Elektronik Kelepçe Nedir? Ev Hapsinde ve 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Nasıl Uygulanır?

Elektronik kelepçe, hakkında adli kontrol, denetimli serbestlik veya koruyucu ve önleyici tedbir kararı verilen kişilerin belirli yükümlülüklere uyup uymadığının elektronik sistemlerle takip edilmesini sağlayan bir denetim yöntemidir. Uygulamada elektronik kelepçenin en önemli kullanım alanlarından ikisi, ev hapsi olarak bilinen konutu terk etmeme tedbiri ile 6284 sayılı Kanun kapsamında şiddet mağdurlarının korunması amacıyla gerçekleştirilen elektronik takiptir.

Her iki uygulamada kişinin ayak veya kol bileğine elektronik bir cihaz takılabilmekle birlikte, tedbirlerin hukuki dayanakları, uygulanma amaçları ve kişinin hareket özgürlüğü üzerindeki etkileri birbirinden farklıdır.

Ev hapsinde elektronik kelepçe, kişinin belirlenen konuttan ayrılıp ayrılmadığının denetlenmesini sağlar. Buna karşılık 6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe, şiddet uygulayan veya şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişinin mağdura yaklaşmasının önlenmesi amacıyla kullanılır. Bu ikinci uygulamada şiddet mağduruna da bir elektronik koruma ünitesi verilebilir. Ancak mağdurun koluna veya ayak bileğine, şiddet uygulayan kişide olduğu gibi elektronik kelepçe takılmaz.

Elektronik kelepçenin ne kadar süre kullanılacağı, cihazın nasıl çıkarılacağı, duş alınırken çıkarılıp çıkarılamayacağı, tesadüfi karşılaşmaların nasıl değerlendirileceği ve tedbir kararına aykırılık hâlinde hangi yaptırımların uygulanacağı, elektronik izlemeye dair mahkeme kararına göre belirlenir.

I. Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe Uygulaması

Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe Nedir?

Ev hapsinde elektronik kelepçe, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109/3-j maddesinde düzenlenen konutu terk etmeme adli kontrol yükümlülüğünün denetlenmesi amacıyla kullanılan elektronik takip sistemidir.

Konutu terk etmeme tedbiri, hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişinin belirlenen konutta kalmasını zorunlu kılar. Tedbirin uygulanabilmesi için kişinin kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararının bulunması gerekmez. Nitekim adli kontrol, tutuklama yerine uygulanabilen koruma tedbirlerinden biridir.

Elektronik kelepçe ise bu yükümlülüğün yerine getirilmesini denetleyen teknik araçtır. Kişinin konutta bulunup bulunmadığı, cihaz ve bağlantılı izleme sistemleri aracılığıyla kontrol edilir.

5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun 15/A maddesi, şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde elektronik cihazlar kullanılarak izlenmesine imkân tanımaktadır.

Elektronik kelepçenin kullanılması, kişi hakkında ayrıca bir hapis cezası verildiği anlamına gelmez. Ancak konutu terk etmeme tedbiri, kişinin özgürlüğünü önemli ölçüde sınırlandırdığından, anayasal güvenceler ve ölçülülük ilkesi bakımından değerlendirilmelidir.

Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe Kimlere Takılır?

Elektronik kelepçe, konutu terk etmeme adli kontrol tedbirine tabi tutulan şüpheli veya sanıkların yükümlülüklere uyup uymadığının denetlenmesinde kullanılabilir.

Kişinin kaçma şüphesinin bulunması, soruşturmanın veya kovuşturmanın özellikleri, delillere müdahale ihtimali ve tutuklama yerine daha hafif bir koruma tedbirinin yeterli olup olmayacağı adli kontrol kararının değerlendirilmesinde önem taşır.

Bununla birlikte hakkında ev hapsi kararı verilen herkese mutlaka elektronik kelepçe takılması zorunlu değildir. Elektronik izleme, tedbirin uygulanmasını denetlemek amacıyla kullanılabilecek yöntemlerden biridir.

Elektronik kelepçe yalnızca adli kontrol kapsamında da uygulanmaz. Kesinleşmiş mahkûmiyetin infazı sırasında 5275 sayılı Kanun’un 110. maddesi kapsamında hapis cezasının konutta çektirilmesi veya denetimli serbestlik hükümleri gereğince elektronik izlemeye başvurulması mümkündür.

Bu durumlarda kişi hakkında verilen kararın niteliği farklı olduğundan, dışarı çıkma izni, yükümlülüklerin ihlali ve elektronik izlemenin sona erdirilmesine ilişkin başvuru yolları da farklılık gösterebilir.

Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe Nasıl Çalışır?

Konutu terk etmeme tedbiri kapsamında kullanılan elektronik takip sisteminde kişinin kalması gereken konut belirlenir. Elektronik kelepçe ve bağlantılı cihazlar aracılığıyla kişinin izin verilen alan içerisinde bulunup bulunmadığı denetlenir.

Denetimli serbestlik birimlerince yürütülen elektronik izleme uygulamasında bilgiler Elektronik İzleme Merkezine aktarılır. Merkez, elektronik izleme yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğini günün her saatinde denetleyebilecek şekilde faaliyet göstermektedir.

Kişinin izin verilen alanı terk etmesi, elektronik kelepçeye müdahale edilmesi veya cihazın bağlantısının kesilmesi sistemde uyarı oluşturur.

Ancak her teknik uyarı, kişinin adli kontrol yükümlülüğünü kasıtlı olarak ihlal ettiği anlamına gelmez. Cihaz arızası, bağlantı sorunu veya kişinin kusurundan kaynaklanmayan teknik aksaklıkların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Elektronik izleme sistemi kişinin bulunduğu alanı ve yükümlülüklere uyumunu denetlemeye yöneliktir. Kişinin ev içerisindeki bütün hareketlerinin kamera aracılığıyla izlendiği veya konuşmalarının sürekli dinlendiği anlamına gelmez.

Elektronik Kelepçe ile Duşa Girilir mi?

Elektronik kelepçe takılan kişilerin günlük yaşamlarında karşılaştıkları sorunlardan biri, banyo ve duş sırasında cihazın nasıl kullanılacağıdır.

Elektronik kelepçe takılan kişinin kişisel temizliğini sağlaması elbette mümkündür. Bununla birlikte duş sırasında cihazın çıkarılması, bağlantılarının gevşetilmesi veya bantlarının kesilmesi hukuken kabul edilebilir bir davranış değildir.

Cihazın duş sırasında zarar görmesi veya teknik arıza meydana gelmesi hâlinde ilgili denetimli serbestlik biriminin gecikmeksizin bilgilendirilmesi gerekir. Cihaza izinsiz müdahale edilmesi, yükümlülüğün ihlal edildiği yönünde değerlendirmeye neden olabilir.

Elektronik Kelepçe Takılan Kişi İşe Gidebilir mi?

Konutu terk etmeme adli kontrol tedbiri uygulanan kişinin çalışıyor olması, kendiliğinden evden ayrılma hakkı sağlamaz.

Elektronik kelepçe takılan kişi, hakkındaki karar değiştirilmedikçe veya yetkili makam tarafından izin verilmedikçe çalışmak amacıyla da konutundan ayrılamaz.

Bununla birlikte Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 110. maddesi uyarınca adli kontrol yükümlülüğünün değiştirilmesi veya geçici muafiyet tanınması mümkündür. Kişinin işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bulunması, ailesinin geçimini sağlamak zorunda olması ve daha hafif bir tedbirle aynı amaca ulaşılabileceğini ispatlaması gerekir.

Mahkeme tarafından çalışma saatlerine uygun farklı bir yükümlülüğe karar verilmesi mümkün olmakla birlikte, elektronik kelepçe takılı kişinin her gün belirli saatlerde dışarı çıkma hakkı bulunmamaktadır.

Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe ile Hastaneye Gidilebilir mi?

Konutu terk etmeme yükümlülüğü bulunan kişinin planlanmış hastane randevuları, düzenli tedavileri veya ameliyatları için önceden izin talep etmesi gerekir.

Acil tıbbi müdahale gerektiren durumlarda ise kişinin yaşam ve sağlık hakkı önem taşır. Böyle bir durumda acil sağlık yardımına başvurulması, mümkün olan en kısa sürede denetim birimlerinin bilgilendirilmesi ve sağlık müdahalesine ilişkin belgelerin muhafaza edilmesi gerekir.

Gerçek bir sağlık zorunluluğu nedeniyle konuttan ayrılma ile adli kontrol tedbirini bilerek ihlal etme amacıyla gerçekleştirilen davranışlar aynı şekilde değerlendirilemez. Bununla birlikte acil durumun varlığı, gerçekleşen bütün hareketlerin kendiliğinden hukuka uygun sayılacağı anlamına da gelmez.

Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe Çıkarılırsa Ne Olur?

Elektronik kelepçenin kişinin kendi iradesiyle çıkarılması, kesilmesi veya çalışmasının engellenmesi ciddi hukuki sonuçlar doğurur.

CMK’nin 112. maddesine göre adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, kanunda belirtilen koşullarla tutuklama kararı verilebilir.

Elektronik kelepçenin çıkarılması nedeniyle teknik takip sona ermiş olsa bile konutu terk etmeme yükümlülüğü kendiliğinden ortadan kalkmaz.

Cihazın kamuya ait olması nedeniyle kasten zarar verilmesi ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun mala zarar vermeye ilişkin hükümleri kapsamında değerlendirilebilir.

Buna karşılık elektronik kelepçenin kendiliğinden açılması, teknik arıza meydana gelmesi veya kişinin kusurundan kaynaklanmayan nedenlerle çalışmaması durumunda ihlalin niteliği ayrıca araştırılır.

Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe Nasıl Kaldırılır?

Elektronik kelepçenin çıkarılması için öncelikle konutu terk etmeme yükümlülüğünün kaldırılması, değiştirilmesi veya elektronik izleme gerekliliğinin sona erdirilmesi gerekir.

CMK’nin 110 ve 111. maddeleri kapsamında adli kontrol tedbirinin kaldırılması veya değiştirilmesi istenebilir.

Başvuruda soruşturmanın geldiği aşama, delillerin toplanmış olması, kaçma şüphesinin bulunmaması, kişinin sağlık durumu, ailevi yükümlülükleri ve tedbirin çalışma hayatına etkileri ileri sürülebilir.

Tedbirin kaldırılması veya elektronik izlemenin sona erdirilmesi yönünde yetkili karar verildiğinde cihaz, görevli personel tarafından çıkarılır.

Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe Süresi Cezadan Düşülür mü?

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109/6 maddesi, konutu terk etmeme adli kontrol yükümlülüğü altında geçirilen sürenin mahkûmiyet hâlinde cezadan mahsup edilmesine ilişkin özel bir düzenleme içermektedir.

Bu hükme göre konutu terk etmeme yükümlülüğü altında geçirilen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.

Ancak yalnızca elektronik kelepçe takılmış olması, bu mahsup kuralının uygulanması için yeterli değildir. Kişinin CMK m. 109/3-j kapsamında konutu terk etmeme yükümlülüğüne tabi olması gerekir.

Örneğin belirli kişilere yaklaşmama yükümlülüğü nedeniyle elektronik kelepçe takılan kişinin durumu ile konutu terk etmeme tedbirine tabi kişinin durumu birbirinden farklıdır.

II. 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Elektronik Kelepçe Uygulaması

6284 Sayılı Kanuna Göre Elektronik Kelepçe Nedir?

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe, şiddet uygulayan veya şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişinin, hakkında verilen koruyucu ve önleyici tedbir kararlarına uyup uymadığının elektronik sistemlerle denetlenmesini sağlayan bir uygulamadır.

Bu uygulamanın hukuki dayanağı, 6284 sayılı Kanun’un 12. maddesidir. Söz konusu hüküm, Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının uygulanmasında hâkim kararıyla teknik araç ve yöntemlerin kullanılmasına imkân tanımaktadır.

Elektronik kelepçenin amacı, şiddet mağdurunun korunmasını sağlamak ve özellikle yaklaşmama yükümlülüğünün ihlal edilmesini önlemektir.

Uygulamanın ayrıntıları, 4 Eylül 2021 tarihli ve 31588 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Teknik Yöntemlerle Takip Sistemlerinin Kullanılmasına Dair Yönetmelik’te düzenlenmiştir.

Bu kapsamda elektronik kelepçe, diğer tedbirlerden bağımsız bir cezalandırma yöntemi değildir. Yönetmeliğin 12. maddesi uyarınca teknik yöntemlerle takip kararı, ilgili tedbir kararları olmaksızın tek başına uygulanamaz.

Örneğin bir kişinin eski eşine yaklaşmaması yönünde aile mahkemesince tedbir kararı verilmişse, bu yaklaşmama yükümlülüğünün elektronik kelepçeyle denetlenmesine ayrıca karar verilebilir.

6284 Sayılı Kanuna Göre Elektronik Kelepçe Hangi Durumlarda Takılır?

Elektronik kelepçe kararı verilmesinde şiddet mağdurunun korunma ihtiyacı ve mevcut tedbirlerin elektronik yöntemlerle takip edilmesinin gerekli olup olmadığı değerlendirmeye alınır.

Özellikle daha önce verilmiş uzaklaştırma kararlarının ihlal edilmesi, mağdura yönelik tehditlerin devam etmesi, ısrarlı takip davranışları, şiddet olaylarının tekrarlanması veya mağdurun güvenliğinin ciddi biçimde tehlikede bulunması elektronik izleme kararının süresinin uzatılmasına sebep olabilir.

Yönetmeliğin 8. maddesinde, koruyucu ve önleyici tedbir kararlarının yetersiz kalması veya mağdurun hayatının olağan akışının aksaması gibi nedenlerle teknik yöntemlerle takibe uygun olabileceği değerlendirilen vakaların ilgili kolluk ve Bakanlık birimlerince tespit edilmesi öngörülmüştür.

Bu nedenle elektronik kelepçe talebinin yalnızca tarafların boşanma aşamasında bulunmasına veya aralarında uyuşmazlık yaşanmasına dayanması yeterli görülmeyebilir.

Buna karşılık elektronik kelepçe uygulanabilmesi için mutlaka daha önce fiziksel saldırı gerçekleşmiş olması da zorunlu değildir. Ciddi şiddet tehdidi, ısrarlı takip ve tehlikeyi gösteren diğer somut olgular da koruyucu tedbirlerin değerlendirilmesinde önem taşır.

Elektronik Kelepçe İçin Kesinleşmiş Suç veya Mahkûmiyet Kararı Gerekir mi?

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe uygulanabilmesi için kişinin kesinleşmiş mahkûmiyet kararının bulunması gerekmez.

Kanun yalnızca daha önce şiddete uğrayan kişileri değil, şiddete uğrama tehlikesi altında bulunan kişileri de korumaktadır. Bu nedenle elektronik kelepçenin uygulanması, mutlaka kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararına bağlı değildir.

Örneğin hakkında daha önce tehdit nedeniyle mahkûmiyet kararı verilmemiş bir kişinin, eski eşini sürekli takip etmesi, bulunduğu yerlere gitmesi ve güvenliğini tehlikeye düşüren davranışlarını sürdürmesi hâlinde elektronik izleme tedbiri gündeme gelebilir.

Ancak bu durum, her iddia üzerine otomatik olarak elektronik kelepçe kararı verileceği anlamına gelmez. Tedbirin ağırlığı nedeniyle şiddet riski, önceki olaylar, mevcut koruma kararları ve elektronik izlemenin gerekliliği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.

6284 sayılı Kanun’un 8/3 maddesinde koruyucu tedbir kararı verilmesi için şiddetin uygulandığına ilişkin delil veya belge aranmayacağı düzenlenmiştir. Bununla birlikte elektronik kelepçe gibi kişinin hareketlerini sürekli takip etmeye yönelik bir yöntemin seçilmesinde, riskin niteliği ve teknik izleme gerekliliği ayrıca değerlendirilir.

6284 Sayılı Kanuna Göre Elektronik Kelepçe Nasıl Talep Edilir?

Elektronik kelepçe uygulanması, aile mahkemesinden talep edilebilir.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Teknik Yöntemlerle Takip Sistemlerinin Kullanılmasına Dair Yönetmelik’in 10. maddesi uyarınca teknik yöntemlerle takip kararı; Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM), kolluk, şiddet mağduru veya Cumhuriyet savcısı tarafından en çabuk ve en kolay ulaşılabilecek yer aile mahkemesi hâkiminden istenebilir.

Şiddet mağduru, mevcut uzaklaştırma kararının yeterli koruma sağlamadığını, karşı tarafın yaklaşma girişimlerini sürdürdüğünü veya ciddi şiddet tehlikesinin devam ettiğini ileri sürerek elektronik kelepçe talebinde bulunabilir.

Dilekçede 6284 sayılı Kanun’un 12. maddesi kapsamında teknik yöntemlerle takip kararı verilmesi ve şiddet uygulayan kişinin elektronik kelepçe ile izlenmesi talep edilebilir.

Her Elektronik Kelepçe Talebi Kabul Edilir mi?

Elektronik kelepçe uygulanması konusunda aile mahkemesinden talepte bulunulması, mutlaka bu yönde karar verileceği anlamına gelmez.

Teknik yöntemlerle takip uygulaması, her uzaklaştırma kararının kendiliğinden sonucu değildir. Şiddet tehlikesinin niteliği, mevcut tedbirlerin yeterliliği ve olayın teknik yöntemlerle takibe uygunluğu değerlendirilmelidir.

Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca ŞÖNİM bünyesinde oluşturulan komisyon, vakanın teknik yöntemlerle takibe elverişli olup olmadığını incelemektedir.

Komisyon değerlendirmesinde mağdurla yapılan görüşmelere ilişkin raporlar, şiddet uygulama riskine dair resmî kayıtlar, tarafların yaşadıkları yerler, günlük güzergâhları ve kolluğun müdahale imkânları dikkate alınır.

Komisyon değerlendirmesi üzerine uygun görülen vakalarda aile mahkemesinden teknik yöntemlerle takip kararı talep edilebilir. Doğrudan mahkemeye yapılan başvurularda da hâkim, gerekli görürse komisyon değerlendirmesi isteyebilir.

6284 Sayılı Kanuna Göre Elektronik Kelepçe Mağdura da Takılır mı?

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe, şiddet uygulayan veya şiddet uygulama tehlikesi bulunan yükümlünün ayak veya kol bileğine takılır.

Şiddet mağduruna ise elektronik kelepçe değil, mağdur koruma ünitesi olarak adlandırılan elektronik bir cihaz verilebilir.

Bu ayrım hukuken ve teknik olarak önemlidir. Şiddet uygulayan kişinin bileğine takılan cihaz, yükümlünün hareketlerinin ve yaklaşmama sınırlarının denetlenmesinde kullanılır. Mağdur koruma ünitesi ise korunması gereken kişinin konumunun belirlenmesine ve tehlike hâlinde uyarılmasına yardımcı olur.

Mağdur koruma ünitesinin temel amacı, şiddet uygulayan kişiyle mağdur arasındaki mesafenin elektronik sistem üzerinden takip edilmesine imkân sağlamaktır.

Dolayısıyla elektronik kelepçeyle takip edilen bir olayda yalnızca yükümlünün konumu değil, mağdurun konumu da kullanılan izleme sistemi kapsamında önem taşıyabilir.

Şiddet mağduruna verilen cihazın yanında taşınması ve gerekli şekilde şarj edilmesi gerekir. Yönetmeliğin 13/3 maddesi, mağdurun alıcı cihazı şarj etmemesi veya yanında bulundurmaması hâlinde izleme personelince kendisiyle iletişime geçilerek gerekli bilgilendirme ve yönlendirmenin yapılmasını öngörmektedir.

Mağdurun koruma ünitesini taşıması, mağdurun cezalandırılmasına yönelik bir yükümlülük niteliğinde değildir. Uygulamanın amacı, kişinin güvenliğinin sağlanmasıdır.

Elektronik Kelepçede Takibi Kim Yapar?

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe takılan kişinin takibi, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulu Elektronik İzleme Merkezi tarafından yürütülür.

Yönetmeliğin 4. maddesi uyarınca izleme işlemleri, görevlendirilen personel tarafından haftanın yedi günü ve günün yirmi dört saati esasına göre gerçekleştirilmektedir.

Sistem üzerinde şiddet uygulayan kişi ile mağdurun konum bilgileri, yasak bölgeler ve yaklaşılmaması gereken asgari mesafe takip edilir.

İzleme sırasında şiddet uygulayan kişinin yasak bölgeye yöneldiği veya belirlenen sınıra yaklaştığı tespit edilirse ilgili uyarı ve müdahale prosedürleri işletilir.

Gerekli hâllerde yükümlüyle iletişime geçilir, şiddet mağduru uyarılır ve kolluk birimlerine bilgi verilir.

Elektronik İzleme Merkezi tarafından ihlale ilişkin tutanak düzenlenmesi de mümkündür. Bu tutanak, tedbir kararına aykırılık nedeniyle yürütülecek hukuki işlemlerde önem taşır.

Bununla birlikte sistemin elektronik uyarı üretmesi ile tedbir kararının hukuken ihlal edildiğinin kesin olarak kabul edilmesi aynı şey değildir. Özellikle tesadüfi karşılaşmalar, teknik arızalar veya kişinin iradesi dışında gelişen durumlar bakımından olayın koşullarının ayrıca araştırılması gerekir.

Elektronik Kelepçede Yaklaşmama Mesafesi Kaç Metredir?

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe uygulanırken bütün kişiler için geçerli sabit bir yaklaşmama mesafesi bulunmamaktadır.

Yönetmeliğin 9. maddesi uyarınca asgari mesafenin belirlenmesinde tarafların ev, iş yeri ve okul adresleri, günlük güzergâhları, yaşadıkları yerin özellikleri, nüfus yoğunluğu, trafik durumu ve kolluğun müdahale süresi dikkate alınmaktadır.

Örneğin nüfus yoğunluğunun fazla olduğu bir şehir merkezinde belirlenen mesafe ile yerleşimin seyrek olduğu bir bölgede gerekli görülen güvenlik mesafesi farklı olabilir.

Şiddet uygulayan kişinin mağdurun konutuna veya iş yerine yaklaşması yasaklanabileceği gibi, mağdura belirli bir mesafeden fazla yaklaşmaması da kararlaştırılabilir.

Elektronik izleme sistemi üzerinde yasak bölge ve bu bölgeye yaklaşılması hâlinde uyarı verilmesini sağlayan tampon bölge tanımlanabilir.

Yükümlünün tampon bölgeye girmesiyle uyarı prosedürü başlatılabilir. Uyarıya rağmen yasak bölgeye doğru ilerlemeye devam edilmesi durumunda ise ihlal prosedürü uygulanabilir.

Bu nedenle yaklaşmama mesafesinin değerlendirilmesinde yalnızca taraflar arasındaki fiziksel uzaklık değil, mahkeme kararının kapsamı ve elektronik izleme sistemine tanımlanan bölgeler de önem taşır.

Elektronik Kelepçe Takılan Kişi ile Mağdur Adliyede Karşılaşırsa Ne Olur?

Elektronik kelepçe uygulamasında en önemli sorunlardan biri, tarafların aynı adliye binasında bulunmak zorunda kaldıkları durumlardır.

Özellikle boşanma davaları, ceza yargılamaları, velayet uyuşmazlıkları veya ortak çocukla ilgili işlemler nedeniyle şiddet mağduru ile hakkında yaklaşmama kararı bulunan kişinin aynı gün adliyeye gitmeleri gerekebilir.

Böyle bir durumda tarafların birbirlerine yaklaşması, elektronik izleme sistemi tarafından tespit edilebilir. Ancak tarafların aynı adliyede bulunması, yaklaşmama kararının kasıtlı olarak ihlal edildiğini göstermeyebilir.

Şiddet uygulayan kişi, korunması gereken kişinin bulunduğunu öğrendikten sonra mümkün olan ölçüde uzaklaşmalı ve gerektiğinde adliye güvenliği veya kolluk görevlilerinden yardım istemelidir.

Duruşmaya katılma zorunluluğunun bulunması, yaklaşmama yükümlülüğünün kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Tarafların aynı yerde bulunmalarının zorunlu olduğu durumlarda güvenli bekleme alanları, ayrı giriş veya çıkış düzenlemeleri ve kolluk eşliğinde hareket edilmesi gibi önlemler gündeme gelebilir.

Elektronik Kelepçe Takılan Kişi ile Mağdur Hastanede Karşılaşırsa Ne Olur?

Hastane gibi kamusal alanlarda tarafların birbirleriyle tesadüfen karşılaşmaları da mümkündür.

Örneğin elektronik kelepçe takılan kişi sağlık kontrolü amacıyla hastaneye gitmişken mağdurun da aynı hastanede bulunması hâlinde, taraflar arasındaki mesafe elektronik sistemde uyarı oluşturabilir.

Bu durumda hastaneye gelmenin meşru bir sağlık ihtiyacından kaynaklanması ve tarafların birbirlerinin orada bulunduğunu önceden bilmemesi önemlidir.

Ancak kişinin mağduru gördükten sonra ona doğru ilerlemesi, bulunduğu bölgeden ayrılmaması veya mağdurla iletişim kurmaya çalışması, yaklaşmama yükümlülüğünün ihlali bakımından farklı değerlendirilir.

Mağdur Elektronik Kelepçe Takılan Kişiye Kendisi Yaklaşırsa Ne Olur?

6284 sayılı Kanun kapsamındaki elektronik izlemede, şiddet mağdurunun kendi iradesiyle yükümlünün bulunduğu bölgeye yaklaşması da mümkündür.

Örneğin mağdurun alışveriş yapmak amacıyla gittiği bir yerde elektronik kelepçe takılan kişiyle karşılaşması veya yükümlünün bulunduğu konuma bilerek gitmesi durumunda elektronik sistem taraflar arasındaki mesafe nedeniyle uyarı oluşturur.

Bu konu Yönetmeliğin 13/3 maddesinde ayrıca düzenlenmiştir. Hükme göre şiddet mağdurunun yükümlüye yaklaşması hâlinde izleme personeli mağdurla iletişime geçerek gerekli yönlendirme ve bilgilendirmeyi yapar.

Örneğin elektronik kelepçe takılan kişinin bir alışveriş merkezinde bulunduğu sırada mağdurun aynı merkeze gelmesi ve ona doğru ilerlemesi hâlinde, yükümlünün bu durumu öğrenmesine rağmen mağdura yaklaşmaya devam etmesiyle güvenli biçimde uzaklaşmaya çalışması aynı şekilde değerlendirilemez.

Bununla birlikte mağdurun kendiliğinden yaklaşması, yükümlünün mahkeme kararını ihlal etmesine izin verildiği anlamına da gelmez. Mağdurun rızası veya iletişim kurmak istemesi, yürürlükteki yaklaşmama kararını kendiliğinden kaldırmaz.

Bu sebeple elektronik kelepçe takılan kişinin, mağdur kendisine yaklaşsa bile kararın sınırlarına uyması ve gerekiyorsa kolluk birimlerinden yardım istemesi gerekir.

Mağdurun Bilerek Yaklaşması Elektronik Kelepçe İhlali Sayılır mı?

6284 sayılı Kanun’da elektronik kelepçeyle izlenen yaklaşmama yükümlülüğü, kural olarak şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişiye yöneliktir.

Bu nedenle mağdurun yükümlüye yaklaşması, yükümlünün aynı davranışı gerçekleştirmesiyle hukuken özdeş değildir.

Mağdurun koruma ünitesiyle takip edilmesi de onun hareket özgürlüğünün yükümlüyle aynı biçimde sınırlandırıldığı anlamına gelmez.

Ancak mağdurun elektronik izleme sisteminin işleyişini etkileyecek davranışlarda bulunması, güvenlik riski doğurabilir. Yönetmeliğin 13. maddesi bu nedenle mağdura yönelik bilgilendirme ve yönlendirme yapılmasını öngörmektedir.

Örneğin mağdurun yükümlüyle görüşmek amacıyla onun bulunduğu yere gitmesi durumunda elektronik sistem uyarı verebilir. Bu durumda yükümlünün mağdurla görüşmeyi kabul etmesi veya yaklaşmama kararının gereklerine aykırı davranması ayrıca değerlendirilebilir.

Mağdurun yükümlüye yaklaşması, yükümlü hakkında zorlama hapsi uygulanması için yeterli görülmemelidir. İhlalin yükümlünün hangi davranışından kaynaklandığının somut biçimde belirlenmesi gerekir.

Tarafların barışmış olması, birlikte yaşamak istemeleri veya mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de elektronik takip kararını kendiliğinden sona erdirmez. Kararın değiştirilmesi veya kaldırılması için yetkili merci tarafından gerekli işlemlerin yapılması gerekir.

Elektronik Kelepçede Tesadüfi Karşılaşma Nasıl Tespit Edilir?

Elektronik izleme sistemleri, tarafların konumları ve belirlenen güvenlik mesafesi üzerinden çalışmaktadır.

Bununla birlikte yalnızca konum bilgilerinin kaydedilmesi, tarafların birbirlerini görüp görmediklerini, karşılaşmanın tesadüfi olup olmadığını veya kimin hangi amaçla hareket ettiğini her durumda ortaya koymaz.

Bu nedenle elektronik sistem tarafından oluşturulan uyarı, olayın bütün koşullarının araştırılmasını gerektirebilir.

Örneğin hakkında yaklaşmama kararı bulunan kişinin adliye koridorunda mağdurla karşılaşması üzerine derhâl başka bir alana geçmesi ve güvenlik görevlilerine durumu bildirmesi, karşılaşmanın niteliğinin değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek olgulardır.

Buna karşılık mağdurun bulunduğu yeri önceden bilen kişinin aynı yerde beklemesi veya mağdurun hareketlerini takip etmesi, elektronik kayıtlardan elde edilen bilgilerle birlikte değerlendirilerek tedbir ihlalinin tespitine dayanak oluşturabilir.

Elektronik izleme sistemi bu bakımdan önemli bir denetim ve kayıt mekanizması olmakla birlikte, her somut olayda kişinin kastını kesin biçimde ortaya koyan bir araç olarak değerlendirilmemelidir.

Elektronik Kelepçe Uyarısı Gelirse Ne Olur?

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik izleme sırasında riskli bir durum tespit edildiğinde Yönetmeliğin 13. maddesinde düzenlenen uyarı ve ihlal prosedürleri uygulanır.

Yükümlünün tampon bölgeye girmesi, cihazını şarj etmemesi veya elektronik kelepçeye müdahale etmesi gibi durumlarda izleme personeli kendisiyle iletişime geçerek uyarıda bulunabilir.

Yükümlünün uyarıya rağmen yasak bölgeye ilerlemeye devam etmesi veya elektronik kelepçeye zarar verecek müdahaleleri sürdürmesi hâlinde ihlal prosedürü uygulanabilir.

İhlal durumunda tutanak düzenlenerek ilgili kolluk birimine ve ŞÖNİM’e bilgi verilir. Gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığına bildirim yapılır.

Mağdurun güvenliği bakımından acil tehlike bulunması hâlinde mağdurla iletişime geçilerek güvenli bir bölgeye yönlendirilmesi ve kolluk kuvvetlerinin müdahalesi sağlanabilir.

Elektronik kelepçenin yükümlünün vücudundan çıkarılması veya ihlalin devam etmesi durumunda da kolluk müdahalesi gündeme gelir.

Ancak sistem tarafından oluşturulan her uyarının doğrudan zorlama hapsiyle sonuçlandığı söylenemez. Uyarı prosedürünün işletilmesi, ihlal tutanağı düzenlenmesi ve yaptırım uygulanması farklı hukuki aşamalardır.

Elektronik Kelepçe İhlalinde Zorlama Hapsi Verilir mi?

6284 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre tedbir kararına aykırı davranan kişi hakkında, fiili ayrıca suç oluştursa dahi, ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre zorlama hapsi uygulanabilir.

Kanuna göre ilk ihlalde üç günden on güne kadar zorlama hapsine karar verilebilir. Tedbir kararının tekrar ihlal edilmesi hâlinde zorlama hapsinin süresi on beş günden otuz güne kadar belirlenebilir. Ancak aynı tedbir kararı nedeniyle verilen zorlama hapsinin toplam süresi altı ayı geçemez.

Elektronik kelepçenin çıkarılması, cihazın kasıtlı olarak etkisiz hâle getirilmesi veya yaklaşmama yükümlülüğünün ihlal edilmesi, somut olayın koşullarına göre zorlama hapsi değerlendirmesine konu olabilir.

Zorlama hapsi, tedbir kararına uyulmasını sağlamaya yönelik özel bir yaptırımdır. Bunun dışında kişinin eylemi tehdit, ısrarlı takip, kasten yaralama veya mala zarar verme gibi ayrı bir suç oluşturuyorsa ceza soruşturması da yürütülebilir.

6284 Sayılı Kanuna Göre Elektronik Kelepçe Ne Kadar Süre Takılır?

6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçenin bütün kişiler için geçerli sabit bir kullanım süresi bulunmamaktadır.

Elektronik izleme kararı, dayanağını oluşturan koruyucu veya önleyici tedbir kararıyla bağlantılı olarak uygulanır.

6284 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca tedbir kararları ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin devam edeceğinin anlaşıldığı hâllerde tedbirlerin süresinin veya şeklinin değiştirilmesi, kaldırılması yahut aynen devam etmesi mümkündür.

Elektronik takip uygulamasında da kararın süresinin uzatılması veya kaldırılması gündeme gelebilir.

Yönetmeliğin 15. maddesinde komisyon tarafından kararın sona ermesinden önce değerlendirme yapılması ve teknik takibin devamına ihtiyaç bulunması hâlinde aile mahkemesine başvurulması düzenlenmiştir.

Bu nedenle elektronik kelepçenin belirli bir süre geçtikten sonra mutlaka çıkarılacağı söylenemez. Tedbirin devamını gerektiren riskler, yükümlünün önceki ihlalleri ve mağdurun korunma ihtiyacı dikkate alınır.

6284 Sayılı Kanuna Göre Elektronik Kelepçe Nasıl Kaldırılır?

6284 sayılı Kanun kapsamında verilen elektronik takip kararının kaldırılması veya değiştirilmesi için yetkili aile mahkemesine başvurulabilir.

Özellikle şiddet tehlikesinin ortadan kalktığı, tarafların yaşam koşullarının değiştiği, mevcut takip yönteminin artık gerekli olmadığı veya kararın ölçüsüz sonuçlar doğurduğu ileri sürülebilir.

Yönetmeliğin 15. maddesi kapsamında ŞÖNİM tarafından da elektronik takibin devamı veya kaldırılması konusunda değerlendirme yapılması mümkündür.

Ancak şiddet mağdurunun şikâyetinden vazgeçmesi veya tarafların uzlaşması, elektronik kelepçenin derhâl çıkarılması sonucunu doğurmaz.

Elektronik takip kararının kaldırılmasına ilişkin değerlendirmede mağdurun güvenliği ve şiddet riskinin devam edip etmediği incelenir.

Tedbirin kaldırılması veya sona ermesi üzerine elektronik izleme üniteleri görevli uygulama ekibi tarafından geri alınır.

Elektronik Kelepçe Kararına İtiraz Edilebilir mi?

6284 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca tedbir kararlarına karşı, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ilgili aile mahkemesine itiraz edilebilir.

Elektronik takip kararına itiraz edilmesi, kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Nitekim teknik yöntemlerle takip yönetmeliğinin 14. maddesinde de bu husus açıkça düzenlenmiştir.

İtirazda tedbirin gerekliliği, ölçülülüğü, şiddet riskinin niteliği, kararın dayandığı olgular ve daha hafif koruma yöntemlerinin yeterli olup olmayacağı değerlendirilebilir.

Elektronik Kelepçe Mağdurun Güvenliğini Kesin Olarak Sağlar mı?

Elektronik kelepçe, şiddet mağdurlarının korunmasında önemli bir denetim ve erken uyarı yöntemidir. Bununla birlikte elektronik izleme sisteminin bulunması, şiddet tehlikesinin bütün koşullarda kesin olarak önleneceği anlamına gelmez.

Cihazın teknik özellikleri, konum bilgilerinin doğruluğu, bağlantı koşulları, izleme merkezinin müdahalesi ve kolluk kuvvetlerinin olay yerine ulaşma süresi korumanın etkinliğini etkileyebilir.

Özellikle çok katlı yapılar, yoğun nüfuslu bölgeler ve tarafların birbirlerine yakın bulunduğu alanlarda elektronik konum bilgileri olayın bütün ayrıntılarını ortaya koymayabilir.

Şiddet riskinin ağırlığına göre mağdurun adresinin gizlenmesi, geçici koruma sağlanması, güvenli barınma imkânlarından yararlandırılması ve kolluk tedbirlerinin uygulanması gibi önlemler de gündeme gelebilir.

Elektronik kelepçe uygulamasının temel amacı, şiddet tehlikesinin mümkün olan en erken aşamada tespit edilmesini ve gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamaktır.

Ev Hapsindeki Elektronik Kelepçe ile 6284 Kapsamındaki Elektronik Kelepçe Arasındaki Farklar Nelerdir?

Ev hapsinde kullanılan elektronik kelepçe ile 6284 sayılı Kanun kapsamında uygulanan elektronik takip arasında önemli hukuki farklılıklar bulunmaktadır.

Ev hapsinde kişinin belirlenen konuttan ayrılmaması esastır. Elektronik kelepçe, bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediğinin denetlenmesini sağlar. Konuttan izinsiz ayrılma, adli kontrol yükümlülüğünün ihlali niteliğinde olabilir.

6284 sayılı Kanun kapsamındaki elektronik kelepçede ise amaç, şiddet uygulayan kişinin mağdura yaklaşmasını önlemektir. Kişinin konuttan çıkması veya işine gitmesi kural olarak yasaklanmaz; ancak mahkemenin belirlediği kişi, yer ve mesafe sınırlamalarına uyulması gerekir.

Ev hapsinde elektronik izlemenin dayanağını oluşturan konutu terk etmeme tedbiri ceza muhakemesine ilişkindir. Buna karşılık 6284 sayılı Kanun’daki elektronik izleme, şiddet mağdurlarının korunmasına yönelik koruyucu ve önleyici tedbirlerin uygulanmasında kullanılır.

6284 sayılı Kanun kapsamında ayrıca mağdura elektronik koruma ünitesi verilmesi ve tarafların birbirlerine yaklaşma mesafesinin takip edilmesi mümkündür. Ev hapsinde ise izleme, esas itibarıyla kişinin belirlenen konutta bulunup bulunmadığının denetlenmesine yöneliktir.

İki uygulamada da elektronik cihazın izinsiz çıkarılması veya çalışmasının engellenmesi hukuki sonuçlar doğurabilir. Ancak ihlal hâlinde uygulanacak yaptırımlar farklıdır. Konutu terk etmeme adli kontrolünün isteyerek ihlal edilmesi tutuklama kararı verilmesine yol açabilirken, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararının ihlalinde zorlama hapsi gündeme gelebilir.

Elektronik kelepçenin kaldırılması için yapılacak başvurularda da uygulamanın dayanağı olan karar esas alınmalıdır. Adli kontrol kararının kaldırılması ceza muhakemesi hükümlerine göre değerlendirilirken, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki elektronik takip kararının değiştirilmesi veya kaldırılması aile mahkemesinin görev alanına girmektedir.

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Elektronik Kelepçe Sicile İşler mi?

6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında elektronik kelepçe takılması, kişinin adli sicil kaydına işlemez. Elektronik kelepçe, bir mahkûmiyet veya ceza değil, şiddet mağdurunun korunması amacıyla verilen önleyici tedbir kararının elektronik yöntemlerle denetlenmesini sağlayan bir uygulamadır.

5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 4. maddesinde adli sicile kaydedilecek kararlar düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca adli sicil kayıtlarının esasını kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri oluşturur. 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen uzaklaştırma, yaklaşmama ve elektronik kelepçeyle takip kararları ise kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti niteliğinde olmadığından yalnızca bu kararların verilmesi nedeniyle kişinin sabıka kaydında bir kayıt oluşmaz.

Bununla birlikte elektronik kelepçe kararının adli sicile işlenmemesi, kararın hiçbir resmî sistemde kayıt altına alınmadığı anlamına gelmez. Aile mahkemesince verilen tedbir kararları, ilgili yargı dosyasında ve UYAP sisteminde yer alır. Ayrıca tedbirin uygulanması için gerekli bilgiler kolluk birimleri, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) ve elektronik izleme sistemlerinde tutulabilir. Bu kayıtlar adli sicil veya adli sicil arşiv kaydıyla aynı hukuki nitelikte değildir.

Elektronik kelepçe takılan kişinin tedbir kararını ihlal etmesi hâlinde de farklı bir değerlendirme yapılması gerekir. 6284 sayılı Kanun’un 13. maddesi uyarınca yaklaşmama yükümlülüğünün ihlal edilmesi nedeniyle zorlama hapsine karar verilebilir. Ancak zorlama hapsi, bir suçtan dolayı verilen mahkûmiyet cezası değil, tedbir kararına uyulmasını sağlamaya yönelik özel bir yaptırımdır. Bu nedenle yalnızca zorlama hapsine karar verilmesi de kişinin adli siciline mahkûmiyet kaydı işlenmesine yol açmaz.

Buna karşılık elektronik kelepçe takılan kişinin mağdura yönelik tehdit, kasten yaralama, ısrarlı takip veya başka bir suç işlemesi durumunda ayrıca ceza soruşturması ve kovuşturması yürütülebilir. Bu yargılama sonucunda adli sicile kaydedilmesi gereken kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı verilirse, söz konusu mahkûmiyet kişinin adli sicil kaydına işlenir.

Bu bakımdan 6284 sayılı Kanun kapsamında elektronik kelepçe uygulanması ile elektronik kelepçe takılan kişinin ayrıca bir suçtan mahkûm olması birbirinden ayrılmalıdır. Elektronik kelepçe ile uzaklaştırma kararı sabıka oluşturmaz; ancak kişinin tedbir kararına konu olan davranışları nedeniyle yürütülen ceza yargılaması sonucunda kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü kurulması, adli sicil bakımından sonuç doğurabilir.

Bu içeriği paylaş
WhatsAppLinkedInXE-posta
İLGİLİ İÇERİKLER

Bu Konuda Devam Edin

WhatsApp'tan Yazın