Samsun Anlaşmalı Boşanma Avukatı | Protokol ve Dava Süreci

samsun anlaşmalı boşanma avukatı

Anlaşmalı boşanmanın çekişmeli boşanmaya göre daha kısa ve daha az uyuşmazlıkla sonuçlanabilmesi, hukuki sonuçlarının da basit olduğu anlamına gelmez. Eşler boşanma konusunda anlaşmış olsalar bile nafaka, tazminat, çocukların velayeti, kişisel ilişki, taşınmaz veya araç devri, ziynet eşyaları ve mal rejiminden doğan haklar bakımından protokolde kullanılan birkaç kelime sonradan yeni davaların açılmasına neden olabilir.

Bu nedenle anlaşmalı boşanmada asıl mesele yalnızca bir dava dilekçesi hazırlayıp duruşmaya çıkmak değildir. Tarafların hangi haklarını kesin olarak çözdüğü, hangi konuları boşanma sonrasına bıraktığı, üstlenilen ödeme veya devir borçlarının ne zaman yerine getirileceği ve protokol hükümlerinin ileride nasıl uygulanacağı baştan değerlendirilmelidir.

Avukat Ayşe Deniz Oral tarafından Samsun’da yürütülen anlaşmalı boşanma dosyalarında süreç; tarafların üzerinde uzlaştığı şartların hukuki sonuçlarının değerlendirilmesi, protokolün hazırlanması, davanın açılması, duruşma ve kararın kesinleşmesine kadar olan işlemlerin takibi üzerinden yürütülmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Nasıl Yapılır?

Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesinde düzenlenen anlaşmalı boşanmada eşlerin birlikte mahkemeye başvurması veya eşlerden birinin açtığı boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesi mümkündür. Ancak tarafların yalnızca “boşanmak istiyoruz” demesi yeterli değildir.

Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin boşanma iradelerinin devam etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir.

Evlilik henüz bir yılını doldurmamışsa tarafların boşanma konusunda anlaşmış olmaları tek başına TMK m.166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. Böyle bir durumda dosyanın hangi boşanma sebebine ve hangi usule göre yürütüleceği ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamada tarafların anlaşmasının yazılı bir boşanma protokolüne dönüştürülmesi, protokolün dava dosyasına sunulması ve duruşmada eşlerin bu protokol hakkındaki iradelerini açıklamaları en sağlıklı yöntemdir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Neden Önemlidir?

Anlaşmalı boşanma protokolü yalnızca mahkemeye sunulacak şekli bir belge değildir. Boşanma sonrasında tarafların birbirlerine karşı hangi hak ve yükümlülüklerinin devam edeceğini büyük ölçüde bu belge belirler.

Örneğin bir eşin diğerine toplu para ödeyeceği kararlaştırılmışsa yalnızca miktarın yazılması yeterli olmayabilir. Paranın hangi tarihte ödeneceği, banka yoluyla mı ödeneceği, ödemenin nafaka, tazminat, mal paylaşımı veya başka bir hukuki sebebe mi dayandığı açıkça belirlenmelidir. Aynı şekilde araç veya taşınmaz devri kararlaştırılıyorsa hangi malvarlığının devredileceği tereddüt yaratmayacak şekilde gösterilmelidir.

Protokolde kullanılan “tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacağı yoktur”, “malvarlığı yönünden birbirlerini ibra etmişlerdir” veya “mal rejiminden kaynaklanan hiçbir talepte bulunmayacaklardır” gibi geniş ifadeler, yalnızca boşanma davasını değil daha sonra açılması düşünülen başka davaları da etkileyebilir.

Bu nedenle protokol hazırlanırken amaç mümkün olduğunca çok feragat cümlesi yazmak değil, tarafların gerçekten ne üzerinde anlaştığını doğru şekilde hukuki metne dönüştürmektir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Neler Yer Almalıdır?

Her protokolün içeriği tarafların durumuna göre değişir. Çocuğu bulunmayan, birbirinden nafaka veya tazminat istemeyen ve ortak malvarlığı konusunda ayrıca uyuşmazlığı olmayan iki kişinin protokolü ile çocukları, taşınmazları, araçları ve önemli mali yükümlülükleri bulunan eşlerin protokolünün aynı olması beklenemez.

Protokolde öncelikle tarafların boşanma iradesi açıkça yer almalıdır. Bunun yanında yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat, ortak çocukların velayeti, çocuklarla kişisel ilişki, iştirak nafakası ve çocukların giderleri gibi boşanmanın doğrudan sonuçları açık şekilde düzenlenmelidir.

Taraflar isterlerse mal rejiminin tasfiyesi, taşınmaz veya araç devri, ziynet eşyaları, ev eşyaları ve diğer malvarlığı konularında da anlaşabilirler. Ancak bu konuların protokole alınması hâlinde kullanılan ifadelerin ilerideki hakları ortadan kaldırıp kaldırmadığı özellikle değerlendirilmelidir.

Protokolde bir ödeme veya devir yükümlülüğü varsa bunun miktarı, vadesi ve yerine getirilme şekli de mümkün olduğunca açık yazılmalıdır. “Daha sonra verilecektir”, “uygun zamanda devredilecektir” veya “taraflar kendi aralarında halledecektir” gibi ifadeler ileride yeni bir uyuşmazlığın kaynağı olabilir.

Mal Paylaşımı Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Yer Almak Zorunda mı?

Mal rejiminin tasfiyesi, anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için her durumda protokolde ayrıntılı şekilde sonuçlandırılması gereken bir konu değildir. Taraflar boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda anlaşarak boşanabilir; mal rejiminden doğan alacaklarını ayrıca değerlendirmeyi tercih edebilirler.

Ancak mal paylaşımının protokolde hiç düzenlenmemesi ile mal rejiminden doğan bütün haklardan açıkça vazgeçilmesi aynı şey değildir.

Taraflar protokolde katılma alacağı, değer artış payı, katkı payı, mal rejiminin tasfiyesi veya malvarlığına ilişkin diğer taleplerden vazgeçtiklerini açık biçimde kabul etmişlerse, boşanmadan sonra aynı mallar için dava açılması önemli hukuki engellerle karşılaşabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 20.03.2024 tarihli, 2023/6750 E., 2024/1933 K. sayılı kararında, anlaşmalı boşanma protokolünde tarafların mal rejimi tasfiyesi, katkı payı ve değer artış payı dâhil herhangi bir talepte bulunmayacaklarına ilişkin düzenleme dikkate alınmış; protokol onaylandıktan sonra açılan mal rejimi davasının reddine ilişkin karar onanmıştır.

Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/9077 E., 2024/2421 K. sayılı kararında protokolde kullanılan “herhangi bir mal, katkı payı, katkı payı alacağı ve başka isimler altında talep edilebilecek alacak bulunmadığı” yönündeki ifadelerin mal rejiminin tasfiyesini de kapsadığı kabul edilmiştir.

Bu nedenle protokolde standart şekilde kullanılan bir “karşılıklı ibra” cümlesi, tarafın farkında olmadan önemli bir malvarlığı hakkından vazgeçmesine yol açabilir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Ev veya Araba Devredilebilir mi?

Taraflar anlaşmalı boşanma kapsamında bir taşınmazın veya aracın eşlerden birine bırakılması konusunda anlaşabilirler. Ancak özellikle taşınmazlarda hangi malın devredileceğinin açık biçimde belirlenmesi önemlidir.

Taşınmazın ada ve parsel bilgileri, bağımsız bölüm bilgisi veya tapu kaydını tereddütsüz biçimde belirlemeye yarayan bilgiler protokolde yer almalıdır. Devrin ne zaman gerçekleştirileceği ve tapu harçları ile diğer masrafların kim tarafından karşılanacağı da ayrıca kararlaştırılabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.03.2024 tarihli, 2023/9915 E., 2024/1607 K. sayılı kararında, anlaşmalı boşanmanın dayanağını oluşturan protokolde bir taşınmazın eşlerden birine devredileceğinin açıkça kararlaştırıldığı ve tarafların duruşmada protokolü kabul ettikleri olayda, devir yükümlülüğünün doğduğu kabul edilmiştir.

Bu nedenle taşınmaz veya araçla ilgili düzenlemelerin “ev kadında kalacaktır” ya da “araba erkeğe bırakılacaktır” şeklinde belirsiz bırakılması yerine, uygulanabilir bir hüküm hâline getirilmesi gerekir.

Ziynet Eşyaları ve Mehir Anlaşmalı Boşanma Protokolüne Yazılmalı mı?

Ziynet eşyası veya mehir konusunda taraflar anlaşmışsa bu hususların protokolde açık biçimde düzenlenmesi mümkündür. Ancak bu alanda da geniş kapsamlı ibra ve feragat ifadelerine dikkat edilmelidir.

Bir tarafın ziynet eşyalarını daha sonra talep etmek istemesi ihtimali varsa protokolde “tarafların birbirlerinden ziynet, eşya ve her ne ad altında olursa olsun hiçbir alacağı bulunmamaktadır” şeklinde bir hüküm bulunması sonraki davada ciddi bir tartışmaya neden olabilir.

Bunun tersine, tarafların ziynet veya mehir konusunda anlaşmadıkları ve bu hakları boşanma sonrasında ayrıca değerlendirmek istedikleri bir durumda da bu konuların protokol dışında bırakıldığı açıkça anlaşılmalıdır.

Özellikle yüksek miktarlı ziynet, taşınmaz veya mehir alacağı bulunan boşanmalarda internette bulunan genel protokol örneklerinin olduğu gibi kullanılması bu nedenle sakıncalıdır.

Anlaşmalı Boşanmada Nafaka ve Tazminat Nasıl Düzenlenir?

Taraflar yoksulluk nafakası ve maddi-manevi tazminat konusunda anlaşabilirler. Bir eş diğer eşten nafaka veya tazminat istemeyebileceği gibi belirli bir miktar nafaka veya tazminat ödenmesi de kararlaştırılabilir.

Burada özellikle “şimdilik istemiyorum” ile “nafaka hakkımdan feragat ediyorum” ifadeleri aynı sonucu doğurmayabilir. Nafaka veya tazminat hakkından açık biçimde vazgeçilmesi, boşanmanın kesinleşmesinden sonra yapılacak yeni talepler üzerinde doğrudan etkili olabilir.

Protokolde nafaka miktarı kararlaştırılacaksa ödemenin hangi tarihte başlayacağı, her ay hangi tarihte yapılacağı ve varsa artış yönteminin nasıl uygulanacağı da düzenlenebilir.

Çocuk için ödenecek iştirak nafakası ise eşler arasındaki yoksulluk nafakasından farklı değerlendirilir. Çocuğun giderleri ve üstün yararı esas olduğundan, çocukla ilgili mali düzenlemeler hâkimin denetimi altındadır ve ilerleyen yıllarda değişen koşullar çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi mümkün olabilir.

Çocuk Varsa Velayet Konusunda Tarafların Anlaşması Yeterli mi?

Tarafların velayetin hangi eşte kalacağı konusunda anlaşmaları önemli olmakla birlikte hâkimi her durumda bağlamaz. Hâkim, boşanmanın çocuklara ilişkin sonuçlarını çocuğun üstün yararı bakımından değerlendirir.

Protokolde yalnızca velayetin kime bırakılacağı değil, velayet kendisine verilmeyen eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı da açıkça düzenlenmelidir. Hafta sonları, sömestr ve yaz tatili, bayramlar ve gerektiğinde özel günler bakımından uygulanabilir bir kişisel ilişki takvimi oluşturulması ileride çıkabilecek sorunları azaltır.

Çocuğun eğitim, sağlık, servis, kurs veya benzeri olağanüstü giderlerinin nasıl karşılanacağı da tarafların durumuna göre ayrıca düzenlenebilir.

Hâkim, çocukla ilgili düzenlemeyi uygun bulmazsa taraflara değişiklik önerebilir. Taraflar hâkimin gerekli gördüğü değişikliği kabul etmezse anlaşmalı boşanmanın şartları oluşmayabilir.

Anlaşmalı Boşanmada Taraflar Duruşmaya Gelmek Zorunda mı?

Anlaşmalı boşanmada hâkimin eşleri bizzat dinlemesi ve boşanma iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi gerekir. Bu nedenle yalnızca avukatların duruşmaya katılması ve tarafların daha önce protokol imzalamış olması tek başına yeterli değildir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 04.10.2021 tarihli, 2021/7601 E., 2021/6759 K. sayılı kararında, protokolün vekiller tarafından imzalandığı ve yurtdışında bulunan eşlerden birinin duruşmada hazır olmayıp cep telefonu üzerinden görüntülü aranarak beyanının alındığı olayda TMK m.166/3 şartlarının oluşmadığı kabul edilmiştir.

Burada önemli olan eşlerin yalnızca daha önce anlaşmış olmaları değil, karar aşamasında da bu iradelerinin sürdüğünün hâkim tarafından bizzat değerlendirilmesidir.

Anlaşmalı boşanma duruşmasında neler yaşandığı, hâkimin hangi konuları sorduğu ve protokole müdahale edip edemeyeceği ayrı olarak değerlendirilmesi gereken konulardır.

Anlaşmalı Boşanma Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mu?

Anlaşmalı boşanma davasında avukatla temsil edilmek kanunen zorunlu değildir. Taraflar davalarını kendileri açabilir ve duruşmaya kendileri katılabilirler.

Avukatlık hizmetinin anlaşmalı boşanmadaki asıl önemi davanın yalnızca açılmasından ziyade protokolün hukuki sonuçlarının önceden değerlendirilmesinde ortaya çıkar. Özellikle taşınmaz, araç, yüksek miktarlı para, nafaka, tazminat, ziynet, mehir veya mal rejiminden doğan haklar söz konusuysa protokol hükümlerinin ileride hangi talepleri ortadan kaldırabileceği önem kazanır.

Tarafların bugün üzerinde anlaştığı bir cümle, boşanma kesinleştikten birkaç yıl sonra açılmak istenen bir alacak davasının sonucunu belirleyebilir. Bu nedenle yalnızca boşanmanın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği değil, protokolün boşanma sonrasındaki etkileri de değerlendirilmelidir.

Samsun’da Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma için bütün dosyalarda geçerli sabit bir gün veya hafta süresi vermek mümkün değildir. Duruşma gününün ne zamana verileceği mahkemenin iş yoğunluğuna, dosyanın eksiksiz olup olmadığına ve adli takvime göre değişebilir.

Dosya hazırlandıktan ve duruşma günü verildikten sonra tarafların anlaşması devam ediyor ve protokol hâkim tarafından uygun bulunuyorsa boşanma konusunda tek duruşmada karar verilmesi mümkündür. Ancak duruşmada boşanma kararı verilmesi ile tarafların hukuken kesin olarak boşanmış olması aynı anlama gelmez.

Karardan sonra gerekçeli kararın hazırlanması, taraflara tebliği ve kanun yolu sürecinin tamamlanması gerekir. Bu nedenle “anlaşmalı boşanma aynı gün kesin biter” veya “Samsun’da kesin olarak bir ayda sonuçlanır” şeklinde bir süre garantisi verilmesi doğru değildir.

Duruşmada Karar Verilince Hemen Boşanmış Sayılır mıyız?

Duruşmada boşanma kararı verilmiş olması evliliğin o anda kesin olarak sona erdiği anlamına gelmez. Boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir.

Gerekçeli karar yazıldıktan sonra taraflara tebliğ edilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca istinaf süresi, ilamın usulüne uygun şekilde tebliğinden itibaren iki haftadır. Tarafların süresinde kanun yoluna başvurmaması hâlinde karar kesinleşebilir.

Taraflar kanun yolu haklarından feragat ederek kesinleşme sürecini hızlandırmak isteyebilirler. Ancak istinaf hakkından feragat konusunda da usul kuralları vardır; ilamın tebliğinden önce istinaf hakkından feragat edilemez.

Bu nedenle boşanma dosyasında yalnızca duruşma tarihinin değil, gerekçeli karar ve kesinleşme işlemlerinin de takip edilmesi gerekir.

Eşlerden Biri Anlaşmalı Boşanmadan Vazgeçerse Ne Olur?

Anlaşmalı boşanmanın temelinde her iki eşin de devam eden boşanma ve protokol iradesi vardır. Eşlerden biri duruşmada boşanmak istemediğini veya protokoldeki şartları artık kabul etmediğini bildirirse mahkeme tarafları anlaşmalı olarak boşayamaz.

İrade değişikliği duruşmadan sonra da önem taşıyabilir. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerden birinin anlaşma iradesinden dönmesi mümkündür. Böyle bir durumda dosyanın niteliğine göre çekişmeli boşanma hükümleri çerçevesinde devam edilmesi gündeme gelir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 03.06.2020 tarihli, 2020/2048 E., 2020/2558 K. sayılı kararında da anlaşmalı boşanma yönünde verilen karar kesinleşinceye kadar tarafların mali sonuçlar ve çocukların durumuna ilişkin irade beyanından dönmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığı kabul edilmiştir.

Bu nedenle duruşmada protokolü kabul etmek önemli olmakla birlikte, anlaşmalı boşanma bakımından sürecin asıl son noktası kararın kesinleşmesidir.

Anlaşmalı Boşanma Sonradan Yeni Davalar Açılmasını Tamamen Engeller mi?

Bu sorunun cevabı protokolün içeriğine göre değişir. Anlaşmalı boşanmış olmak, eşlerin geçmiş evlilikten doğabilecek bütün haklarından kendiliğinden vazgeçtiği anlamına gelmez. Buna karşılık protokolde belirli haklardan açıkça feragat edilmiş veya tarafların birbirlerini belirli alacaklar yönünden ibra ettikleri kabul edilmişse daha sonra açılacak dava bundan etkilenebilir.

Örneğin mal rejimi hiç düzenlenmemiş bir protokol ile “tarafların mal rejimi tasfiyesi, katılma alacağı ve değer artış payı dâhil birbirlerinden hiçbir talepleri yoktur” şeklindeki bir protokol aynı hukuki sonucu doğurmayabilir.

Aynı durum ziynet, mehir, nafaka ve tazminat bakımından da ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Protokolde genel bir “başkaca hak ve alacak yoktur” ifadesinin bulunması hâlinde bu cümlenin hangi talepleri kapsadığı sonradan ciddi bir uyuşmazlık konusu olabilir.

Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanırken yalnızca mevcut uyuşmazlıkların değil, tarafların özellikle protokol dışında bırakmak istediği hakların da göz önünde tutulması gerekir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Sonradan Değiştirilebilir mi?

Taraflar duruşmadan önce üzerinde yeniden anlaşarak protokolde değişiklik yapabilirler. Duruşmada da hâkim tarafların beyanlarını alırken bazı hususların açıklığa kavuşturulmasını veya özellikle çocukların durumu bakımından değişiklik yapılmasını isteyebilir.

Yapılan değişikliklerin ne olduğunun açık biçimde duruşma tutanağına geçirilmesi önemlidir. Çünkü daha sonra protokol ile duruşma tutanağı arasında farklılık bulunması hâlinde hangi düzenlemenin geçerli olduğu tartışması ortaya çıkabilir.

Boşanma kararı kesinleştikten sonra ise artık tek taraflı olarak protokol değiştirilemez. Bununla birlikte niteliği gereği değişen koşullara bağlı haklar, özellikle çocuklara ilişkin nafaka ve kişisel ilişki gibi konular, gerekli şartların oluşması hâlinde daha sonra mahkeme tarafından yeniden değerlendirilebilir.

Anlaşmalı Boşanmada En Çok Hangi Konularda Sorun Çıkıyor?

Uygulamada sorunların önemli kısmı tarafların boşanma konusunda anlaşamamasından değil, protokoldeki ifadelerin yeterince açık olmamasından kaynaklanır.

Özellikle mal paylaşımının yapılıp yapılmadığının anlaşılamaması, taşınmaz veya araç devrinin tarihinin belirlenmemesi, toplu ödemenin hangi hukuki sebebe dayandığının yazılmaması, nafaka artışının nasıl uygulanacağının açıklanmaması, ziynet veya diğer alacakların genel ibra cümlesi içinde fark edilmeden sona erdirilmesi ve çocukla kişisel ilişkinin uygulanamayacak kadar belirsiz bırakılması ileride yeni uyuşmazlıklara yol açabilir.

Anlaşmalı boşanmanın amacı yalnızca davayı kısa sürede sonuçlandırmak değil, boşanma sonrasında taraflar arasında yeni bir hukuki uyuşmazlık doğmasını mümkün olduğunca önleyecek açık bir düzenleme oluşturmaktır.

Samsun’da Anlaşmalı Boşanma Sürecinde Hukuki Destek

Anlaşmalı boşanma dosyalarında ilk aşamada tarafların üzerinde uzlaştığı konular ve ayrıca korunmasını istediği haklar değerlendirilir. Buna göre boşanma protokolü hazırlanır veya daha önce hazırlanmış bir protokol varsa hukuki sonuçları incelenir.

Protokolün tamamlanmasının ardından dava dilekçesi ve gerekli belgeler hazırlanarak yetkili aile mahkemesinde dava açılır. Duruşmada tarafların irade açıklamalarının ve protokol hükümlerinin mahkeme kararına doğru şekilde yansıması takip edilir. Karardan sonra gerekçeli karar, tebligat ve kesinleşme işlemleri de dosyanın durumuna göre yürütülür.

Özellikle malvarlığı, çocuk, nafaka veya tazminat içeren anlaşmalı boşanmalarda protokolün dava açılmadan önce ayrıntılı değerlendirilmesi, boşanma sonrasında ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önem taşır.

Sık Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanma için bir yıl evli kalmak zorunlu mu?

TMK m.166/3 kapsamında anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekir. Bir yıllık süre tamamlanmadan tarafların yalnızca boşanmayı kabul etmeleri anlaşmalı boşanma için tek başına yeterli değildir.

Çocuğumuz yoksa anlaşmalı boşanma daha kolay mı?

Ortak çocuk bulunmaması velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakası gibi konuların protokolde düzenlenmesi ihtiyacını ortadan kaldırır. Bununla birlikte nafaka, tazminat ve malvarlığına ilişkin hükümler yine dikkatle hazırlanmalıdır.

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı yapmak zorunlu mu?

Mal rejiminin tasfiyesinin her anlaşmalı boşanma protokolünde sonuçlandırılması zorunlu değildir. Ancak protokolde mal rejiminden doğan haklardan açıkça vazgeçilmesi hâlinde daha sonra bu konuda dava açılması engellenebilir.

Anlaşmalı boşanmada iki tarafın da duruşmaya katılması gerekir mi?

Hâkim tarafların boşanma iradelerini bizzat değerlendirmek zorundadır. Avukatların tarafların yerine boşanma iradesi açıklaması yeterli değildir.

Duruşmada boşanma kararı verilince evlilik hemen biter mi?

Boşanmanın hukuki sonuç doğurabilmesi için kararın kesinleşmesi gerekir. Duruşmada karar verilmesi ile kesinleşme aynı aşama değildir.

Anlaşmalı boşanma tek celsede biter mi?

Dosyanın şartları uygunsa boşanma konusunda tek duruşmada karar verilmesi mümkündür. Ancak gerekçeli kararın yazılması ve kesinleşme işlemleri daha sonra devam eder.

Protokolü imzaladıktan sonra vazgeçilebilir mi?

Anlaşmalı boşanma iradesinin karar kesinleşinceye kadar değişmesi mümkündür. Taraflardan birinin anlaşmadan dönmesi hâlinde anlaşmalı boşanma şartları ortadan kalkabilir ve dosyanın çekişmeli olarak yürütülmesi gündeme gelebilir.

İnternetten bulunan anlaşmalı boşanma protokolü kullanılabilir mi?

Genel bir protokol örneği tarafların somut malvarlığı, nafaka, çocuk veya alacak durumunu yansıtmayabilir. Özellikle geniş feragat ve ibra hükümleri daha sonra talep edilmesi düşünülen hakları etkileyebileceğinden protokolün içeriği somut duruma göre hazırlanmalıdır.

Kaynakça

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m.166, m.174, m.175 ve çocukların durumuna ilişkin hükümler.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle istinaf süresi ve kanun yolundan feragate ilişkin hükümler.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.10.2021, 2021/7601 E., 2021/6759 K. — Anlaşmalı boşanmada tarafların hâkim tarafından bizzat dinlenmesi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 20.03.2024, 2023/6750 E., 2024/1933 K. — Anlaşmalı boşanma protokolündeki mal rejimi ve alacaklardan vazgeçme hükümlerinin sonraki mal rejimi davasına etkisi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024, 2023/9077 E., 2024/2421 K. — Protokoldeki malvarlığı, katkı payı ve alacak bulunmadığına ilişkin düzenlemenin mal rejimi tasfiyesine etkisi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.03.2024, 2023/9915 E., 2024/1607 K. — Anlaşmalı boşanma protokolünde kararlaştırılan taşınmaz devrinin bağlayıcılığı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 03.06.2020, 2020/2048 E., 2020/2558 K. — Anlaşmalı boşanma iradesinden karar kesinleşinceye kadar dönülebilmesi.

5/5 - (3 votes)