Velayet uyuşmazlığı yalnızca boşanma sırasında çocuğun anneye mi yoksa babaya mı bırakılacağı meselesinden ibaret değildir. Boşanma devam ederken geçici velayetin belirlenmesi, daha önce verilmiş velayet kararının değiştirilmesi, ebeveynlerden birinin başka şehre taşınması, çocukla kişisel ilişkinin uygulanamaması, görüş günlerinin yeniden düzenlenmesi, şiddet veya bağımlılık iddiaları ve çocuğun hangi ebeveynle yaşamak istediğine ilişkin beyanları da velayet hukukunun içinde değerlendirilir.
Velayet konusunda mahkemenin temel ölçütü anne veya babanın diğerinden daha fazla hak sahibi olması değil, çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle ebeveynlerin boşanmadaki kusuru, gelirlerinin birbirinden farklı olması veya taraflardan birinin yeniden evlenmesi tek başına velayet sonucunu belirlemez. Mahkeme çocuğun yaşı, gelişimi, eğitim düzeni, ebeveynlerle ilişkisi, mevcut yaşam ortamı ve dosyada ortaya çıkan riskleri birlikte değerlendirir.
Velayet kararının verilmesinden sonra da koşullar değişebilir. Çocuğun yıllar içinde ihtiyaçlarının değişmesi, velayet sahibi ebeveynin başka bir şehre taşınması, çocuğun fiilen diğer ebeveynle yaşamaya başlaması veya kişisel ilişki kararının uygulanamaması yeni bir dava veya mevcut düzenlemenin değiştirilmesini gerektirebilir.
Boşanma Davasında Velayet Nasıl Belirlenir?
Boşanma veya ayrılık kararı verilirken ortak çocuğun velayetinin hangi ebeveyne bırakılacağı mahkeme tarafından belirlenir. Tarafların velayet konusunda anlaşmış olması önemlidir ancak özellikle çekişmeli boşanmada hâkim yalnız anne ve babanın talepleriyle bağlı değildir.
Velayetin belirlenmesinde çocuğun fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal gelişiminin hangi düzen içinde daha sağlıklı sürdürülebileceğine bakılır. Çocuğun uzun süredir kimin yanında yaşadığı, okulu, sosyal çevresi, ebeveynlerin çocukla ilgilenme biçimleri, çalışma düzenleri ve çocuğun bakımının fiilen kim tarafından yürütüldüğü değerlendirmede önem taşıyabilir.
Ebeveynlerden birinin ekonomik durumunun daha iyi olması velayetin mutlaka o kişiye verilmesini gerektirmez. Çocuğun ekonomik ihtiyaçlarının karşılanması nafaka yoluyla da sağlanabilir. Velayetin amacı maddi olarak daha güçlü ebeveyni seçmek değil, çocuk için en uygun yaşam ve bakım düzenini kurmaktır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 07.05.2024 tarihli, 2022/11086 E., 2024/3226 K. sayılı kararında da çocukların fiilen anne yanında kurulu bir düzen içinde yaşadıkları, eğitimlerine burada devam ettikleri ve sosyal çevrelerine uyum sağladıkları dikkate alınmış; uzman raporları ve çocukların durumları birlikte değerlendirilerek mevcut düzenin değiştirilmemesinin üstün yararlarına uygun olduğu kabul edilmiştir.
Boşanma Davası Devam Ederken Geçici Velayet Kime Verilir?
Boşanma davası birkaç ay veya daha uzun süre devam edebilir. Bu dönemde çocuğun kimin yanında kalacağının mahkemenin nihai kararına kadar belirsiz bırakılması mümkün değildir.
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri alır. Uygulamada bu kapsamda çocuğun dava süresince hangi ebeveyn yanında kalacağı ve diğer ebeveynle nasıl kişisel ilişki kuracağı düzenlenebilir.
Geçici velayetin bir ebeveyne bırakılması, nihai kararın da mutlaka aynı şekilde verileceği anlamına gelmez. Yargılama sırasında yeni deliller ortaya çıkabilir, sosyal inceleme yapılabilir veya çocuğun fiilî yaşam düzeninde değişiklik meydana gelebilir.
Bu nedenle geçici velayet kararı önemli olmakla birlikte, boşanma davasının sonundaki velayet hükmünün yerine geçmez.
Çocuğun Velayeti Konusunda Hangi Kriterlere Bakılır?
Velayet davalarında tek bir ölçüt üzerinden karar verilmez. Dosyanın tamamı incelenir.
Çocuğun mevcut yaşam düzeni bunlardan biridir. Uzun süredir aynı evde, aynı okulda ve aynı sosyal çevrede yaşayan bir çocuğun bu düzeninin değiştirilmesinin gelişimine etkisi değerlendirilir. Bunun yanında anne ve babanın çocukla kurduğu ilişki, bakım sorumluluğunu ne ölçüde üstlendiği ve çocuğun günlük ihtiyaçlarını karşılayabilme durumu önem taşır.
Ebeveynlerden birinin diğer ebeveyni çocuk üzerinden baskı altında tutması, çocuğu sürekli taraf seçmeye zorlaması veya diğer ebeveynle ilişkinin bozulmasına yönelik davranışlarda bulunması da velayet değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Çocuğun sağlık durumu, özel eğitim ihtiyacı veya düzenli tedavi gereksinimi bulunuyorsa bu ihtiyaçların hangi ebeveyn yanında daha sağlıklı sürdürülebileceği de araştırılır.
Velayet kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim gerektiğinde tarafların ileri sürmediği bazı hususları da araştırabilir ve yargılama sırasında meydana gelen yeni gelişmeleri dikkate alabilir.
Çocuğun Görüşü Velayet Kararında Önemli midir?
Kendi görüşünü oluşturabilecek yaş ve olgunluğa ulaşmış çocuğun düşüncesinin velayet değerlendirmesinde dikkate alınması gerekir. Bununla birlikte Türk hukukunda “çocuk 8 yaşını geçtiğinde kimi seçerse velayet ona verilir” veya “10 yaşından sonra karar tamamen çocuğa aittir” şeklinde sabit bir kural bulunmamaktadır.
Çocuğun yalnız yaşı değil, gelişim düzeyi ve kendi düşüncesini bağımsız biçimde oluşturabilecek olgunlukta olup olmadığı önemlidir.
Çocuğun görüşü mahkemece doğrudan veya uzman eşliğinde alınabilir. Sosyal inceleme sırasında da çocuğun düşünceleri değerlendirilebilir. Hangi yöntemin kullanılacağı dosyanın özelliklerine göre değişir.
Çocuğun beyanı önemli olmakla birlikte hâkimi tek başına bağlamaz. Çocuğun talebi üstün yararıyla uyuşmuyorsa mahkeme farklı bir karar verebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.12.2024 tarihli, 2024/2251 E., 2024/10165 K. sayılı kararında, görüşünü açıklayabilecek olgunluktaki çocuğun babasının yanında yaşamayı istemesi, fiilen baba yanında kurduğu düzen ve uzman değerlendirmesi birlikte ele alınmış; kardeşlerin ayrı kalacak olması da değerlendirilmesine rağmen somut çocuk bakımından üstün yararın baba yanında kalmasını gerektirdiği kabul edilmiştir.
Bu karar aynı zamanda kardeşlerin her durumda mutlaka aynı ebeveyne verilmesi gerektiği yönünde mutlak bir kural bulunmadığını da göstermektedir.
Sosyal İnceleme Raporu Velayet Davasında Ne Kadar Önemlidir?
Velayet uyuşmazlıklarında mahkeme, dosyanın niteliğine göre psikolog, pedagog veya sosyal çalışma görevlisi gibi uzmanlardan inceleme ve rapor isteyebilir.
Uzman incelemesinde ebeveynlerle ve çocukla görüşme yapılabilir; gerekli görülmesi hâlinde yaşam ortamları da incelenebilir. Ancak her velayet dosyasında mutlaka ev ziyareti yapılacağı veya incelemenin her zaman aynı yöntemle yürütüleceği söylenemez.
Sosyal inceleme raporu hâkim açısından önemli bir delildir fakat karar yalnız bu rapora dayanmak zorunda değildir. Tanık anlatımları, okul ve sağlık kayıtları, tarafların yaşam koşulları, çocuğun beyanları ve diğer deliller birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2024/2247 E., 2024/2259 K. sayılı kararında, çocuğun ve ebeveynlerin yaşam koşullarını yeterince değerlendiren sosyal inceleme yapılmadan velayet ve kişisel ilişki konusunda karar verilmesi eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla önemli olan yalnızca dosyada bir uzman raporu bulunması değil, raporun somut çocuğun ve her iki ebeveynin koşullarını gerçekten incelemiş olmasıdır.
Velayetin Değiştirilmesi Davası Hangi Durumlarda Açılabilir?
Boşanmada velayetin anneye veya babaya verilmiş olması bu düzenlemenin çocuk ergin oluncaya kadar hiçbir koşulda değişmeyeceği anlamına gelmez.
Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi, anne veya babanın başka biriyle evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların gerekli kılması hâlinde hâkimin yeni önlemler alabileceğini düzenlemektedir.
Burada esas olan, boşanma kararından sonra yeni veya değişmiş bir durumun ortaya çıkması ve bu durumun çocuk bakımından mevcut velayet düzeninin yeniden değerlendirilmesini gerektirmesidir.
Velayet sahibi ebeveynin çocuğun bakımını fiilen uzun süre başka kişilere bırakması, çocuğun eğitim veya sağlık ihtiyaçlarını ağır biçimde ihmal etmesi, çocukla diğer ebeveyn arasındaki ilişkiyi sürekli ve haksız biçimde engellemesi veya çocuğun fiilen uzun süredir diğer ebeveyn yanında yeni bir yaşam düzeni kurmuş olması somut olayın özelliklerine göre velayet değişikliği tartışması doğurabilir.
Buna karşılık anne veya babanın yalnızca yeniden evlenmiş olması velayetin kendiliğinden değiştirilmesi için yeterli değildir. Yeni evliliğin çocuk üzerinde somut olarak olumsuz bir etkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Anne veya Baba Başka Şehre Taşınırsa Velayet Değişir mi?
Velayet sahibi ebeveynin başka bir şehre taşınması da velayeti otomatik olarak sona erdirmez.
TMK m.183’te başka bir yere gitme, yeni durumların değerlendirilmesini gerektirebilecek örneklerden biri olarak sayılmıştır. Ancak her şehir değişikliğinde velayet diğer ebeveyne verilmez.
Taşınmanın çocuğun okul düzenine, sosyal çevresine, sağlık ihtiyaçlarına ve diğer ebeveynle kişisel ilişkisinin uygulanmasına etkisi önemlidir.
Örneğin Samsun’da yaşayan çocukla diğer ebeveyn arasında hafta sonlarını esas alan bir kişisel ilişki kararı bulunurken velayet sahibi ebeveynin çok uzak başka bir şehre taşınması, mevcut görüş takvimini fiilen uygulanamaz hâle getirebilir. Böyle bir durumda velayetin mutlaka değişmesi gerekmese bile kişisel ilişki günlerinin ve teslim düzeninin yeniden belirlenmesi gerekebilir.
Çocuğun başka şehre götürülmesi meselesi bu nedenle yalnızca velayet sahibinin ikamet tercihi üzerinden değil, çocuğun üstün yararı ve diğer ebeveynle ilişkisinin sürdürülebilirliği bakımından değerlendirilmelidir.
Şiddet, Alkol veya Madde Bağımlılığı Velayeti Etkiler mi?
Ebeveynlerden birinin çocuğa veya diğer ebeveyne yönelik şiddeti velayet değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Ancak yalnızca “şiddet uyguladı” şeklindeki soyut iddia yeterli olmayabilir. Dosyadaki kararlar, sağlık belgeleri, soruşturma evrakı, tanık anlatımları ve diğer deliller birlikte incelenir.
Alkol veya uyuşturucu kullanımı bakımından da yalnızca kişinin geçmişte madde kullanmış olması değil, kullanımın devam edip etmediği ve bunun çocuk bakımını tehlikeye düşürüp düşürmediği önemlidir.
Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesinde de ebeveynin hastalık veya benzeri nedenlerle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi ve çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi ya da yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması velayetin kaldırılması bakımından ayrıca düzenlenmiştir.
Velayetin diğer ebeveyne verilmesi ile velayetin tamamen kaldırılması birbirinden farklı hukuki sonuçlardır. Sorunun niteliğine göre uygulanacak hüküm de değişebilir.
Velayet Sahibi Anne veya Baba Çocuğu Diğer Ebeveyne Göstermiyorsa Ne Olur?
Velayet sahibi olmak, çocuğun diğer ebeveyniyle bağını keyfî şekilde ortadan kaldırma hakkı vermez.
Mahkeme tarafından kişisel ilişki kararı verilmişse bu kararın uygulanması gerekir. Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesinde 2021 yılında yapılan değişiklikle mahkemenin, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde çocuğun menfaatine aykırı olmamak şartıyla velayetin değiştirilebileceği konusunda ihtarda bulunması öngörülmüştür.
Ancak bir veya birkaç görüş gününün gerçekleşmemesi otomatik olarak velayetin değişmesi anlamına gelmez.
Engellemenin sürekli olup olmadığı, nedeni, çocuğun görüşmeye direnip direnmediği, bu direncin kaynağı ve diğer ebeveynle ilişkinin çocuk açısından güvenli olup olmadığı araştırılır.
Çocuğun diğer ebeveynle görüşmesini sistematik biçimde engelleyen ve çocuğu diğer ebeveyne karşı yabancılaştıran davranışlar ise somut dosyanın özelliklerine göre velayet bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Çocuk Diğer Ebeveynle Görüşmek İstemiyorsa Ne Yapılır?
Mahkemede verilmiş bir kişisel ilişki kararının bulunması hâlinde çocuğun “gitmek istemiyorum” demesi kararı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Özellikle küçük çocuklarda görüşmeye karşı direnç, ebeveynler arasındaki çatışmadan, uzun süredir diğer ebeveyni görmemiş olmaktan, çevresel etkilerden veya gerçek bir korku ve güvenlik sorunundan kaynaklanabilir.
Bu nedenle çocuğun neden görüşmek istemediğinin anlaşılması gerekir.
Çocuğun yaşı ve olgunluğu uygunsa görüşü alınabilir, uzman değerlendirmesi istenebilir ve mevcut kişisel ilişki düzeninin çocuk bakımından artık uygun olmadığı düşünülüyorsa mahkemeden değiştirilmesi talep edilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.11.2024 tarihli, 2024/7272 E., 2024/8796 K. sayılı kararında çocuğun sağlık durumu ve baba hakkındaki olumsuz iddialar dikkate alınarak yatılı olmayan kişisel ilişki düzenlemesi uygun bulunmuştur.
Dolayısıyla kişisel ilişki bakımından “her iki haftada bir mutlaka yatılı görüşme yapılır” şeklinde değişmez bir uygulama bulunmamaktadır.
Çocukla Kişisel İlişki Günleri Nasıl Belirlenir?
Kişisel ilişkinin amacı yalnızca velayet kendisinde olmayan ebeveynin çocuğu görmesini sağlamak değildir. Asıl amaç çocuğun anne ve babasıyla sağlıklı bağını devam ettirebilmesidir.
Bu nedenle kişisel ilişki belirlenirken çocuğun yaşı, okul programı, ebeveynlerin birbirlerine olan uzaklığı, sağlık koşulları ve tarafların çalışma düzenleri dikkate alınabilir.
Çok küçük bir çocukla kurulacak kişisel ilişki ile ergenlik çağındaki bir çocuk için oluşturulacak program aynı olmayabilir. Farklı şehirlerde yaşayan ebeveynler bakımından da her iki haftada bir kısa görüşme yerine daha uzun tatil dönemlerinin ağırlık kazandığı bir düzenleme çocuğun yararına olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.11.2024 tarihli, 2024/7273 E., 2024/8798 K. sayılı kararında da uzman değerlendirmesi dikkate alınarak dini bayramlar ve babalar gününü kapsayan yatısız kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun yaşı ve ihtiyaçlarına uygun olduğu kabul edilmiştir.
Bu nedenle kişisel ilişki takvimi kalıp bir formül üzerinden değil, somut çocuk bakımından uygulanabilir olacak şekilde kurulmalıdır.
Kişisel İlişki Kararı Sonradan Değiştirilebilir mi?
Çocuk büyüdükçe daha önce verilmiş görüş programı uygulanamaz hâle gelebilir. Okul saatleri değişebilir, ebeveynlerden biri başka şehre taşınabilir veya çocuğun sağlık durumu yeni bir düzenleme gerektirebilir.
Bu hâllerde kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması gerekmeksizin gün ve sürelerin değiştirilmesi istenebilir.
Örneğin geçmişte yatısız olarak kurulan görüş ilişkisinin koşullar değiştikten sonra yatılı hâle getirilmesi mümkün olabileceği gibi, ortaya çıkan ciddi bir risk nedeniyle daha önce yatılı olan görüşlerin sınırlandırılması da gündeme gelebilir.
Mahkemenin burada da temel ölçütü ebeveynlerden birinin talebi değil, çocuğun üstün yararıdır.
Çocuk Teslimi ve Görüş Kararı Uygulanmıyorsa Nereye Başvurulur?
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin mahkeme kararlarının uygulanması artık klasik çocuk teslimi icra sistemi üzerinden yürütülmemektedir.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen hükümler uyarınca aile mahkemelerinin çocuk teslimi ve kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararları Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerince yerine getirilmektedir. ADM bulunmayan yerlerde Bakanlıkça belirlenen hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlükleri görev yapabilir.
Amaç, çocuğun icra işleminin konusu hâline getirilmesi yerine teslim ve görüş sürecinin çocuğun üstün yararını gözeten bir sistem içinde yürütülmesidir.
Mevcut mahkeme kararına rağmen çocuğun teslim edilmemesi veya kişisel ilişkinin sürekli engellenmesi hâlinde kararın uygulanması için ilgili birime başvurulabilir.
Karar artık çocuğun yaşına veya güncel koşullarına uygun değilse yalnız uygulama talep etmek yerine aile mahkemesinden kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesinin istenmesi daha doğru olabilir.
Ortak Velayet Mümkün müdür?
Boşanma sonrasında ortak velayet Türk hukukunda mutlak biçimde yasaklanmış bir model değildir. Ancak her boşanmada kendiliğinden uygulanacak bir velayet şekli de değildir.
Ortak velayetin çocuğun yararına uygulanabilmesi için anne ve babanın çocukla ilgili önemli konularda iletişim kurabilmeleri ve velayet yetkisini çocuk üzerinde yeni bir çatışma aracına dönüştürmemeleri gerekir.
Ebeveynler arasında yoğun ve sürekli çatışma bulunması, çocukla ilgili temel konularda hiçbir şekilde ortak karar alınamaması veya güvenlik riski bulunması hâlinde ortak velayetin somut çocuk bakımından işlevsel olup olmadığı ayrıca değerlendirilir.
Bu nedenle yalnızca “ikimiz de velayeti istiyoruz” denmesi ortak velayet için tek başına yeterli kabul edilmemelidir.
Kardeşlerin Velayeti Farklı Ebeveynlere Verilebilir mi?
Kardeşlerin mümkün olduğunca birlikte büyümelerinin çocukların gelişimi bakımından önemli olduğu kabul edilir. Ancak bu da mutlak bir kural değildir.
Çocukların yaşları, her birinin ebeveynleriyle ilişkisi, fiilen kimin yanında yaşadığı ve kendi görüşleri farklı olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.12.2024 tarihli, 2024/2251 E., 2024/10165 K. sayılı kararında da kardeşlerin ayrılması ihtimali tek başına belirleyici kabul edilmemiş; somut çocuk bakımından baba yanında kurulan yaşam düzeni ve çocuğun görüşü üstün yarar kapsamında değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla aynı ailedeki her çocuk bakımından üstün yarar ayrıca incelenebilir.
Velayet Davasında Hangi Deliller Kullanılabilir?
Velayet davalarında ispat yalnız tanık anlatımlarından ibaret değildir.
Çocuğun okul kayıtları, devamsızlık ve başarı durumu, sağlık belgeleri, taraflarla ilgili sosyal inceleme raporları, gerekli hâllerde kolluk veya kurum kayıtları ve dosyanın niteliğine göre başka belgeler değerlendirilebilir.
Şiddet veya ihmal iddiası bulunuyorsa bu iddiayı destekleyen sağlık raporları, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş kararlar veya soruşturma ve ceza dosyaları da önem taşıyabilir.
Bununla birlikte bir ebeveyn hakkında uzaklaştırma kararı bulunması, velayetin otomatik olarak diğer ebeveyne verilmesi anlamına gelmez. Aile mahkemesi çocuğun durumu bakımından bütün delilleri ayrıca değerlendirir.
Velayet dosyasında önemli olan çok sayıda delil sunmak değil, çocuğun üstün yararına ilişkin hangi vakıanın hangi delille ortaya konulduğunun belirlenmesidir.
Velayetin Değiştirilmesi Davası Nerede Açılır?
Velayetin değiştirilmesi ve velayetin yeniden düzenlenmesine ilişkin işler aile mahkemelerinin görev alanındadır. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava aile mahkemesi sıfatıyla görev yapan mahkemede görülür.
Yetki konusunda ise “dava yalnız çocuğun yaşadığı yerde açılır” şeklinde bir genelleme doğru değildir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 06.04.2016 tarihli, 2016/5982 E., 2016/7025 K. sayılı kararında velayetin değiştirilmesi talebinin çekişmesiz yargı işi olduğu, HMK m.384 uyarınca talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesinin yetkili olabileceği kabul edilmiştir.
Bu nedenle boşanma davası devam ederken verilen velayet talebi ile boşanma kesinleştikten yıllar sonra açılacak velayetin değiştirilmesi davasının görev ve yetki değerlendirmesi birbirine karıştırılmamalıdır.
Velayetin Değiştirilmesi Davasında Nafaka Ne Olur?
Velayetin değiştirilmesi, çocuğun bakım giderlerine kimin ne ölçüde katılacağı meselesini de etkileyebilir.
Çocuğun velayeti bir ebeveynden diğerine geçtiğinde, çocuğun yanında yaşamayan ebeveynin ekonomik gücü oranında iştirak nafakasına katılması gündeme gelebilir.
Burada “iki çocuk varsa nafakalar mutlaka eşit olur” veya “geliri yüksek olan ebeveynden daha fazla nafaka alınamaz” şeklinde genel bir kural bulunmamaktadır.
Her çocuk bakımından ihtiyaçlar ile anne ve babanın ekonomik durumları değerlendirilir.
Bu nedenle velayetin değiştirilmesi talebi hazırlanırken çocuk için mevcut nafaka kararının geleceği de dosyayla birlikte ele alınmalıdır.
Velayet Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mudur?
Velayet davasının avukat aracılığıyla açılması kanuni bir zorunluluk değildir.
Ancak velayet uyuşmazlıklarında dava yalnız dilekçe hazırlanmasından ibaret değildir. Hangi hukuki talebin ileri sürüleceğinin belirlenmesi, geçici tedbir ihtiyacı, sosyal inceleme raporlarının değerlendirilmesi, çocuğun görüşünün hangi aşamada alınacağı ve kişisel ilişki talebinin uygulanabilir biçimde kurulması dosyanın sonucunu etkileyebilir.
Özellikle velayetin değiştirilmesi talebinde, önceki mahkeme kararından sonra hangi yeni olayların ortaya çıktığının ve bu olayların çocuğun üstün yararını nasıl etkilediğinin somut biçimde açıklanması gerekir.
Samsun’da Velayet ve Kişisel İlişki Davalarının Takibi
Velayet uyuşmazlıklarında ilk aşamada mevcut boşanma veya velayet kararı, kişisel ilişki düzenlemesi, çocuğun fiilî yaşam durumu ve sonradan ortaya çıkan değişiklikler birlikte değerlendirilir.
Boşanma davası devam ediyorsa geçici velayet ve kişisel ilişki talepleri dosya içinde ileri sürülebilir. Daha önce verilmiş kararın artık çocuğun yararına olmadığı düşünülüyorsa velayetin değiştirilmesi veya kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi için ayrı başvuru yapılabilir.
Avukat Ayşe Deniz Oral tarafından Samsun’da yürütülen velayet dosyalarında; velayetin belirlenmesi ve değiştirilmesi, geçici velayet, çocukla kişisel ilişki, sosyal inceleme raporları, nafaka bağlantılı talepler ve çocuk teslimi kararlarının uygulanmasıyla ilgili hukuki süreçler dosyanın özelliklerine göre takip edilmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Anne başka biriyle evlenirse velayet babaya geçer mi?
Yeniden evlenme velayetin kendiliğinden değişmesine neden olmaz. Yeni evliliğin çocuğun yaşamı ve üstün yararı üzerinde velayet değişikliğini gerektirecek somut bir etkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
Çocuk babayla yaşamak istediğini söylerse velayet babaya verilir mi?
Çocuğun görüşü yaş ve olgunluk düzeyine göre önemlidir ancak tek başına belirleyici değildir. Mahkeme mevcut yaşam düzenini, uzman değerlendirmelerini ve diğer bütün koşulları birlikte ele alır.
Velayeti olmayan ebeveyn çocuğu istediği zaman görebilir mi?
Mahkemece kişisel ilişki düzenlenmişse görüşlerin bu karara uygun gerçekleştirilmesi gerekir. Tarafların anlaşması mümkünse daha esnek bir düzen uygulanabilir; uyuşmazlık hâlinde mahkeme kararı esas alınır.
Çocuğu göstermeyen ebeveyn velayeti kaybeder mi?
Her engelleme otomatik velayet değişikliği doğurmaz. Ancak mahkeme kararının sürekli ve haksız biçimde uygulanmaması, çocuğun yararına aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilmesi bakımından değerlendirilebilir.
Velayet sahibi çocuğu başka şehre götürebilir mi?
Taşınma tek başına velayeti sona erdirmez. Bununla birlikte taşınmanın çocuğun eğitim düzeni ve diğer ebeveynle kişisel ilişkisine etkisi yeni bir velayet veya kişisel ilişki değerlendirmesini gerektirebilir.
Velayet davasında pedagog eve gelir mi?
Her dosyada mutlaka ev ziyareti yapılacağı söylenemez. Mahkeme gerekli gördüğünde sosyal inceleme yaptırabilir; incelemenin kapsamı dosyanın özelliklerine göre belirlenir.
Kaç yaşındaki çocuğa velayet konusunda soru sorulur?
Kanunda herkes için geçerli sabit bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Kendi görüşünü oluşturabilecek olgunluğa ulaşan çocuğun görüşünün alınması ve bu görüşe yaş ve gelişim düzeyine uygun ağırlık verilmesi gerekir.
Kardeşlerin velayeti farklı kişilere verilebilir mi?
Kardeşlerin birlikte tutulması önemli bir değerlendirme olmakla birlikte mutlak bir kural değildir. Her çocuğun üstün yararı somut olarak farklı bir sonucu gerektiriyorsa kardeşler bakımından farklı velayet düzenlemesi yapılması mümkündür.
Kaynakça
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, özellikle m.169, m.182, m.183, m.335-337 ve m.346-348.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, özellikle m.382 ve m.384.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının uygulanmasına ilişkin hükümler.
Çocuk Haklarına Dair Sözleşme.
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 07.05.2024, 2022/11086 E., 2024/3226 K. — çocuğun mevcut yaşam düzeni, sosyal inceleme raporları ve üstün yararın değerlendirilmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.12.2024, 2024/2251 E., 2024/10165 K. — idrak çağındaki çocuğun görüşü, mevcut yaşam düzeni ve kardeşlerin farklı ebeveynlerde kalabilmesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.11.2024, 2024/7273 E., 2024/8798 K. — çocukla kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi ve üstün yarar.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 19.11.2024, 2024/7272 E., 2024/8796 K. — çocuğun sağlık durumu ve somut riskler nedeniyle yatısız kişisel ilişki düzenlemesi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 06.04.2016, 2016/5982 E., 2016/7025 K. — velayetin değiştirilmesi talebinde yetki ve HMK m.384 uygulaması.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2024/2247 E., 2024/2259 K. — sosyal inceleme yapılmadan velayet ve kişisel ilişki hakkında karar verilmesinin eksik inceleme oluşturması.


