık dönem için topluca verilmesi beklenmez. Sonradan açılan bağımsız davada nafakanın başlangıcı dava tarihidir.

TMK m.178 kişiye boşanmadan kaynaklanan yoksulluk nafakası talebini ileri sürebileceği zamanaşımı çerçevesini getirirken, nafakanın hangi tarihten itibaren hüküm doğuracağı ayrıca değerlendirilir. TMK m.178’deki süre boşanmanın kesinleşmesinden başlar.

Geçmiş Yıllar İçin Geriye Dönük Yoksulluk Nafakası İstenebilir mi?

Boşanma sırasında yoksulluk nafakası bağlanmamış ve ilk kez yıllar sonra dava açılıyorsa, boşanmayla dava tarihi arasındaki bütün dönem için geriye dönük nafaka hesaplatılması mümkün değildir. İlk kez nafaka kurulacak bağımsız davada Yargıtay’ın kabul ettiği başlangıç tarihi dava tarihidir.

Örneğin boşanma 2025 yılında kesinleşmiş, eski eş 2026 yılında ilk kez yoksulluk nafakası istemişse ve dava koşulları oluşmuşsa mahkeme nafakanın dava tarihinden itibaren ödenmesine karar verebilir. “Boşandığım tarihten beri ekonomik sıkıntı çekiyorum, o tarihten bugüne kadar olan bütün aylıkları da istiyorum” şeklindeki talep, daha önce kurulmuş bir nafaka hükmü bulunmadığı sürece aynı sonucu doğurmaz.

Daha önce mahkeme tarafından nafakaya hükmedilmiş fakat nafaka borçlusu ödememişse ise mesele farklıdır. Bu durumda yeni bir nafaka hakkının geriye yürütülmesinden değil, mevcut nafaka kararından doğmuş ve ödenmemiş nafaka alacaklarının tahsilinden söz edilir. Bu iki durumun birbirine karıştırılmaması gerekir.

Boşanmadan Sonra İşsiz Kaldıysam İlk Kez Yoksulluk Nafakası İsteyebilir miyim?

Sonradan açılan yoksulluk nafakası davalarında en sık karşılaşılan sorulardan biri budur. Kişinin boşanma sırasında geçimini sağlayacak bir işi ve geliri bulunurken birkaç ay sonra işsiz kalması, tek başına eski eşten ilk kez yoksulluk nafakası isteme hakkı doğurduğu anlamına gelmez.

TMK m.175, nafakayı “boşanma yüzünden yoksulluğa düşme” koşuluna bağlamıştır. Bu nedenle sonradan açılan davada yalnız dava tarihindeki ekonomik sıkıntıya bakılmaz; yoksulluk nafakasının koşullarının boşanmanın kesinleştiği dönemde bulunup bulunmadığı da incelenir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/5644 E., 2012/10196 K., 16.04.2012 tarihli kararında sonradan açılan yoksulluk nafakası davalarında nafaka koşullarının dava tarihine göre değil, boşanma hükmünün kesinleştiği zamandaki duruma göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Bu nedenle boşanma sırasında ekonomik olarak kendisini geçindirebilen, sonradan boşanmayla ilgisi bulunmayan bir nedenle işini kaybeden kişinin durumu ile boşanmayla birlikte eşinin ekonomik desteğini kaybetmesi nedeniyle yoksulluğa düşen kişinin durumu aynı değildir.

Buna karşılık boşanma tarihinde kişinin gelirinin bulunması da her durumda yoksulluk nafakasını ortadan kaldırmaz. Gelirin niteliği ve kişiyi gerçekten yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı ayrıca değerlendirilir.

Çalışan Eski Eş Boşandıktan Sonra Yoksulluk Nafakası İsteyebilir mi?

Çalışıyor olmak yoksulluk nafakasının otomatik ret sebebi değildir. Kişinin düzenli ve sürekli bir gelir elde edip etmediği, gelirin miktarı, tarafların ekonomik koşulları ve bu gelirin kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı değerlendirilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/276 E., 2024/1229 K., 27.02.2024 tarihli kararında düzenli çalışmasına rağmen asgari ücret düzeyinde gelir elde eden kadının bu gelirinin kendisini yoksulluktan kurtarmadığı kabul edilmiş; yoksulluk nafakası korunmuş ve miktar yönünden daha uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yakın tarihli diğer kararlar, çalışmanın tek başına yeterli görülmediğini fakat ekonomik durumun varsayımla da belirlenemeyeceğini göstermektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/1609 E., 2024/1998 K., 21.03.2024 tarihli kararında tarafların çalışıp çalışmadıkları, gelirlerinin sürekli olup olmadığı ve nafaka isteyen eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşüp düşmeyeceği konusunda dosyadaki bilgiler çelişkili bulunmuş; ekonomik durum yeterince araştırılmadan nafaka hakkında karar verilmesi doğru kabul edilmemiştir.

Benzer biçimde 2023/4399 E., 2024/1178 K. sayılı kararda da nafaka isteyen eşin çalışmasının niteliğinin, düzenli gelirinin bulunup bulunmadığının ve gelirinin kendisini yoksulluktan kurtaracak seviyeye ulaşıp ulaşmadığının araştırılması gerektiği kabul edilmiştir.

Dolayısıyla sigortalı bir işe sahip olmak, bordroda asgari ücret görünmesi veya dönemsel olarak çalışmak tek başına “nafaka alınamaz” sonucunu doğurmaz. Buna karşılık gelir ve malvarlığı kişinin geçimini sağlayacak düzeydeyse yoksulluk nafakasının koşulları oluşmayabilir.

Sonradan Açılan Nafaka Davasında Ekonomik Durum Nasıl İspatlanır?

Yoksulluk nafakası davasında yalnız “gelirim yok” veya “eski eşimin geliri çok yüksek” şeklindeki beyanlarla yetinilmez. Tarafların gerçek ekonomik ve sosyal durumlarının ortaya çıkarılması gerekir. SGK kayıtları, çalışma ve ücret bilgileri, emeklilik gelirleri, tapu ve araç kayıtları, kira gelirleri ve dosyanın özelliğine göre diğer malvarlığı ve gelir unsurları değerlendirmeye girebilir.

Yargıtay’ın 2024 tarihli kararlarında ekonomik durum araştırmasının güncel ve çelişkisiz olması gerektiğinin özellikle vurgulanması bu nedenle önemlidir. 2024/1609 E., 2024/1998 K. sayılı kararda farklı tarihlerdeki çalışma kayıtları arasında çelişki bulunması üzerine tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının yeniden araştırılması istenmiştir. 2024/2939 E., 2024/3200 K., 07.05.2024 tarihli kararda da kolluk araştırması ile tanık anlatımları arasındaki gelir ve çalışma çelişkisi giderilmeden nafaka hakkında hüküm kurulması yeterli görülmemiştir.

Bu nedenle sonradan nafaka isteyen kişinin yalnız boşanma kararını değil, boşanmanın kesinleştiği dönemdeki ve dava tarihindeki ekonomik durumunu gösterebilecek belgeleri de değerlendirmesi gerekir. Eski boşanma dosyasında yapılmış sosyal ve ekonomik durum araştırmaları da özellikle sonradan açılan yoksulluk nafakası davasında önem taşıyabilir.

Eski Eşin Ev veya Arabasının Olması Nafakayı Engeller mi?

Bir taşınmaz veya aracın bulunması, tek başına nafaka talebini otomatik olarak ortadan kaldıran bir ölçüt değildir. Bununla birlikte malvarlığının niteliği, gelir getirip getirmediği ve kişinin yaşamını hangi ekonomik imkânlarla sürdürdüğü yoksulluk değerlendirmesinin dışında bırakılamaz.

Örneğin yalnız oturduğu bir konutu bulunan kişi ile çok sayıda kiraya verilen taşınmazdan düzenli gelir elde eden kişinin ekonomik durumu aynı değildir. Yargıtay’ın nafakanın kaldırılmasına ilişkin yakın tarihli kararlarında, nafaka alacaklısının boşanma sonrasında önemli malvarlığı ve kira geliri edinmesi yoksulluğun sona erip ermediğinin değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/4032 E., 2024/5401 K. sayılı kararında çok sayıda taşınmaz ve bunlardan elde edilen kira gelirleri nedeniyle nafaka alacaklısının yoksulluk durumunun ortadan kalktığı kabul edilmiştir.

Bu nedenle yalnız maaşa bakılarak nafaka hesabı yapılması kadar, yalnız tapuda bir taşınmaz görülmesi nedeniyle nafaka hakkının bulunmadığının kabul edilmesi de eksik olabilir. Ekonomik tablonun tamamı değerlendirilir.

Nafaka Zaten Bağlanmışsa Yeniden Nafaka Davası mı Açılır?

Boşanma kararında veya daha önce açılmış bir davada yoksulluk ya da iştirak nafakası zaten bağlanmışsa, aynı hak için sıfırdan “ilk kez nafaka” talep edilmez. Aradan geçen sürede miktar yetersiz hâle gelmişse nafaka artırım davası, nafaka borçlusunun veya alacaklısının koşullarındaki değişiklik nedeniyle miktarın düşürülmesi gerekiyorsa nafakanın azaltılması, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını gerektiren koşullar oluşmuşsa nafakanın kaldırılması gündeme gelir.

Türk Medeni Kanunu m.176, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde irat biçiminde ödenen nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına imkân vermektedir. Yoksulluğun ortadan kalkması hâlinde de kanunda öngörülen koşullarla nafakanın kaldırılması mümkündür.

İlkinde mevcut nafaka hükmünün değişen koşullara uyarlanması söz konusudur. İkincisinde ise yoksulluk nafakasının ilk kez kurulup kurulamayacağı, TMK m.175 ve m.178 çerçevesinde değerlendirilir.

Nafaka Artırım Davası Açmak İçin Belirli Bir Süre Beklemek Gerekir mi?

Kanunda “nafaka bağlandıktan sonra mutlaka bir yıl beklenmelidir” şeklinde genel bir süre şartı bulunmamaktadır. Ancak önceki nafaka kararından hemen sonra herhangi bir ekonomik veya sosyal değişiklik olmaksızın yeni bir artırım talebinde bulunulması ile aradan zaman geçmesi, yaşam giderlerinin yükselmesi, çocuğun eğitim ve sağlık giderlerinin artması veya tarafların ekonomik koşullarının değişmesi aynı değildir.

TMK m.176’da artırım veya azaltım bakımından esas alınan ölçüt, tarafların mali durumundaki değişiklik veya hakkaniyet gereğidir.Yargıtay kararlarında da daha önce kurulmuş dengenin, tarafların güncel sosyal ve ekonomik koşullarıyla birlikte korunması gerektiği kabul edilmektedir.

Dolayısıyla nafaka artırım davasında takvimde geçen süreden çok, önceki nafaka miktarının belirlendiği tarihten sonra hangi koşulların değiştiğinin ortaya konulması gerekir.

Boşandıktan Sonra Nafaka Davası Açarken Arabulucuya Gitmek Zorunlu mu?

Mevcut dava şartı arabuluculuk düzenlemelerinde nafaka davaları zorunlu arabuluculuğa tabi uyuşmazlıklar arasında sayılmamaktadır. Dava şartı arabuluculuk; iş, ticari ve tüketici uyuşmazlıklarının belirli bölümlerinin yanı sıra 1 Eylül 2023’ten itibaren kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkından kaynaklanan bazı uyuşmazlıklar için düzenlenmiştir. Nafaka davası bu kapsamda yer almamaktadır.

Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği aile hukukuna ilişkin bazı mali uyuşmazlıklarda ihtiyari arabuluculuk mümkün olabilir. Adalet Bakanlığı da arabuluculuğun tarafların serbestçe karar verebildikleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanabileceğini, velayet gibi üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen konuların ise arabuluculuğa elverişli olmadığını açıklamaktadır.

Bununla birlikte boşanma sonrasında yoksulluk veya iştirak nafakası davası açmak için önce zorunlu arabuluculuk son tutanağı alma şartı bulunmamaktadır.

Boşandıktan Sonra Açılan Nafaka Davasında Harç Nasıl Belirlenir?

Boşanma davasının içinde ileri sürülen nafaka ile boşanma kesinleştikten sonra bağımsız dava olarak açılan nafaka talebi harç bakımından aynı durumda değildir. Bağımsız nafaka davalarında dava değeri, talep edilen nafakanın yıllık tutarı üzerinden belirlenir ve buna göre nispi harç gündeme gelir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2015/25754 E., 2017/3613 K., 30.03.2017 tarihli kararında bağımsız olarak ileri sürülen yoksulluk nafakası bakımından bir yıllık nafaka miktarı üzerinden nispi peşin harcın tamamlanması gerektiği kabul edilmiştir.Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/5519 E., 2023/4196 K., 26.09.2023 tarihli kararında da nafaka davalarında harç hesabının bir yıllık nafaka bedeli üzerinden yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Bu nedenle örneğin aylık 10.000 TL nafaka talep edilen bağımsız bir davada dava değerinin hesabında yalnız bir aylık 10.000 TL değil, yıllık talep miktarı esas alınır. Uygulanacak harç oranları ise dava tarihindeki güncel yargı harçları tarifesine göre belirlenir.

Boşandıktan Sonra Yoksulluk Nafakası İstemek İçin Eski Boşanma Dosyası Neden Önemlidir?

Sonradan açılacak yoksulluk nafakası davası boşanma dosyasından tamamen kopuk yeni bir ekonomik uyuşmazlık değildir. Boşanmanın kesinleştiği tarih, tarafların boşanmadaki kusur durumları, boşanma sırasında nafaka hakkında bir talep veya feragat bulunup bulunmadığı ve o dönemde tarafların ekonomik koşulları eski dosyadan anlaşılabilir.

Özellikle şu ayrımlar eski dosya görülmeden sağlıklı yapılamaz: nafaka hiç mi istenmedi; tedbir nafakası istenip yoksulluk nafakası mı istenmedi; yoksulluk nafakası talep edilerek mi reddedildi; anlaşmalı boşanma protokolünde vazgeçildi mi; duruşmada ayrıca bir feragat beyanı verildi mi?

Bu yazıda ele aldığımız Yargıtay kararlarının farklı sonuçlara ulaşmasının nedeni de çoğu zaman bu ayrımlardır. İlk bakışta bütün dosyalarda “boşanırken nafaka yok” gibi görünen sonuçların arkasında hukuken birbirinden farklı durumlar bulunabilir.

Boşandıktan Sonra Nafaka Davası Açmadan Önce Kesinleşme Tarihi Nasıl Öğrenilir?

Boşanma kararının verildiği tarih ile kararın kesinleştiği tarih aynı olmayabilir. TMK m.178’deki bir yıllık zamanaşımı boşanma hükmünün kesinleşmesinden başladığı için özellikle ilk kez yoksulluk nafakası istenecek dosyada kesinleşme tarihinin belirlenmesi gerekir. Kanun bu süreyi açıkça kesinleşmeye bağlamaktadır.

Kesinleşme bilgisi eski dava dosyasından ve kesinleşme şerhinden görülebilir. Dosya elektronik ortamda erişime açıksa UYAP üzerinden dosyanın safahatı ve mevcut belgeler de incelenebilir; Adalet Bakanlığının UYAP sisteminde tarafların kendi dava dosyalarının safahat ve evraklarına erişebilmesine imkân verilmektedir.

Özellikle istinaf veya temyiz görmüş eski boşanma dosyalarında, yalnız ilk derece mahkemesinin karar tarihine göre bir yıllık süre hesabı yapmak hatalı sonuç verebilir.

Sık Sorulan Sorular

Boşanırken nafaka istemedim, altı ay sonra dava açabilir miyim?

Boşanma sırasında yoksulluk nafakası hiç istenmemiş ve bu haktan feragat edilmemişse, boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra bağımsız yoksulluk nafakası davası açılması mümkündür. TMK m.178’deki bir yıllık zamanaşımı ile TMK m.175’teki yoksulluk ve kusur şartlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Boşanmanın üzerinden bir yıldan fazla geçti. Mahkeme davayı kendiliğinden reddeder mi?

TMK m.178’deki süre hak düşürücü süre değil zamanaşımıdır. Hukuk Genel Kurulunun 2013/1597 E., 2015/1165 K. sayılı kararında da zamanaşımının davalı tarafından ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamayacağı kabul edilmiştir.

Boşanmanın üzerinden beş yıl geçtiyse hâlâ dava açılabilir mi?

Bir yıllık süre geçmiş olduğundan zamanaşımı sorunu doğar. Ancak sürenin geçmesi hak düşürücü süre gibi mahkemece kendiliğinden uygulanmaz. Zamanaşımı def’inin davalı tarafından ileri sürülmesi gerekir. Hukuk Genel Kurulunun kararına konu uyuşmazlıkta boşanmanın üzerinden on beş yıl geçmiş olmasına rağmen inceleme bu ayrım üzerinden yapılmıştır.

Anlaşmalı boşandım ve protokolde nafaka yazmadık. Sonradan nafaka isteyebilir miyim?

Protokolde nafakanın hiç düzenlenmemiş olması ile yoksulluk nafakasından açıkça vazgeçilmiş olması aynı değildir. Protokol, duruşma tutanağı ve kesinleşen karar birlikte incelenmelidir. Nafaka hakkında hiç feragat bulunmuyorsa sonradan talep imkânı tamamen ortadan kalkmış sayılmaz; buna karşılık anlaşmalı boşanma sırasında nafaka hakkından açık ve nihai biçimde vazgeçilmesi sonraki talebi engelleyebilir.

Anlaşmalı boşanmada “nafaka istemiyorum” dedim. Sonradan ekonomik durumum kötüleşirse isteyebilir miyim?

Kişinin kendi adına yoksulluk nafakasından geçerli biçimde vazgeçmiş olması hâlinde, sonradan ekonomik durumunun bozulması eski feragati kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Bu nedenle eski protokoldeki ve duruşma tutanağındaki ifadenin kapsamı belirleyicidir.

Boşanırken çocuk için nafaka istemedim. Aradan yıllar geçince isteyebilir miyim?

Çocuk için iştirak nafakası farklıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2017/16997 E., 2017/18176 K., 25.12.2017 tarihli kararında anlaşmalı boşanmada iştirak nafakası istenmemesinin sonradan çocuk adına nafaka talep edilmesine engel olmadığı kabul edilmiştir. Çocuğun bakım borcunun devam eden niteliği nedeniyle ebeveynin boşanma sırasında yaptığı ileriye dönük feragat çocuğun gelecekteki hakkını ortadan kaldırmaz.

Çalışıyorum ama maaşım geçinmeye yetmiyor. Yoksulluk nafakası alabilir miyim?

Çalışıyor olmak tek başına nafakayı engellemez. Gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığı, miktarı ve kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı değerlendirilir. Yargıtay’ın 2024 tarihli kararlarında asgari ücret düzeyinde çalışma tek başına nafakanın reddi için yeterli görülmemiştir.

Boşanma sırasında iyi bir işim vardı ama iki yıl sonra işsiz kaldım. Eski eşimden ilk kez nafaka isteyebilir miyim?

Sonradan açılan yoksulluk nafakası davasında koşulların boşanmanın kesinleştiği dönemde mevcut olup olmadığı önemlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/5644 E., 2012/10196 K. sayılı kararında yoksulluk nafakası şartlarının sonradan açılan davanın tarihine göre değil, boşanma hükmünün kesinleştiği zamana göre değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Boşanma kesinleştiğinde hiç nafaka yoktu. Sonradan bağlanırsa boşanma tarihinden itibaren birikmiş nafaka alabilir miyim?

İlk kez boşanma sonrasında açılan bağımsız yoksulluk nafakası davasında nafaka dava tarihinden itibaren hüküm doğurur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/10030 E., 2014/16996 K. sayılı kararında boşanmanın kesinleştiği tarihten başlatılan nafaka bu nedenle doğru bulunmamış ve nafakanın dava tarihinden itibaren kurulması gerektiği kabul edilmiştir.

Nafakam zaten var ama artık yetmiyor. Bu yazıdaki bir yıllık süre bana da uygulanır mı?

Daha önce bağlanmış bir nafakanın artırılması, boşanmadan sonra ilk kez yoksulluk nafakası istenmesinden farklıdır. TMK m.176 tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde irat biçimindeki nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına imkân vermektedir. Bu durumda TMK m.178’deki “boşanmadan sonra ilk kez doğan dava hakkını bir yıl içinde kullanma” meselesinden ziyade mevcut nafakanın değişen koşullara uyarlanması söz konusudur.

Boşandıktan sonra nafaka davası açmak için eski eşimin yaşadığı şehre gitmek zorunda mıyım?

TMK m.177, boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılmıştır. Dolayısıyla nafaka isteyen kişi kendi yerleşim yerindeki görevli aile mahkemesinde dava açabilir.

Kaynakça

  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.175-178, m.182 ve ilgili nafaka hükümleri: yoksulluk nafakasının şartları, nafakanın değiştirilmesi, boşanmadan sonra yetkili mahkeme ve bir yıllık zamanaşımı.
  • 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun m.2 ve m.4: aile hukukundan doğan nafaka davalarında aile mahkemesinin görevi ve aile mahkemesi bulunmayan yerlerde uygulanacak görev kuralı.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2013/1597 E., 2015/1165 K., 08.04.2015: TMK m.178’deki bir yıllık sürenin zamanaşımı niteliğinde olması ve zamanaşımının hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamaması.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2012/5644 E., 2012/10196 K., 16.04.2012: sonradan açılan yoksulluk nafakası davasında nafaka koşullarının boşanmanın kesinleştiği döneme göre değerlendirilmesi.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2014/10030 E., 2014/16996 K., 22.12.2014: boşanma sonrasında bağımsız olarak istenen yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren hüküm doğurması.
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/16997 E., 2017/18176 K., 25.12.2017: anlaşmalı boşanmada çocuk için iştirak nafakası istenmemesinin sonradan talepte bulunulmasına engel olmaması.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/276 E., 2024/1229 K., 27.02.2024: asgari ücret düzeyindeki çalışmanın yoksulluk nafakasını kendiliğinden ortadan kaldırmaması ve nafaka miktarının ekonomik koşullarla birlikte değerlendirilmesi.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/1609 E., 2024/1998 K., 21.03.2024: tarafların güncel çalışma ve gelir durumlarındaki çelişkiler giderilmeden yoksulluk nafakası hakkında karar verilememesi.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/4399 E., 2024/1178 K.: çalışmanın düzenli ve sürekli olup olmadığı ile gelirin nafaka isteyen kişiyi yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığının araştırılması.
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2015/25754 E., 2017/3613 K., 30.03.2017 ve 2023/5519 E., 2023/4196 K., 26.09.2023: bağımsız nafaka davalarında harç hesabında bir yıllık nafaka tutarının esas alınması.
Bu içeriği paylaş
WhatsAppLinkedInXE-posta
İLGİLİ İÇERİKLER

Bu Konuda Devam Edin

WhatsApp'tan Yazın