Samsun Tapu Avukatı | Ayşe Deniz Oral

samsun tapu avukatı

Taşınmaz uyuşmazlıklarında tapu kaydında görünen bilgi ile gerçek hukuki durum her zaman örtüşmeyebilir. Bir taşınmazın yanlış kişi adına tescil edilmesi, miras bırakan tarafından muvazaalı şekilde devredilmesi, kadastro sırasında sınır veya yüzölçümü hatası yapılması, vekâletnamenin kötüye kullanılması, tapu üzerinde hukuki dayanağı kalmamış bir şerh veya ipoteğin bulunması ya da komşu parselden kaynaklanan müdahale mülkiyet hakkını doğrudan etkileyebilir.

Samsun tapu avukatı olarak taşınmazın yalnızca güncel tapu kaydına değil; tedavüllü kayıtlarına, resmi senetlere, kadastro tutanaklarına, paftalara, dayanak belgelere ve uyuşmazlığın ortaya çıkış biçimine birlikte bakıyoruz. Çünkü tapu davalarında doğru dava türünü belirlemek kadar, hangi kaydın hangi hukuki sebeple değiştirilebileceğini ortaya koymak da önemlidir.

Samsun Tapu Avukatı Hangi Uyuşmazlıklarda Hukuki Destek Sağlar?

Tapu hukukunda uyuşmazlık bazen tapu müdürlüğünde yapılacak bir başvuruyla çözülebilirken bazen tapu kaydının değiştirilmesi ancak mahkeme kararıyla mümkündür. Bu ayrımın doğru yapılması, gereksiz dava açılmasını veya yanlış hukuki sebebe dayanılmasını önler.

Tapu iptal ve tescil davaları, yolsuz tescil iddiaları, vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle yapılan devirler, ehliyetsizlik veya irade sakatlığı iddiaları, muris muvazaasına dayalı uyuşmazlıklar, kadastro ve sınır problemleri, tapu sicilinin düzeltilmesi, şerh ve ipoteklerin terkini, önalım hakkı, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepleri bu alanın başlıca uyuşmazlıkları arasındadır.

Ancak taşınmazla ilgili her dava “tapu davası” değildir. Ortaklığın giderilmesi, kamulaştırma, imar uygulamaları, kat karşılığı inşaat sözleşmeleri veya mirasın paylaşılması kendi hukuki rejimine sahiptir. Dosyanın başlangıcında uyuşmazlığın doğru nitelendirilmesi, görevli ve yetkili mahkemenin, dava şartlarının ve uygulanacak sürelerin belirlenmesi bakımından önem taşır.

Tapu İptal ve Tescil Davaları

Tapu iptal ve tescil davası, mevcut tapu kaydının gerçek hukuki durumu yansıtmadığı iddiasıyla açılır. Davanın kabulü hâlinde hukuka aykırı tescil iptal edilerek taşınmazın tamamı veya uyuşmazlık konusu pay hak sahibi adına tescil edilir.

Ancak “tapu yanlış” demek tek başına dava sebebi değildir. Tapudaki kaydın hangi hukuki nedenle geçersiz veya yolsuz olduğu ortaya konulmalıdır. Uygulamada vekâlet görevinin kötüye kullanılması, hukuki ehliyetsizlik, muvazaa, sahte belge veya sahte vekâletname, geçersiz hukuki işlem, miras hukukundan kaynaklanan nedenler ve bazı durumlarda kadastro öncesi haklar tapu iptal ve tescil talebinin dayanağını oluşturabilir.

Taşınmaz daha sonra üçüncü bir kişiye devredilmişse uyuşmazlık daha da teknik hâle gelir. Türk Medeni Kanunu’nun tapu siciline güveni koruyan hükümleri nedeniyle, sonraki malikin iyiniyetli olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. Tapudaki tescilin yolsuz olduğunu bilen veya somut olayın özellikleri itibarıyla bilmesi gereken kişinin sicile güvenerek korunması mümkün değildir. Buna karşılık kanunun aradığı anlamda iyiniyetli üçüncü kişinin ayni hak kazanımı korunabilir.

Bu nedenle tapu iptal ve tescil davasında yalnızca ilk işlemin geçerliliğinin değil, taşınmazın daha sonraki devirlerinin ve yeni maliklerin hukuki durumunun da incelenmesi gerekir.

Vekâlet Görevinin Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tapu İptali

Taşınmaz sahibi tarafından verilen vekâletname, vekile sınırsız biçimde kendi menfaatine hareket etme hakkı vermez. Vekilin, malik ile arasındaki güven ilişkisine ve üstlendiği borca aykırı biçimde taşınmazı kendisine veya birlikte hareket ettiği üçüncü bir kişiye devretmesi hâlinde tapu iptal ve tescil davası gündeme gelebilir.

Bu davalarda satış bedeli, bedelin gerçekten ödenip ödenmediği, taraflar arasındaki yakınlık, devir tarihi, taşınmazın gerçek değeri, vekilin işlemdeki menfaati ve taşınmazı devralan kişinin vekil ile birlikte hareket edip etmediği önem taşır.

Özellikle taşınmazın kısa süre içinde tekrar devredildiği dosyalarda tapunun tedavül kayıtlarının tamamı incelenmeden yalnızca son malik üzerinden değerlendirme yapılması eksik kalabilir.

Tapu Sicilindeki Hata ile Mülkiyet Uyuşmazlığı Aynı Şey Değildir

Tapudaki her yanlışlık tapu iptal ve tescil davası gerektirmez. Malik adındaki basit yazım hatası, kimlik bilgilerinin eksikliği veya sicildeki teknik bir yanlışlık ile taşınmazın gerçekte başka bir kişiye ait olduğu iddiası hukuken birbirinden farklıdır.

Basit sicil hataları bazı hâllerde tapu müdürlüğü nezdinde düzeltilebilir. Buna karşılık yapılacak değişiklik başka bir kişinin mülkiyet veya ayni hakkını ortadan kaldıracaksa idari düzeltme yolunun sınırları aşılır ve mahkeme kararı gerekebilir.

Bu nedenle tapu kaydında yanlışlık görüldüğünde ilk soru “hangi davayı açacağız?” değil, hatanın sicil hatası mı, kadastro kaynaklı teknik hata mı yoksa mülkiyet hakkına ilişkin gerçek bir uyuşmazlık mı olduğudur.

Kadastro, Sınır ve Yüzölçümü Uyuşmazlıkları

Kadastro uyuşmazlıklarında taşınmazın yalnızca bugünkü tapu kaydına bakılması yeterli değildir. İlk kadastro tutanağı, tesis kadastrosuna ait pafta ve ölçüler, komşu parsellerin kayıtları, eski tapular, hava fotoğrafları, aplikasyon belgeleri ve gerektiğinde zilyetlik olguları birlikte değerlendirilir.

İlk kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak açılacak davalar bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki on yıllık hak düşürücü süre özellikle önemlidir. Bu kural, her türlü tapu ve kadastro uyuşmazlığının on yılda sona erdiği anlamına gelmez. İddianın kadastrodan önceki bir hakka mı, sonraki bir işleme mi, teknik bir düzeltmeye mi yoksa bağımsız başka bir hukuki sebebe mi dayandığı ayrıca belirlenmelidir.

Kadastro Kanunu’nun 41. maddesinde 2026 yılında yapılan değişiklik sonrasında ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamadan doğan teknik hataların düzeltilmesine ilişkin rejim de yeniden düzenlenmiştir. Yapılan düzeltmenin maliklere ve diğer hak sahiplerine tebliğinden itibaren otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması amacıyla sulh hukuk mahkemesinde dava açılmaması hâlinde düzeltme kesinleşir.

Bu sebeple kadastro müdürlüğünden gelen bir düzeltme tebligatının sıradan bir bilgilendirme yazısı gibi değerlendirilmemesi gerekir. Düzeltmenin parsel sınırına veya yüzölçümüne etkisi varsa süre geçirilmeden eski ve yeni teknik verilerin karşılaştırılması önem taşır.

Yenileme Kadastrosu Sonrasında Eski Haklar Yeniden İleri Sürülebilir mi?

Yenileme veya teknik güncelleme işlemlerinin amacı, ilk kadastro sırasında kesinleşmiş mülkiyet düzenini yeniden kurmak değildir. Eski paftaların teknik yetersizliklerinin giderilmesi, sınırların güncel teknik yöntemlerle belirlenmesi ve kayıtların sağlıklı hâle getirilmesi hedeflenir.

Bu nedenle ilk kadastro sırasında ileri sürülmesi gereken ve daha sonra Kadastro Kanunu’nun 12. maddesindeki hak düşürücü süreye uğramış bir mülkiyet iddiası, yalnızca yenileme çalışması yapılmış olması sebebiyle yeniden canlanmaz. Buna karşılık yenileme veya düzeltme işleminin bizzat kendisinin yeni bir sınır, ölçüm veya yüzölçümü hatası yaratması durumunda bu yeni işleme karşı öngörülen hukuki yollar kullanılabilir.

Taşınmaz Satışı ve Tapu Devri Öncesinde Hukuki İnceleme

Taşınmaz satın alırken yalnızca tapuda malik olarak görünen kişinin kimliğini ve satış fiyatını kontrol etmek yeterli değildir. Tapu kaydındaki ipotek, haciz, ihtiyati tedbir, aile konutu şerhi, intifa hakkı, irtifak hakkı, satış vaadi şerhi veya başka bir takyidat, satın alınacak taşınmazın hukuki ve ekonomik değerini doğrudan etkileyebilir.

Özellikle yüksek bedelli taşınmazlarda güncel tapu kaydı kadar kayıtların dayanağı, taşınmazın niteliği, kat mülkiyeti veya kat irtifakı durumu, arsa payı, imar ve fiilî kullanım durumu ile satıcının tasarruf yetkisinin birlikte incelenmesi gerekir.

Vekâleten yapılacak satışlarda vekâletnamenin kapsamı, yetkinin devam edip etmediği ve işlem şartları ayrıca kontrol edilmelidir. Hisseli taşınmazlarda ise satın alınan payın diğer paydaşların yasal önalım hakkına konu olup olmadığı satış öncesinde değerlendirilmelidir.

Hisseli Tapuda Önalım Hakkı

Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan birinin payını üçüncü kişiye satması hâlinde diğer paydaşların Türk Medeni Kanunu’ndan kaynaklanan yasal önalım hakkı doğabilir.

Önalım hakkına ilişkin süre ve bedel sistemi 2025 yılının sonunda önemli ölçüde değişmiştir. Güncel düzenlemede noter aracılığıyla yapılan bildirimin üzerinden üç ay geçmesiyle önalım hakkı düşer; her hâlde satışın üzerinden bir yıl geçtikten sonra hak kullanılamaz.

Önalım davasında dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından belirlenir. Hak sahibinin belirlenen rayiç bedeli ve alıcıya düşen tapu giderlerini mahkemenin verdiği kesin süre içerisinde yatırması gerekir.

Kanun değişikliğinden önce yapılan satışlar bakımından ise geçiş hükümleri bulunduğundan, satış tarihine göre uygulanacak süre ayrıca belirlenmelidir.

Şerh, İpotek ve Hacizlerin Tapudan Kaldırılması

Tapu kaydında bulunan her takyidat aynı yöntemle kaldırılamaz. İpoteğin terkini ile ihtiyati tedbirin, haczin, aile konutu şerhinin veya kişisel hak şerhinin kaldırılması farklı hukuki şartlara bağlıdır.

Bir banka ipoteğinde borcun tamamen ödenmiş olması, tapu kaydının kendiliğinden silindiği anlamına gelmez. İpotek lehtarı kurumun terkin talebinin sisteme gönderilmesi ve tapu kaydında terkin işleminin tamamlanması gerekir. Bankaların elektronik sistemle gönderdikleri ipotek terkin talepleri günümüzde önemli ölçüde dijital ortamda yürütülebilmektedir.

Mahkeme kararıyla konulan ihtiyati tedbir veya başka bir takyidat bakımından ise kaydı koyan kararın ve kaydın hukuki dayanağının ayrıca incelenmesi gerekir.

Taşınmaz satın almadan önce takyidatların yalnızca isimlerine değil, tarih ve yevmiye numaralarına, lehtarlarına ve hukuki sonuçlarına bakılması bu nedenle önemlidir.

El Atmanın Önlenmesi Davaları

Bir taşınmazın tamamının veya bir bölümünün haklı ve geçerli bir sebep bulunmaksızın başka bir kişi tarafından kullanılması hâlinde malik, müdahalenin sona erdirilmesini isteyebilir.

Komşunun duvarının veya yapısının parsel sınırını aşması, arazinin izinsiz kullanılması, taşınmaz üzerinde hak olmaksızın yapı yapılması veya malik dışında bir kişinin taşınmazı terk etmemesi el atmanın önlenmesi taleplerine konu olabilir.

Sınırın tartışmalı olduğu dosyalarda tapu kaydı ile fiilî durumun karşılaştırılması, kadastro paftalarının zemine uygulanması ve teknik bilirkişi incelemesi belirleyici hâle gelir. Müdahalenin bir yapıdan kaynaklanması durumunda yapının hukuki durumu ve iyiniyet-kötüniyet hükümleri de ayrıca değerlendirilir.

Ecrimisil Davaları

Taşınmazın haksız şekilde kullanılması nedeniyle malik, şartları oluşmuşsa el atmanın önlenmesinin yanında geçmiş dönem kullanımına ilişkin ecrimisil de talep edebilir.

Ecrimisil miktarı her olayda yalnızca sıradan bir kira hesabından ibaret değildir. Taşınmazın niteliği, kullanım biçimi, kullanım dönemi ve malikin mahrum kaldığı ekonomik yarar değerlendirmeye alınır.

Paydaşlar veya mirasçılar arasındaki ecrimisil uyuşmazlıklarında ise diğer paydaşın taşınmazdan yararlanmak istediğinin karşı tarafa bildirilip bildirilmediği önem kazanabilir. Yargıtay uygulamasında “intifadan men” olarak adlandırılan bu şartın aranmadığı istisnalar da bulunduğundan, paydaşlar arasındaki ecrimisil taleplerinin somut olay üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

Geçit Hakkı ve Diğer İrtifak Uyuşmazlıkları

Genel yola yeterli bağlantısı bulunmayan bir taşınmazın malikinin komşu taşınmazdan zorunlu geçit talep etmesi mümkündür. Geçit güzergâhı yalnızca talepte bulunan malikin isteğine göre belirlenmez. Taşınmazların konumu, önceki mülkiyet ve yol durumu, geçidin ihtiyacı karşılayacak nitelikte olması ve komşu taşınmaza mümkün olan en az zararın verilmesi birlikte değerlendirilir.

Mahkemece geçit kurulmasına karar verilmesi hâlinde yükümlü taşınmaz lehine uygun karşılık belirlenir ve kurulan geçit hakkı tapuya tescil edilir.

İntifa, üst hakkı ve diğer irtifak haklarından doğan uyuşmazlıklarda da hakkın tapudaki kapsamı ile fiilen kullanılma biçiminin birlikte incelenmesi gerekir.

Muris Muvazaası ve Miras Kaynaklı Tapu Davaları

Miras bırakanın gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda satış gibi göstermesi muris muvazaası uyuşmazlıklarının temelini oluşturur.

Ancak her düşük bedelli satış veya aile içi taşınmaz devri kendiliğinden muris muvazaası anlamına gelmez. Miras bırakanın gerçek iradesi, satış ihtiyacı, ekonomik durumu, tarafların ödeme gücü, satış bedelinin gerçekten ödenip ödenmediği, aile ilişkileri ve taşınmazın devir tarihindeki durumu birlikte değerlendirilir.

Muris muvazaası, tenkis, mirasta denkleştirme ve mirasın paylaşılması birbirinden farklı hukuki kurumlar olduğundan talebin hangi hukuki sebebe dayandığı başlangıçta belirlenmelidir.

Muhtar Senedi veya Adi Yazılı Belge ile Alınan Taşınmaz

Özellikle eski tarihli işlemlerde taşınmazların tapu müdürlüğünde resmi satış yapılmadan muhtar senedi, köy senedi, adi yazılı satış belgesi veya taraflar arasında düzenlenen başka belgelerle devredilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Tapulu taşınmazın mülkiyetinin devri kanunda öngörülen resmi şekle tabidir. Bu nedenle adi yazılı belge tek başına tapulu taşınmazın mülkiyetini alıcıya geçirmez. Bununla birlikte belgenin düzenlendiği tarih, taşınmazın işlem tarihindeki hukuki niteliği, zilyetlik ve yapılan ödemeler başka talepler bakımından önem taşıyabilir.

Tapunun alınmasının hukuken mümkün olmadığı bazı durumlarda ödenen satış bedelinin iadesi ve denkleştirici adalet ilkesi gündeme gelebilir. Konunun ayrıntıları Muhtar Senedinin Geçerliliği başlıklı yazıda ayrıca incelenmektedir.

Arsa ve İnşaat Kaynaklı Uyuşmazlıklar

Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, yükleniciden taşınmaz satın alınması, arsa payı problemleri, kamulaştırmasız el atma, imar uygulamaları ve arsa kullanımından kaynaklanan uyuşmazlıklar tapu kayıtlarıyla yakından bağlantılı olsa da her birinin dava sebebi ve hukuki rejimi farklıdır.

Samsun’daki Taşınmazın Tapu Davası Nerede Açılır?

Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.

Bu nedenle Samsun’da bulunan bir taşınmaz hakkında açılacak tapu iptal ve tescil davasının sırf davacı veya davalı Ankara, İstanbul ya da başka bir şehirde oturuyor diye o şehirde açılması mümkün değildir. Taşınmaz Samsun’daysa kesin yetki kuralı uyarınca dava Samsun’da açılır.

Görevli mahkeme ise uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre ayrıca belirlenir. Her taşınmaz uyuşmazlığında aynı mahkeme görevli değildir.

Tapu Davasında Hangi Belgeler İncelenir?

Tapu davalarında yalnızca kişinin elindeki tapu senedine bakılarak sağlıklı değerlendirme yapılması çoğu zaman mümkün değildir. Güncel tapu kaydı, tedavüllü kayıtlar, resmi senetler, tapunun edinme sebebi, yevmiye kayıtları, vekâletnameler, kadastro tutanakları, paftalar, aplikasyon ve ölçüm belgeleri ile uyuşmazlığın niteliğine göre mirasçılık belgesi, sözleşmeler, banka kayıtları ve ödeme belgeleri birlikte incelenebilir.

Bir taşınmazın yıllar içinde birkaç kez el değiştirmiş olması hâlinde özellikle tedavüllü tapu kaydı önem kazanır. Güncel malik doğru görünse dahi uyuşmazlığın kaynağı daha önceki bir devir işleminde bulunabilir.

Tapu Senedimi Kaybettim, Mülkiyet Hakkımı Kaybeder miyim?

Fiziki tapu senedinin kaybedilmesi mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz. Mülkiyet tapu sicilindeki kayıt üzerinden belirlenir.

Tapu işlemlerinde de her durumda eski fiziki tapu senedinin ibraz edilmesi zorunlu değildir; taşınmazın tapu bilgileri ve kimlik doğrulaması üzerinden işlem yapılabilmektedir. Ancak tapu senedinin kaybolmasından farklı olarak tapu sicilinde malik veya taşınmaz bilgilerinin yanlış görünmesi ayrı bir hukuki sorundur.

E-Devlet’te Tapu Bilgilerim Değişmiş Görünüyor. Tapum Elimden mi Gitti?

Ada, parsel, yüzölçümü veya taşınmazın bazı teknik bilgilerinin değişmesi her zaman mülkiyetin kaybedildiği anlamına gelmez. Kadastro düzeltmesi, parselasyon, ifraz, tevhit, imar uygulaması veya idari numaralandırma değişiklikleri sonucunda taşınmazın bazı kayıt bilgileri değişebilir.

İmar Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında yapılan parselasyonlarda kanunda öngörülen şartlarla düzenleme ortaklık payı kesilmesi de mümkündür ve bu oran güncel düzenlemede taşınmazın düzenlemeden önceki yüzölçümünün yüzde 45’ini aşamaz. Bununla birlikte tapuda görülen her yüzölçümü azalması düzenleme ortaklık payından kaynaklanmaz.

Eski ve yeni tapu kayıtları ile işlemin dayanak belgesi karşılaştırılmadan yalnızca e-Devlet ekranındaki değişiklik üzerinden hukuki sonuca varılması doğru olmaz.

Tapulu Bir Taşınmazla Yıllarca İlgilenmemek Tapunun Kaybedilmesine Yol Açar mı?

Bir taşınmazın uzun süre kullanılmaması veya malikinin taşınmaza gitmemesi tek başına mülkiyet hakkını sona erdirmez. Tapulu taşınmazlarda sırf başka bir kişinin uzun süre kullanması nedeniyle olağan şekilde mülkiyet kazanılması söz konusu değildir.

Bununla birlikte tapu kaydının hukuki durumu, malik hanesinin niteliği, kadastro işlemleri, kamulaştırma, cebri icra veya taşınmaz hakkında açılmış davalar farklı sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle uzun yıllardır kontrol edilmeyen taşınmazların güncel tapu ve takyidat kayıtlarının belirli aralıklarla incelenmesi yararlıdır.

Miras Kalan Taşınmazın Tapuya İntikali Nasıl Yapılır?

Miras bırakanın ölümüyle mirasçılar mirası kanunen kazanmakla birlikte, taşınmazların tapu sicilinde mirasçılar adına intikal işleminin yapılması gerekir.

Tapu intikalinde sulh hukuk mahkemesinden veya noterden alınan mirasçılık belgesi esas alınır. Bina niteliğindeki taşınmazlarda DASK ve somut işlemin gerektirdiği diğer belgeler de gündeme gelebilir. Mirasçıların taşınmazı daha sonra paylaşmak istemeleri ise intikal işleminden farklı bir hukuki aşamadır.

Tapudaki İpotek Borç Ödenince Kendiliğinden Kalkar mı?

Borç sona ermiş olsa dahi ipoteğin tapu sicilindeki kaydının terkin edilmesi gerekir. Banka veya kurumun elektronik terkin sistemine dahil olduğu durumlarda fek talebi elektronik ortamda Tapu ve Kadastro sistemine gönderilebilir.

Borç kapatıldığı hâlde ipotek kaydının hâlen görünmesi durumunda önce ipotek lehtarının terkin işlemini gerçekleştirip gerçekleştirmediği kontrol edilmelidir.

Mavi Tapu ile Kırmızı Tapu Arasında Hukuki Fark Var mı?

Tapu belgesinin rengi tek başına taşınmazın hukuki statüsünü belirleyen güvenilir bir ölçüt değildir. Taşınmazın arsa, tarla, bağımsız bölüm veya başka bir nitelikte olup olmadığı; kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulup kurulmadığı tapu sicilindeki kayıtlar üzerinden anlaşılır.

Bu nedenle bir dairenin hukuki durumunu değerlendirirken tapu kâğıdının renginden ziyade ana taşınmazın niteliği, bağımsız bölüm bilgileri, arsa payı ve kat mülkiyeti veya kat irtifakı kayıtları incelenmelidir.

Tapu Devri Ne Kadar Sürer?

Tapu devri için bütün işlemler bakımından geçerli sabit bir süre bulunmaz. Web Tapu başvurusunun eksiksiz olması, taşınmaz üzerindeki takyidatlar, tarafların durumu, gerekli resmi belgelerin hazır bulunması ve ilgili tapu müdürlüğünün işlem yoğunluğu süreyi etkiler.

Satıştan önce hukuki veya teknik bir engel tespit edilirse işlem tamamlanmadan önce bu engelin giderilmesi gerekebilir. Özellikle yüksek değerli taşınmazlarda işlemin birkaç gün hızlı sonuçlanmasından çok, taşınmazın hukuki durumunun satıştan önce doğru incelenmesi önemlidir.

Samsun Tapu Avukatı ile Tapu ve Gayrimenkul Uyuşmazlıklarının Takibi

Tapu uyuşmazlıkları çoğu zaman yüksek ekonomik değere sahip malvarlığı haklarını ilgilendirir ve bazı dosyalarda dava açıldıktan sonra yapılan bir usul hatasını telafi etmek güç olabilir. Yanlış kişiye husumet yöneltilmesi, yanlış dava türünün seçilmesi, hak düşürücü sürenin geçirilmesi veya tapu kayıtlarının eksik incelenmesi davanın sonucunu doğrudan etkileyebilir.

Samsun’da tapu ve taşınmaz uyuşmazlıklarında dosyanın niteliğine göre tapu kayıtlarının ve dayanak belgelerin incelenmesi, dava öncesi hukuki değerlendirmenin yapılması, ihtiyati tedbir gerekip gerekmediğinin belirlenmesi ve dava sürecinin yürütülmesi konusunda hukuki destek sağlanmaktadır.

Avukat Ayşe Deniz Oral
Zafer Mahallesi, Bahariye Caddesi No:52 Kat:3 İlkadım / Samsun
0530 327 37 84

5/5 - (1 vote)