Sulh Hukuk Mahkemesi Hangi Davalara Bakar?

Sulh hukuk mahkemeleri, kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar, ortaklığın giderilmesi, zilyetliğin korunması, kat mülkiyeti, vesayet ve kanunun kendilerine bıraktığı bazı miras işleri başta olmak üzere belirli özel hukuk dava ve işlerine bakar. Mahkemenin görevi, dava konusunun değerine göre değil, ileri sürülen talebin hukuki niteliğine göre belirlenir. Çok yüksek değerli bir taşınmazın ortaklığının giderilmesi sulh hukuk mahkemesinde görülürken daha düşük değerli bir tapu iptal ve tescil davası asliye hukuk mahkemesinin görevine girebilir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi sulh hukuk mahkemelerinin temel görev alanını düzenler. Kanunun 383. maddesi ise aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça çekişmesiz yargı işlerinde sulh hukuk mahkemesini görevli kabul eder. Bununla birlikte bir uyuşmazlığın kira, taşınmaz veya mirasla ilgili olması tek başına yeterli değildir. Davada hangi hukuki korumanın istendiği, talebin çekişmeli olup olmadığı ve özel kanunda başka bir mahkemenin görevlendirilip görevlendirilmediği birlikte incelenmelidir.

Sulh Hukuk Mahkemesinin Görevleri Nasıl Belirlenir?

Sulh hukuk mahkemesinin görev alanı dört temel grupta toplanır. Kira ilişkisinden doğan davalar, taşınır veya taşınmaz mal ya da hakkın paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi davaları ile yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalar doğrudan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesinde sayılmıştır. Bunların yanında aynı Kanun veya başka kanunlar, kat mülkiyeti ve vesayet gibi belirli alanlarda sulh hukuk mahkemesine ayrıca görev vermektedir.

Mahkemenin görevli olup olmadığı, tarafların dilekçede kullandığı dava adına göre değil, maddi vakıalar ve talep sonucu üzerinden belirlenir. Örneğin bir taşınmazı fiilen kullanan kişinin saldırının sona erdirilmesini istemesi zilyetliğin korunmasına ilişkin olabilir. Aynı kişi tapu kaydına dayanarak mülkiyet hakkının tespitini, müdahalenin önlenmesini ve ecrimisil talep ederse görev ayrımı değişir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme, taraflar ileri sürmese dahi görevli olup olmadığını kendiliğinden inceler.

Kira İlişkisinden Doğan Davalar

Kiraya veren ile kiracı arasındaki kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların büyük bölümü sulh hukuk mahkemesinde görülür. Konut ve çatılı işyeri kiralarında ihtiyaç, yeniden inşa ve imar, yeni malikin ihtiyacı, iki haklı ihtar veya tahliye taahhüdü nedeniyle açılan tahliye davaları bu kapsamdadır. Kira bedelinin tespiti ve uyarlanması, ödenmeyen kira alacağı, depozitonun iadesi, ortak ve yan giderler, erken tahliye nedeniyle makul süre tazminatı ile kiralananın olağan kullanımı aşan biçimde yıpratılmasından doğan talepler de kira ilişkisine dayanıyorsa sulh hukuk mahkemesinde incelenir.

Kiracının taşınmazı boşaltması, kira sözleşmesinden doğan bütün uyuşmazlıkları sona erdirmez. Anahtarın hangi tarihte teslim edildiği, teslimin kiraya verenin hâkimiyet alanına girip girmediği, son kira dönemine ilişkin borçlar, depozitonun hangi alacaklara mahsup edileceği ve taşınmazdaki hasarın olağan eskime sınırını aşıp aşmadığı daha sonra dava konusu olabilir.

Kira ilişkisinden doğan dava ile İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilamsız tahliye takibi aynı yol değildir. Kira bedelinin ödenmemesi veya kira süresinin sona ermesi nedeniyle ilamsız tahliye takibi başlatılması hâlinde ödeme veya tahliye emri, itiraz ve icra mahkemesi aşamaları gündeme gelebilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi, kiralanan taşınmazların ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin bu hükümleri sulh hukuk mahkemesinin genel kira görevinin dışında bırakmıştır.

Ortaklığın Giderilmesi ve Paylaştırma Davaları

Bir taşınır, taşınmaz veya hak üzerinde birden fazla kişinin paylı ya da elbirliği mülkiyetine sahip olması ve ortakların paylaşma konusunda anlaşamaması hâlinde ortaklığın giderilmesi davası açılabilir. Uygulamada izale-i şuyu davası olarak da anılan bu dava, malın değeri ne olursa olsun sulh hukuk mahkemesinde görülür.

Mahkeme, malın aynen bölünerek paylaştırılmasının mümkün olup olmadığını değerlendirir. Taşınmazın niteliği, imar durumu, yüzölçümü ve paydaş sayısı aynen paylaşmaya elverişli değilse satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilebilir. Satış bedeli, tapudaki paylar veya elbirliği mülkiyetinin kaynağı olan mirasçılık oranları esas alınarak hak sahiplerine dağıtılır. Taşınmaz üzerindeki bina, ağaç veya tesisin yalnızca belirli bir paydaşa ait olduğu ileri sürülüyorsa muhdesatın aidiyeti konusunda ayrıca uyuşmazlık doğabilir.

Ortaklığın giderilmesi davası, tapu kaydının geçersiz olduğu iddiasıyla açılan tapu iptal ve tescil davasından farklıdır. Paydaşlık oranı veya mülkiyet hakkı önce başka bir mahkemede çözümlenmesi gereken ciddi bir uyuşmazlık konusuysa ortaklığın giderilmesi yargılamasında bekletici mesele gündeme gelebilir.

Zilyetliğin Korunmasına İlişkin Davalar

Sulh hukuk mahkemesi, taşınır ve taşınmaz mallarda yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalara bakar. Zilyetlik, bir mal üzerinde fiilî hâkimiyet kurulmasını ifade eder. Zilyetliğin gasp edilmesi veya kullanıma hukuka aykırı biçimde müdahale edilmesi hâlinde, mülkiyetin kesin olarak kime ait olduğu araştırılmadan fiilî durumun korunması istenebilir.

Zilyetliğin korunmasına ilişkin davalarda süreler kısadır. Türk Medeni Kanunu’nun 984. maddesi uyarınca dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay; her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Talep tapu hakkına, miras payına veya başka bir ayni hakka dayanıyorsa ve mülkiyetin belirlenmesi isteniyorsa uyuşmazlık yalnız zilyetliğin korunması sınırında kalmaz. Bu durumda görevli mahkeme çoğunlukla asliye hukuk mahkemesidir.

Kat Mülkiyeti ve Apartman Yönetimi Uyuşmazlıkları

Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Kat malikleri kurulu kararlarının iptali, ortak gider ve avans paylarının tahsili, yönetici atanması veya yöneticinin görevden alınması, yönetim planının uygulanması, ortak yerlerin kullanımı, mimari projeye aykırı müdahaleler ve kat maliklerinin birbirlerine karşı yükümlülükleri bu kapsamda değerlendirilebilir.

Apartman veya sitede yaşanan her uyuşmazlık Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğmaz. Taşınmazda kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmamışsa, talep tapu kaydının iptaline dayanıyorsa ya da uyuşmazlığın kaynağı kat malikleri arasındaki ilişki değil bir eser, hizmet, tüketici veya sigorta sözleşmesiyse görevli mahkeme değişebilir. Dava açılmadan önce tapu kaydı, yönetim planı, kurul kararları ve talebin hukuki dayanağı birlikte incelenmelidir.

Vesayet, Vasi ve Kayyımlık İşleri

Türk Medeni Kanunu’nun 397. maddesine göre vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık, bağımlılık, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim, özgürlüğü bağlayıcı ceza ya da kişinin kendi isteği gibi kanunda belirtilen nedenlerle kısıtlama ve vasi atanması sulh hukuk mahkemesinin görev alanına girebilir.

Vasi atanmasıyla vesayet dosyası kapanmaz. Vasinin hesap vermesi, görev süresinin uzatılması, değiştirilmesi veya görevden alınması; kısıtlının malvarlığına ilişkin işlemlere izin verilmesi ve vesayetin kaldırılması gibi işlemler de vesayet makamınca yürütülür. Kanunun denetim makamının onayını ayrıca aradığı işlemlerde asliye hukuk mahkemesinin kararı gerekir.

Temsil kayyımı veya yönetim kayyımı atanması da koşulları varsa sulh hukuk mahkemesinden istenebilir. Bununla birlikte her kayyım talebi vesayet hukukundan doğmaz. Şirketler, tüzel kişiler veya özel kanunlar bakımından görevli mahkeme talebin dayanağına göre ayrıca belirlenir.

Mirasçılık Belgesi, Tereke ve Vasiyetname İşleri

Mirasçılık belgesinin verilmesi, diğer adıyla veraset ilamı alınması, çekişmesiz yargı işidir. Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesinden mirasçılık belgesi istenebilir. Noterler de kanuni şartların bulunduğu hâllerde belge düzenleyebilir; nüfus kayıtlarının yeterli olmadığı, yabancılık unsurunun bulunduğu veya noterlikçe işlemin yapılamadığı durumlarda mahkemeye başvurulması gerekebilir.

Mirasın gerçek reddi, mirasçının kayıtsız ve şartsız ret beyanını kanuni süre içinde mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine bildirmesiyle gerçekleşir. Ret beyanının özel kütüğe yazılması ve buna ilişkin belge verilmesi de aynı mahkemenin görev alanındadır.

Terekenin korunması ve tespiti, resmî defter tutulması, vasiyetnamenin açılması ve ilgililere okunması, miras ortaklığına temsilci atanması ile kanunun sulh hâkimine bıraktığı diğer koruma işlemleri de sulh hukuk mahkemesinde görülebilir. Terekenin tespiti, ölüm tarihinde mirasbırakana ait mal, hak, alacak ve borçların belirlenmesini amaçlar; tek başına mirasın paylaştırılması veya bir taşınmazın mirasçı adına tescili sonucunu doğurmaz.

Mirasçılık belgesinin verilmesi ile mevcut belgenin iptali birbirinden ayrılmalıdır. Belgedeki mirasçıların veya payların gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla açılan iptal davası hasımlı ve çekişmeli bir davadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 12.12.2025 tarihli, 2025/2044 E., 2025/5354 K. sayılı kararında, mirasçılık belgesinin iptali istemi asliye hukuk mahkemesince verilen hüküm üzerinden incelenmiş ve hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Mirasın gerçek reddi ile mirasın hükmen reddi de aynı mahkemede görülmez. Gerçek ret sulh hukuk mahkemesine yapılan süreli bir beyandır. Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olduğu iddiasıyla terekenin borca batıklığının ve mirasın hükmen reddedilmiş sayıldığının tespiti ise çekişmeli dava olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 19.02.2026 tarihli, 2025/3373 E., 2026/906 K. sayılı kararında, terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğunun tespiti üzerine asliye hukuk mahkemesince verilen hükmen ret kararı onanmıştır.

Çekişmesiz Yargı İşleri

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 383. maddesine göre çekişmesiz yargı işlerinde, aksine özel bir hüküm bulunmadıkça sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Çekişmesiz yargıda klasik anlamda davacı ve davalı arasında bir hak uyuşmazlığı bulunmayabilir; ilgili kişi, hukuki bir durumun belirlenmesi, korunması veya kanunun aradığı iznin verilmesi için mahkemeye başvurur.

Bir işin çekişmesiz yargı niteliğinde olması, her durumda sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlamına gelmez. Aile, ticaret veya başka bir özel hukuk alanındaki düzenleme belirli bir mahkemeyi görevlendirmişse özel görev kuralı uygulanır. Başvurunun HMK’nin çekişmesiz yargı hükümlerine mi yoksa taraflar arasında çekişmeli bir davaya mı konu olduğu talep üzerinden belirlenir.

Sulh Hukuk Mahkemesinin Bakmadığı Davalar

Sulh hukuk mahkemesinin kira, taşınmaz ve miras alanlarında geniş bir görev üstlenmesi, bu konularla ilgili bütün davaların aynı mahkemede görüleceği anlamına gelmez. Tapu iptal ve tescil, muris muvazaası, tenkis, vasiyetnamenin iptali, mirasçılık belgesinin iptali, mirasın hükmen reddi, mülkiyet hakkına dayalı müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil davaları kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Boşanma, velayet, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi aile mahkemesinin; işçilik alacakları ve işe iade iş mahkemesinin; tüketici işlemlerinden doğan uyuşmazlıklar tüketici mahkemesinin; ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıklar ise koşulları varsa asliye ticaret mahkemesinin görevine girer. İcra ve İflas Kanunu uyarınca yürütülen ilamsız tahliye takibindeki itiraz ve tahliye taleplerinde de sulh hukuk mahkemesi yerine icra mahkemesi görevli olabilir.

Görev ayrımında uyuşmazlığın günlük dildeki adı değil, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kaynağı ve mahkemeden istenen sonuç önem taşır. Yanlış mahkemede açılan dava görevsizlik kararıyla sonuçlanır. Karar kesinleştikten sonra kanuni süre içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi istenmezse dava açılmamış sayılabilir.

Sulh Hukuk Davalarından Önce Arabuluculuk Zorunlu mu?

Sulh hukuk mahkemesinde görülen bütün davalar arabuluculuğa tabi değildir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/B maddesi uyarınca 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda, taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesinde, Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan ve komşuluk hukukundan doğan uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.

Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilamsız icra yoluyla tahliyesi bu düzenlemenin dışında bırakılmıştır. Buna karşılık kira alacağı, kira bedelinin tespiti veya uyarlanması ve doğrudan dava yoluyla istenen tahliye gibi kira ilişkisinden kaynaklanan taleplerde dava şartı arabuluculuk kural olarak uygulanır.

Mirasçılık belgesinin verilmesi, mirasın gerçek reddi, vasiyetnamenin açılması ve vesayet gibi çekişmesiz yargı işleri klasik anlamda tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir uyuşmazlık oluşturmadığından dava şartı arabuluculuğa tabi değildir. Komşuluk hukukunda arabuluculuğun zorunlu olması ise davanın mutlaka sulh hukuk mahkemesinde açılacağı anlamına gelmez; arabuluculuk tamamlandıktan sonra görevli mahkeme talep sonucuna göre ayrıca belirlenir.

Yetkili Sulh Hukuk Mahkemesi Nasıl Belirlenir?

Görev, davaya hangi tür mahkemenin bakacağını; yetki ise davanın hangi yerde görüleceğini belirler. Sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğunun tespit edilmesi, davanın davacının istediği herhangi bir adliyede açılabileceği anlamına gelmez.

Kira uyuşmazlıklarında davalının yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri; taşınmazın ortaklığının giderilmesinde taşınmazın bulunduğu yer; Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklarda ana taşınmazın bulunduğu yer; mirasın gerçek reddinde mirasbırakanın son yerleşim yeri; vesayet işlerinde ise vesayet altına alınacak kişinin yerleşim yeri önem taşır. Birden fazla taşınmazın, farklı yerlerdeki tarafların veya özel yetki sözleşmesinin bulunduğu dosyalarda genel ve özel yetki kuralları birlikte değerlendirilmelidir.

Yeni açılacak dava dilekçesi, aynı yerde birden fazla sulh hukuk mahkemesi bulunuyorsa “Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine” hitaben hazırlanır. Dosyanın hangi numaralı mahkemeye verileceği tevzi sistemiyle belirlenir. Devam eden dosyalarda ise dilekçede ilgili mahkemenin numarası ile dosyanın esas numarası gösterilir.

Sulh Hukuk Mahkemesinde Yargılama Usulü

Sulh hukuk mahkemelerinde kural olarak basit yargılama usulü uygulanır. Dava dilekçesinin davalıya tebliğinden sonra cevap süresi iki haftadır. Basit yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi aşamaları bulunmadığından tarafların vakıalarını, itirazlarını ve delillerini ilk dilekçelerinde düzenli biçimde sunmaları gerekir.

Mahkeme uyuşmazlığın niteliğine göre tapu, nüfus, banka ve belediye kayıtlarını getirtebilir; keşif yapabilir, bilirkişi raporu alabilir ve tanık dinleyebilir. Kira davalarında sözleşme, ihtarlar, ödeme kayıtları ve teslim belgeleri; ortaklığın giderilmesinde tapu kayıtları, imar durumu ve kıymet takdiri; tereke işlerinde ölüm tarihi itibarıyla malvarlığı; vesayet dosyalarında ise sağlık kurulu raporu ile kişinin sosyal ve ekonomik durumu önem taşıyabilir.

Sulh hukuk mahkemesi kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolu, kararın türüne ve varsa parasal kesinlik sınırına göre değişir. İstinafa açık nihai kararlarda başvuru süresi kural olarak gerekçeli kararın usulüne uygun tebliğinden itibaren iki haftadır. Çekişmesiz yargı işlerinde veya kanunun kesin saydığı kararlarda farklı hükümler uygulanabilir.

Sulh Hukuk Mahkemesinde Avukatla Temsil

Sulh hukuk mahkemesinde avukatla temsil zorunlu değildir. Bununla birlikte görev ve yetki ayrımı, dava şartı arabuluculuk, kısa hak düşürücü süreler, taraf teşkili ve delillerin ilk dilekçelerle sunulması davanın sonucunu doğrudan etkiler. Özellikle kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve miras uyuşmazlıklarında aynı olay içinde farklı mahkemelerin görevine giren talepler bulunabilir.

Avukat Ayşe Deniz Oral; kira, tahliye, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti, miras ve vesayet uyuşmazlıklarında dava öncesi hukuki değerlendirme, arabuluculuk ve dava takibi hizmeti sunmaktadır. Uyuşmazlığın Samsun adli yargı çevresinde görülmesi hâlinde yerel görev ve yetki ayrımları hakkında Samsun Sulh Hukuk Mahkemesi davaları başlıklı sayfa incelenebilir.

Sık Sorulan Sorular

Sulh hukuk mahkemesi hangi davalara bakar?

Kira ilişkisinden doğan tahliye, kira tespiti, uyarlama ve alacak davaları; taşınır veya taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi; yalnızca zilyetliğin korunmasına yönelik davalar; Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklar; vesayet işleri ile mirasçılık belgesi, terekenin korunması, vasiyetnamenin açılması ve mirasın gerçek reddi gibi kanunun özel olarak bıraktığı işler sulh hukuk mahkemesinde görülür.

Dava değerinin yüksek olması görevli mahkemeyi değiştirir mi?

Sulh hukuk mahkemesinin görevi dava konusunun değerine göre belirlenmez. Değeri çok yüksek bir taşınmazın ortaklığının giderilmesi sulh hukuk mahkemesinde görülürken daha düşük değerli bir tapu iptal ve tescil davasında asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.

Kiracı tahliye davasına hangi mahkeme bakar?

İhtiyaç, tahliye taahhüdü, iki haklı ihtar, yeniden inşa ve imar gibi nedenlerle doğrudan açılan tahliye davalarında sulh hukuk mahkemesi görevlidir. İcra ve İflas Kanunu uyarınca ilamsız tahliye takibi başlatılmışsa takip ve itirazın kaldırılması aşamasında icra mahkemesi görevli olabilir.

Tapu iptal ve tescil davasına sulh hukuk mahkemesi bakar mı?

Tapu kaydının iptali ve hak sahibi adına tescili talep edilen davalarda kural olarak asliye hukuk mahkemesi görevlidir. Sulh hukuk mahkemesinin hisseli taşınmazdaki ortaklığı aynen paylaşma veya satış yoluyla gidermesi, tapu iptal ve tescil davasıyla aynı hukuki koruma değildir.

Veraset ilamı ile veraset ilamının iptali aynı mahkemede mi görülür?

Mirasçılık belgesinin verilmesi sulh hukuk mahkemesinden istenebilir. Daha önce düzenlenmiş belgedeki mirasçıların veya payların gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla açılan iptal davası ise hasımlı ve çekişmeli olduğundan asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Reddi miras için sulh hukuk mahkemesine mi başvurulur?

Mirasın gerçek reddi, mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine süresi içinde yapılan kayıtsız ve şartsız beyanla gerçekleşir. Terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğuna dayanan mirasın hükmen reddi talebi ise asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olur.

Ortaklığın giderilmesi davasından önce arabuluculuk zorunlu mu?

1 Eylül 2023 tarihinden itibaren taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ile ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur. Anlaşma sağlanamazsa son tutanakla birlikte görevli ve yetkili sulh hukuk mahkemesinde dava açılabilir.

Sulh hukuk mahkemesi ile sulh ceza hâkimliği aynı mıdır?

Sulh hukuk mahkemesi özel hukuk uyuşmazlıklarına bakar. Sulh ceza hâkimliği ise ceza soruşturması sırasında tutuklama, adli kontrol, arama ve el koyma gibi hâkim kararlarını veren veya inceleyen farklı bir yargı merciidir.

Sulh hukuk mahkemesinde avukat tutmak zorunlu mu?

Tarafların kendilerini avukatla temsil ettirmeleri zorunlu değildir. Yanlış görev veya yetki seçimi, zorunlu arabuluculuğun atlanması, kısa sürelerin geçirilmesi ve delillerin zamanında sunulmaması hak kaybına yol açabileceğinden hukuki yardım alınması dosyanın niteliğine göre önem taşıyabilir.

Değerlendirme