
Tazminat davasında ilk mesele ne kadar para isteneceği değil, zararın hangi hukuki sebepten doğduğunun doğru belirlenmesidir. Trafik kazası, iş kazası, kişilik hakkına saldırı, sözleşmeye aykırılık veya bedensel zarar nedeniyle talep edilen tazminatların hukuki dayanakları, görevli mahkemeleri, zamanaşımı süreleri ve ispat yöntemleri birbirinden farklı olabilir.
Samsun tazminat avukatı olarak maddi ve manevi zarar doğuran olaylarda, dava açılmadan önce sorumluluğun hukuki dayanağının belirlenmesi, zararın ve sorumlu kişilerin tespiti, delillerin korunması, gerekiyorsa arabuluculuk veya diğer zorunlu başvuruların yapılması ve tazminat davasının takibi konusunda hukuki destek sağlanmaktadır.
Tazminat hukukunda aynı olay birden fazla kişiye karşı ve farklı hukuki sebeplere dayanılarak talep hakkı doğurabilir. Örneğin bir trafik kazasında sürücünün yanı sıra işleten ve sigorta şirketinin sorumluluğu; iş kazasında işverenin sorumluluğu ile sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan haklar; tıbbi zarar iddiasında ise sağlık hizmetinin kamu veya özel sağlık kuruluşunda verilmiş olması farklı hukuki yolları gündeme getirebilir. Bu nedenle tazminat dosyasının henüz başvuru aşamasında doğru nitelendirilmesi önemlidir.
Samsun Tazminat Avukatı Hangi Davalarla İlgilenir?
Tazminat talebi yalnızca trafik veya iş kazası sonrasında ortaya çıkmaz. Bir kişinin malvarlığında veya kişilik değerlerinde hukuken korunması gereken bir zarar meydana gelmişse, olayın niteliğine göre tazminat sorumluluğu doğabilir.
Haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları, bedensel zarar ve ölüm nedeniyle tazminat, trafik kazalarından kaynaklanan zararlar, iş kazaları, sözleşmeye aykırılıktan doğan zararlar, kişilik haklarına saldırı, hakaret ve özel hayatın ihlali nedeniyle manevi tazminat ile bazı mesleki sorumluluk uyuşmazlıkları bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ancak her tazminat talebi aynı davanın konusu değildir. Boşanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat aile hukuku hükümlerine; işçi ve işveren arasındaki tazminat talepleri iş hukukuna; idarenin işlem veya eyleminden doğan zararlar ise şartları varsa idari yargıya tabi olabilir.
Bu nedenle “tazminat davası açacağım” denildiğinde öncelikle hangi hukuki ilişkinin zararı doğurduğunun belirlenmesi gerekir.
Tazminat Talebi İçin Hangi Şartlar İncelenir?
Haksız fiile dayalı klasik tazminat sorumluluğunda hukuka aykırı bir fiil, zarar, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağı ve kural olarak kusur değerlendirilir. Bununla birlikte Türk hukukunda kusur aranmaksızın sorumluluk doğuran hâller de bulunduğundan, her tazminat davasında mutlaka karşı tarafın kusurunun ispatlanması gerektiği söylenemez.
Sözleşmeden doğan sorumlulukta ise taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği, hangi borcun ihlal edildiği, ihlal nedeniyle hangi zararın doğduğu ve borçlunun sorumluluktan kurtulmasını sağlayacak bir durum bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
Dava açılmadan önce olayın hangi sorumluluk hükümlerine tabi olduğunun belirlenmesi, hem görevli mahkeme hem zamanaşımı hem de ispat yükü bakımından davanın temelini oluşturur.
Maddi Tazminat Nedir?
Maddi tazminat, zarar gören kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmenin giderilmesine yöneliktir. Zarar yalnızca kişinin cebinden çıkan para anlamına gelmez. Olay nedeniyle elde edilemeyen gelir veya ekonomik geleceğin olumsuz etkilenmesi de şartları bulunduğunda maddi zarar kapsamında değerlendirilebilir.
Örneğin bedensel zarar meydana gelen bir olayda tedavi giderleri, çalışılamayan dönemdeki kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya kaybedilmesi ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar gündeme gelebilir.
Maddi tazminatın belirlenmesinde soyut bir rakam ileri sürülmesi yeterli değildir. Zararın niteliğine göre sağlık kayıtları, ücret ve gelir belgeleri, SGK kayıtları, faturalar, banka kayıtları, ekspertiz raporları ve bilirkişi incelemeleri kullanılabilir.
Zararın miktarının dava açıldığı tarihte tam olarak belirlenemediği bazı uyuşmazlıklarda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki dava türleri ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle bedensel zararlarda maluliyet ve aktüerya hesabı sonucunda ortaya çıkacak miktarın başlangıçta kesin olarak bilinmesi her zaman mümkün değildir.
Manevi Tazminat Hangi Durumlarda İstenebilir?
Manevi tazminat, kişinin uğradığı her üzüntü veya rahatsızlık karşılığında otomatik olarak ödenen bir para değildir. Talebin kanunda korunan kişilik değerlerinin ihlaline veya manevi tazminata imkân veren başka bir hukuki sebebe dayanması gerekir.
Bedensel bütünlüğün zedelenmesi hâlinde Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi uyarınca olayın özelliklerine göre zarar gören lehine uygun miktarda manevi tazminata karar verilebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, şartları bulunduğunda zarar görenin veya ölen kişinin yakınları lehine de manevi tazminat gündeme gelebilir.
Kişilik haklarının hukuka aykırı biçimde ihlal edilmesi durumunda ise Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesi kapsamında manevi tazminat talep edilmesi mümkündür.
Manevi tazminat matematiksel bir tarifeye göre hesaplanmaz. Olayın ağırlığı, ihlalin niteliği, kusurun ağırlığı, meydana gelen bedensel veya manevi etkiler ve somut olayın diğer özellikleri hâkim tarafından birlikte değerlendirilir.
Manevi tazminatın şartları, dava süreci ve miktarın belirlenmesi hakkında ayrıntılı bilgi Samsun Manevi Tazminat Avukatı sayfasında yer almaktadır.
Yaralanma Nedeniyle Hangi Tazminatlar İstenebilir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi bedensel zarar hâlinde özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar ile ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan kayıpları saymaktadır.
Bir kişinin yaralanması ancak sürekli maluliyet oluşmaması, hiçbir tazminat hakkının bulunmadığı anlamına gelmez. Geçici olarak çalışamama, tedavi giderleri veya olayın niteliğine göre manevi zarar ayrıca değerlendirilebilir.
Bedensel zarar dosyalarında sağlık kurulu ve maluliyet raporları önemli olmakla birlikte, hangi raporun hangi mevzuata göre düzenlenmesi gerektiği olayın tarihine ve hukuki niteliğine göre değişebilir.
Gelirin belirlenmesi de tazminat hesabının önemli unsurlarından biridir. Düzenli ücretle çalışan kişi, kendi nam ve hesabına çalışan kişi veya geliri resmi kayıtlardan tamamen anlaşılamayan kişi bakımından aynı ispat yöntemi kullanılmayabilir.
Ölüm Nedeniyle Tazminat Talep Edilebilir mi?
Hukuka aykırı bir olay sonucunda ölüm meydana gelmişse zarar yalnızca hayatını kaybeden kişinin şahsında ortaya çıkmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesi ölüm nedeniyle cenaze giderlerini, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücü kaybından doğan zararları ve ölen kişinin desteğinden yoksun kalanların uğradığı kayıpları düzenlemektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatı yalnızca mirasçılık sıfatına bağlı bir talep değildir. Burada esas olarak ölen kişinin sağlığında kime düzenli ve gerçek bir destek sağladığı veya hayatın olağan akışına göre sağlamasının beklenip beklenemeyeceği değerlendirilir.
Ölüm nedeniyle yakınların manevi tazminat talepleri de somut olayın koşullarına göre ayrıca incelenir.
Bu dosyalarda destek süresi, gelir, yaşam beklentisi ve destek payları gibi çok sayıda unsur aktüerya hesabına girdiğinden tazminat miktarının yalnızca ölüm tarihindeki gelir üzerinden basit bir çarpma işlemiyle belirlenmesi mümkün değildir.
Trafik Kazası Sonrasında Tazminat Talebi
Trafik kazalarında tazminat sorumluluğu yalnızca kazayı yapan sürücünün kişisel kusurundan ibaret değildir. Karayolları Trafik Kanunu’nun işleten sorumluluğuna ve zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin hükümleri nedeniyle somut kazada kime karşı hangi talebin yöneltileceği ayrıca belirlenmelidir.
Bedensel yaralanma, ölüm, araç hasarı, değer kaybı ve diğer ekonomik zararlar aynı hukuki nitelikte değildir. Sigorta şirketine yöneltilecek taleplerde de dava açmadan önce yerine getirilmesi gereken başvuru şartları ve bazı uyuşmazlıklarda arabuluculuk gibi usuli işlemler bulunabilir.
Kazadan hemen sonra tutanaklar, hastane kayıtları, fotoğraflar, kamera görüntüleri, araç hasar belgeleri ve gelir kaybını gösteren kayıtların korunması tazminat sürecinde önemlidir.
Trafik kazasından kaynaklanan taleplerin ayrıntıları Trafik Kazası Tazminatı başlıklı yazıda ayrıca incelenmektedir.
İş Kazası Nedeniyle Tazminat
İş kazası sonrasında işçinin Sosyal Güvenlik Kurumundan doğan hakları ile işverene karşı ileri sürülebilecek maddi ve manevi tazminat talepleri birbirinden ayrılmalıdır.
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine aykırılığı, kazanın meydana gelme şekli, işçinin ve üçüncü kişilerin olay üzerindeki etkisi, SGK tarafından yapılan incelemeler ve sağlık kurulu raporları dava bakımından önem taşır.
İş kazasında çalışma gücü kaybı oluşmuşsa maddi tazminat hesabında gelir, kusur, sürekli iş göremezlik durumu ve SGK tarafından yapılan ödemelerin hukuki niteliği değerlendirilir. Manevi tazminat ise ayrıca talep edilmesi gereken ve farklı ölçütlerle belirlenen bir istemdir.
İş kazasından kaynaklanan maddi talepler İş Kazasında Maddi Tazminat Nasıl Alınır?, manevi zararlar ise İş Kazasında Manevi Tazminat başlıklı yazılarda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
Sözleşmeye Aykırılık Nedeniyle Tazminat
Tazminat talebinin mutlaka bir kaza veya suçtan doğması gerekmez. Taraflardan birinin sözleşmeden doğan borcunu hiç veya gereği gibi yerine getirmemesi de karşı tarafın zararına sebep olabilir.
Satış, eser, hizmet, kira veya başka bir sözleşme ilişkisinde borcun ifa edilmemesi, geç ifa edilmesi veya ayıplı ifa edilmesi nedeniyle zarar meydana gelmişse sözleşmeye dayalı tazminat gündeme gelebilir.
Bu davalarda sözleşmenin içeriği, borcun ne zaman ve nasıl yerine getirilmesi gerektiği, karşı tarafın temerrüde düşürülüp düşürülmediği, zarar ile sözleşmeye aykırılık arasındaki bağlantı ve talep edilen zarar kalemleri incelenir.
Haksız fiil ile sözleşmeye aykırılığın birlikte bulunduğu durumlarda hangi hukuki sebebe dayanılacağı da zamanaşımı ve ispat bakımından önem taşıyabilir.
Hakaret ve Kişilik Haklarına Saldırı Nedeniyle Manevi Tazminat
Bir kişinin şeref, haysiyet, özel hayat, görüntü, ses veya diğer kişilik değerlerine hukuka aykırı şekilde saldırılması manevi tazminat talebine konu olabilir.
Hakaret niteliğindeki sözler, sosyal medya paylaşımları, özel yazışmaların veya görüntülerin hukuka aykırı biçimde yayımlanması, gerçeğe aykırı ağır ithamlar ve kişinin toplumdaki itibarına yönelik saldırılar somut olayın koşullarına göre kişilik hakkı ihlali oluşturabilir.
Bununla birlikte eleştiri hakkı, ifade özgürlüğü ve haber verme hakkı da hukuken korunmaktadır. Bu nedenle kişi hakkında rahatsız edici bir söz söylenmiş olması tek başına manevi tazminat için yeterli değildir. İfade özgürlüğü ile kişilik hakkı arasındaki denge somut olay üzerinden değerlendirilir.
İnternet ve sosyal medya içeriklerinde ekran görüntüsünün yanında paylaşımın hangi hesaptan, hangi tarihte ve hangi içerikle yapıldığının güvenilir şekilde tespit edilmesi de ispat bakımından önem taşır.
Tıbbi Hata Nedeniyle Tazminat Davalarında Hangi Yol İzlenir?
Tıbbi müdahale sonrasında istenmeyen bir sonucun ortaya çıkması tek başına sağlık çalışanının veya sağlık kuruluşunun hukuken sorumlu olduğu anlamına gelmez. Öncelikle tıbbi uygulamanın mesleki standartlara uygun olup olmadığı ve meydana gelen zarar ile uygulama arasında hukuken kabul edilebilir bir nedensellik bulunup bulunmadığı incelenir.
Tedavinin kamu hastanesinde veya özel sağlık kuruluşunda yapılmış olması, talebin yöneltileceği kişi veya kurum ile görevli yargı yerinin belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Hasta dosyası, tetkikler, ameliyat ve müdahale kayıtları, aydınlatılmış onam belgeleri ve sonrasında yapılan tedavilere ilişkin belgeler bu nedenle mümkün olduğunca erken aşamada temin edilmelidir.
Ceza Davası Açılmışsa Ayrıca Tazminat Davası Açılabilir mi?
Bir olay hem suç hem de özel hukuk anlamında zarar doğurabilir. Kasten yaralama, hakaret, tehdit veya başka bir suç nedeniyle ceza soruşturması ya da ceza davası yürütülmesi, zarar gören kişinin özel hukuk hükümlerine göre ayrıca tazminat talep etmesine engel değildir.
Ceza mahkemesindeki yargılama ile tazminat davası farklı amaçlara sahiptir. Ceza yargılamasında sanığın cezai sorumluluğu, tazminat davasında ise zararın giderilmesine ilişkin özel hukuk sorumluluğu incelenir.
Bununla birlikte ceza dosyasında toplanan kamera kayıtları, adli raporlar, tanık anlatımları ve diğer deliller tazminat davası bakımından önem taşıyabilir.
Ceza soruşturmasının bulunduğu olaylarda zamanaşımı bakımından da ayrıca değerlendirme yapılmalıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesi, tazminat isteminin cezayı gerektiren bir fiilden doğması ve ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngörmesi hâlinde bu sürenin uygulanmasına imkân vermektedir.
Tazminat Davalarında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Bütün tazminat davalarında arabuluculuk zorunlu değildir. Arabuluculuk şartı talebin yalnızca “tazminat” olarak adlandırılmasına değil, uyuşmazlığın hangi hukuki ilişkiden kaynaklandığına göre belirlenir.
İşçi veya işveren alacağı ve tazminatına ilişkin davalarda 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu kapsamında dava şartı arabuluculuk bulunmaktadır. Bazı ticari ve tüketici uyuşmazlıklarında da ilgili kanun hükümleri gereğince dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekebilir.
Buna karşılık sıradan bir haksız fiilden kaynaklanan her maddi veya manevi tazminat davası otomatik olarak zorunlu arabuluculuğa tabi değildir.
Bu sebeple dava açılmadan önce yalnızca görevli mahkeme değil, dava şartı niteliğinde bir arabuluculuk veya başka ön başvuru bulunup bulunmadığı da kontrol edilmelidir.
Tazminat Davasında Zamanaşımı Ne Kadardır?
Bütün tazminat davaları için geçerli tek bir zamanaşımı süresi yoktur.
Haksız fiile dayanan tazminat taleplerinde Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesindeki genel kurala göre talep, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve ceza kanununda daha uzun bir zamanaşımı öngörülüyorsa kanundaki şartlarla daha uzun ceza zamanaşımı uygulanabilir.
Ancak bu süreler bütün tazminat taleplerine uygulanmaz. Sözleşmeden, trafik kazasından, iş ilişkisinden, tüketici işleminden, sigorta sözleşmesinden veya idarenin sorumluluğundan doğan uyuşmazlıklarda özel hükümler bulunabilir.
Bu nedenle olayın üzerinden uzun süre geçtiği düşüncesiyle yalnızca genel iki veya on yıllık süreye bakılarak talebin zamanaşımına uğradığı veya uğramadığı sonucuna varılmamalıdır.
Tazminat Davası Hangi Mahkemede Açılır?
“Tazminat davaları asliye hukuk mahkemesinde açılır” şeklindeki genel ifade her dosya bakımından doğru değildir.
Genel haksız fiil uyuşmazlıklarında asliye hukuk mahkemesi görevli olabilirken, uyuşmazlığın iş ilişkisinden kaynaklanması hâlinde iş mahkemesi, tüketici işleminden doğması hâlinde tüketici mahkemesi, aile hukukundan kaynaklanması hâlinde aile mahkemesi veya ticari dava niteliğinin bulunması hâlinde asliye ticaret mahkemesi görevli olabilir.
İdarenin işlem veya eyleminden kaynaklanan bazı zararlar ise adli yargıda değil idari yargıda tam yargı davasına konu edilir.
Görev kamu düzenine ilişkin olduğundan, yanlış mahkemede dava açılması yalnızca teknik bir hata olarak görülmemelidir. Tazminat talebinin hangi hukuki ilişkiden doğduğu dava açılmadan önce belirlenmelidir.
Yetki bakımından da davalının yerleşim yeri yanında haksız fiilin gerçekleştiği veya zararın meydana geldiği yer gibi özel yetki kuralları somut olaya göre gündeme gelebilir.
Tazminat Davasında Hangi Deliller Kullanılır?
Tazminat davasında gerekli deliller olayın türüne göre değişir. Hastane ve sağlık kayıtları, adli raporlar, kaza tutanakları, bilirkişi ve ekspertiz raporları, ücret ve gelir belgeleri, SGK kayıtları, kamera görüntüleri, fotoğraflar, yazışmalar, banka kayıtları ve tanık anlatımları kullanılabilecek deliller arasındadır.
Burada önemli olan mümkün olduğunca çok belge toplamak değil, hangi vakıanın hangi delille ispatlanacağının belirlenmesidir.
Örneğin yaralanmanın sağlık belgeleriyle ispatı ile olayın karşı tarafın davranışından kaynaklandığının ispatı farklı meselelerdir. Gelir kaybının belirlenmesi için sağlık raporu yeterli olmadığı gibi, olayın meydana geldiğini gösteren kamera görüntüsü de tek başına zarar miktarını ortaya koymaz.
Delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi de önemlidir. Hukuka aykırı biçimde elde edilen kayıtların özel hukuk yargılamasında kullanılabilirliği ayrıca değerlendirilir.
Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?
Maddi ve manevi tazminat aynı yöntemle belirlenmez.
Maddi tazminatta gerçek ekonomik zarar esas alınır. Bedensel zararlarda gelir, çalışma gücü kaybı, yaş, çalışma süresi ve zarar dönemleri gibi unsurlar aktüerya hesabında etkili olabilir. Malvarlığı zararlarında ise onarım bedeli, değer kaybı veya gelir kaybı gibi somut kalemler değerlendirilir.
Zarar gören kişinin zararın doğmasına veya artmasına etkisi bulunuyorsa Türk Borçlar Kanunu’nun tazminatın indirilmesine ilişkin hükümleri de gündeme gelebilir.
Manevi tazminatta ise matematiksel bir hesaplama yöntemi bulunmaz. Hâkim olayın özelliklerine göre uygun bir miktar belirler. Bu nedenle aynı tür olaylarda dahi farklı tazminat miktarlarına hükmedilmesi mümkündür.
Dava açılırken tazminatın “en yüksek miktarda” talep edilmesi tek başına avantaj sağlamaz. Talebin hukuki dayanağı, zarar kalemleri ve ispat imkânlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Tazminat Davası Ne Kadar Sürer?
Tazminat davalarının tamamı için geçerli sabit bir yargılama süresi vermek mümkün değildir.
Basit bir kişilik hakkı ihlali dosyası ile sürekli iş göremezlik hesabı yapılması gereken bir trafik veya iş kazası dosyasının inceleme kapsamı aynı değildir. Sağlık kurulu raporu, bilirkişi incelemesi, kurumlara yazılan müzekkereler, tanıkların dinlenmesi ve başka bir ceza veya hukuk dosyasının sonucunun beklenmesi yargılama süresini etkileyebilir.
İlk derece kararından sonra istinaf veya şartları varsa temyiz yoluna başvurulması da uyuşmazlığın kesinleşme süresini uzatabilir.
Bu nedenle tazminat davasının ne kadar süreceği konusunda dosya incelenmeden kesin bir süre verilmesi sağlıklı değildir.
Tazminat Davası Açmadan Önce Neler Yapılmalıdır?
Zarara neden olan olaydan sonra mümkün olduğunca erken aşamada delillerin korunması önemlidir. Kamera kayıtları belirli süre sonunda silinebilir, tanıkların olay hakkındaki hatırlaması zayıflayabilir veya taşınır ve taşınmazlardaki fiziksel zararlar sonradan değişebilir.
Bedensel zarar bulunan dosyalarda tedavi belgelerinin tamamının saklanması, yapılan masrafların belgelendirilmesi ve çalışma hayatındaki gelir kaybını gösteren kayıtların korunması gerekir.
Sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan taleplerde sözleşme, ödeme belgeleri, ihtarlar ve taraflar arasındaki yazışmalar; trafik kazalarında ise kaza tutanağı, sigorta bilgileri, sağlık kayıtları ve hasar belgeleri birlikte incelenmelidir.
Dava öncesinde zamanaşımı, görev, yetki, arabuluculuk ve diğer ön başvuruların kontrol edilmesi de en az deliller kadar önemlidir.
Samsun Tazminat Avukatı Dava Sürecinde Ne Yapar?
Tazminat dosyasının hukuki takibi, yalnızca dava dilekçesinin hazırlanmasından ibaret değildir.
Öncelikle olayın hukuki niteliği ve sorumlu kişiler belirlenir. Talep edilebilecek zarar kalemleri incelenir ve mevcut delillerin yeterli olup olmadığı değerlendirilir. Gerekli hâllerde dava öncesi ihtar, sigorta başvurusu, arabuluculuk veya başka zorunlu başvuru yolları tamamlanır.
Dava aşamasında delillerin süresinde sunulması, bilirkişi ve sağlık kurulu raporlarının incelenmesi, rapordaki hesaplama veya hukuki değerlendirme hatalarına karşı gerekli itirazların yapılması ve talep sonucunun usul kurallarına uygun şekilde takip edilmesi gerekir.
Birden fazla sorumlunun bulunduğu olaylarda ise talebin hangi kişiye hangi hukuki sebeple yöneltileceğinin belirlenmesi önemlidir. Özellikle trafik kazası, iş kazası ve sözleşme ilişkilerinde sorumluluğun tek bir kişiyle sınırlı olmadığı dosyalar bulunabilir.
Samsun’da Tazminat Davalarının Takibi
Samsun merkezde ve Atakum, İlkadım, Canik, Tekkeköy, Bafra, Çarşamba, Terme, Vezirköprü, Havza, Kavak, Ladik, Alaçam, Yakakent, Asarcık, Ayvacık ve Salıpazarı başta olmak üzere Samsun’un ilçelerinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sağlanmaktadır.
Tazminat dosyasında dava açılmadan önce zararın sebebinin, sorumlu kişinin, talep edilebilecek zarar kalemlerinin, uygulanacak zamanaşımının ve görevli mahkemenin birlikte değerlendirilmesi; sonradan telafisi güç usul ve ispat sorunlarının önüne geçilmesi bakımından önem taşır.
Sık Sorulan Sorular
Maddi ve manevi tazminat birlikte istenebilir mi?
Aynı olay hem ekonomik zarar hem de manevi zarar doğurmuşsa, hukuki şartları ayrı ayrı gerçekleştiği ölçüde maddi ve manevi tazminat birlikte talep edilebilir.
Ceza davası kazanılırsa otomatik tazminat alınır mı?
Ceza mahkemesindeki mahkûmiyet kararı, özel hukuk anlamında tazminatın otomatik olarak ödenmesi sonucunu doğurmaz. Zarar görenin tazminat talebini ilgili hukuki yolda ayrıca ileri sürmesi gerekebilir.
Tazminat için mutlaka fatura gerekir mi?
Zararın ispat yöntemi zarar kalemine göre değişir. Bazı giderler belgeyle ispatlanırken, bazı zararların mahkemece bilirkişi veya diğer deliller kullanılarak belirlenmesi mümkündür. Her zarar kalemi için yalnızca faturanın bulunup bulunmadığına bakılmaz.
Manevi tazminat miktarını kim belirler?
Talep edilen miktarı davacı belirler; hükmedilecek manevi tazminatı ise hâkim somut olayın özelliklerini değerlendirerek takdir eder.
Tazminat davasında tanık dinlenebilir mi?
Uyuşmazlığın niteliğine göre tanık deliline başvurulabilir. Ancak ekonomik zarar veya bedensel zarar gibi bazı hususların yalnızca tanık anlatımıyla ispatlanması yeterli olmayabilir ve belge veya bilirkişi incelemesi gerekebilir.
Tazminat davası açmadan önce karşı tarafa ihtar çekmek zorunlu mu?
Her tazminat davasında ihtar zorunlu değildir. Bununla birlikte sözleşmeden kaynaklanan bazı taleplerde temerrüt veya talep tarihinin belirlenmesi bakımından ihtar önem taşıyabilir. Dava öncesinde zorunlu bir başvuru bulunup bulunmadığı uyuşmazlığın hukuki sebebine göre belirlenir.
Avukat Ayşe Deniz Oral
Zafer Mahallesi, Bahariye Caddesi No:52 Kat:3 İlkadım / Samsun
0530 327 37 84
