Aile hukuku yalnızca boşanma davalarından oluşmaz. Eşler arasındaki uyuşmazlıkların yanı sıra velayet, nafaka, soybağı, babalık, tanıma, evlat edinme, aile konutu, çocukla kişisel ilişki ve aile içi şiddete karşı koruma tedbirleri de aile hukukunun kapsamındadır. Bu uyuşmazlıkların bir kısmı evlilik devam ederken ortaya çıkarken, bir kısmı boşanma sürecinde veya evliliğin sona ermesinden sonra gündeme gelebilir.
Özellikle çocukların hukuki durumu, soybağı ve nafaka gibi alanlarda hangi davanın açılacağı, kimlerin dava hakkına sahip olduğu ve uygulanacak süreler somut uyuşmazlığa göre değişir. Boşanmayla birlikte ileri sürülebilecek bazı talepler aynı dosyada değerlendirilirken, mal rejiminin tasfiyesi, soybağı veya sonradan ortaya çıkan velayet uyuşmazlıkları gibi konular ayrı bir dava gerektirebilir.
Avukat Ayşe Deniz Oral, 2010 yılından bu yana avukatlık yapmakta ve Samsun Barosuna 1356 sicil numarasıyla kayıtlı olarak mesleki faaliyetini sürdürmektedir. Aile hukuku kapsamında boşanma ve boşanmanın sonuçlarının yanında velayet, nafaka, soybağı, evlat edinme, aile konutu ve koruma tedbirlerine ilişkin dava ve hukuki süreçler takip edilmektedir.
Aile Hukuku Hangi Davaları Kapsar?
Aile hukukunda karşılaşılan uyuşmazlıklar kişilerin evlilik, eş, çocuk ve soybağı ilişkilerinden doğar. Bu nedenle aynı olayın birden fazla hukuki sonucu bulunabilir. Örneğin eşler arasında başlayan bir boşanma uyuşmazlığında aynı zamanda velayet, nafaka, maddi ve manevi tazminat, aile konutu ve malvarlığının korunmasına ilişkin geçici tedbirler gündeme gelebilir.
Aile hukuku kapsamında uygulamada en sık karşılaşılan dava ve işler arasında boşanma davaları, velayet ve velayetin değiştirilmesi, çocukla kişisel ilişki, nafaka, soybağının reddi, babalık davası, tanıma ve tanımanın iptali, evlat edinme, aile konutuna ilişkin uyuşmazlıklar, mal rejiminin tasfiyesi ve 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu veya önleyici tedbir talepleri bulunmaktadır.
Bununla birlikte her uyuşmazlığın ayrı dava açılmasını gerektirdiği söylenemez. Hangi taleplerin birlikte ileri sürülebileceği, hangileri için ayrı dava açılması gerektiği ve geçici hukuki koruma talep edilip edilemeyeceği dosyanın niteliğine göre belirlenmelidir.
Boşanma Davaları
Boşanma davaları aile hukukunun en geniş uygulama alanlarından biridir. Tarafların boşanma ve boşanmanın sonuçları konusunda anlaşmaları hâlinde anlaşmalı boşanma, anlaşmanın bulunmadığı durumlarda ise çekişmeli boşanma gündeme gelir.
Çekişmeli boşanma davasında yalnızca evliliğin sona erip ermeyeceği değerlendirilmez. Tarafların kusur durumu; maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve bazı diğer hukuki sonuçlar bakımından önem taşıyabilir. Ortak çocuk bulunması hâlinde velayet, kişisel ilişki ve iştirak nafakasının da değerlendirilmesi gerekir.
Boşanma davasının başında alınacak tedbirler de dosyanın sonraki aşamaları kadar önemlidir. Dava sürerken eşlerin ve çocukların barınması, geçimi, çocukların geçici velayeti, kişisel ilişki ve gerekli hâllerde malvarlığına ilişkin tedbirler konusunda mahkemeden karar verilmesi istenebilir.
Anlaşmalı boşanmada ise asıl önem taşıyan hususlardan biri protokolün içeriğidir. Nafaka, tazminat, çocuklar ve malvarlığı konusunda kullanılan ifadelerin boşanma sonrasında da hukuki sonuçları bulunabileceğinden, yalnızca boşanmanın gerçekleşmesine değil protokolün ileride doğuracağı sonuçlara da bakılması gerekir.
Boşanma davalarının dava açılışı, deliller, kusur değerlendirmesi ve dava süreci ayrı olarak Samsun Boşanma Avukatı sayfasında ele alınmaktadır.
Velayet ve Velayetin Değiştirilmesi Davaları
Velayet konusunda temel ölçüt anne veya babanın talebi değil, çocuğun üstün yararıdır. Bu nedenle boşanma sırasında tarafların velayetin kimde kalacağı konusunda ileri sürdüğü talepler; çocuğun yaşı, yaşam düzeni, eğitim ve sağlık durumu, ebeveynlerle ilişkisi ve somut olayın diğer koşulları birlikte değerlendirilerek karara bağlanır.
Velayet konusunda verilmiş bir kararın daha sonra değiştirilmesi de mümkündür. Ancak velayetin değiştirilmesi, taraflardan birinin yalnızca bu yönde talepte bulunmasıyla gerçekleşmez. Önceki karardan sonra ortaya çıkan koşulların çocuğun yararı bakımından yeni bir değerlendirmeyi gerektirmesi gerekir.
Velayet kendisine bırakılmayan anne veya babayla çocuk arasında kişisel ilişki kurulması da ayrı önem taşır. Kişisel ilişkinin süresi ve şekli belirlenirken ebeveynlerin birbirleriyle olan uyuşmazlığından ziyade çocuğun anne ve babasıyla sağlıklı ilişki kurabilmesi esas alınır.
Daha önce verilmiş kişisel ilişki kararının çocuk bakımından sorun yaratması, uygulanamaz hâle gelmesi veya koşulların önemli ölçüde değişmesi durumunda kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi de talep edilebilir.
Nafaka Davaları
Aile hukukunda tek bir nafaka türü bulunmamaktadır. Uyuşmazlığın niteliğine göre tedbir nafakası, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası veya yardım nafakası gündeme gelebilir.
Boşanma davası devam ederken eşin veya çocukların geçiminin sağlanması amacıyla tedbir nafakasına karar verilebilir. Boşanmayla birlikte velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması amacıyla iştirak nafakası, kanuni koşulları varsa boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek eş lehine ise yoksulluk nafakası kararlaştırılabilir.
Nafaka konusunda verilen kararlar her zaman değişmeden devam etmek zorunda değildir. Tarafların ekonomik durumunun veya çocuğun ihtiyaçlarının değişmesi hâlinde nafakanın artırılması ya da azaltılması talep edilebilir. Kanunda öngörülen sona erme şartlarının gerçekleşmesi hâlinde nafakanın kaldırılması da gündeme gelebilir.
Bu nedenle nafaka uyuşmazlığında yalnızca mevcut aylık miktara değil, nafakanın hukuki türüne, önceki mahkeme kararına veya protokole ve sonradan değişen koşullara birlikte bakılması gerekir.
Soybağı, Babalık ve Tanıma Davaları
Soybağı uyuşmazlıkları aile hukukunun boşanmadan tamamen farklı sonuçlar doğurabilen alanlarından biridir. Bir kişinin biyolojik baba olması ile hukuk düzeni bakımından baba sayılması her olayda aynı anlama gelmez. Çocuğun evlilik içinde doğması, başka bir erkek tarafından tanınmış olması veya mevcut nüfus kaydı hangi davanın açılabileceğini doğrudan etkileyebilir.
Evlilik nedeniyle kurulan babalık karinesinin ortadan kaldırılması gereken hâllerde soybağının reddi davası gündeme gelebilir. Evlilik dışında doğan çocuk bakımından ise koşullarına göre tanıma veya babalık davasıyla soybağının kurulması mümkündür.
Çocuk gerçekte baba olmayan bir erkek tarafından tanınmışsa uyuşmazlık doğrudan soybağının reddi davası olarak ele alınmaz; tanımanın iptali hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilir. Mevcut hukuki soybağı ortadan kaldırılmadan başka bir kişinin çocukla arasında yeni bir soybağı kurması da her durumda mümkün değildir.
Soybağı davalarında dava hakkına sahip kişiler ile dava süreleri uyuşmazlığın türüne göre farklılık gösterdiğinden, nüfus kaydına bakılmadan yalnızca DNA sonucundan hareket etmek doğru değildir.
Babalık Davası
Evlilik dışında doğan çocuk ile biyolojik baba arasında soybağının mahkeme kararıyla kurulması gereken durumlarda babalık davası açılabilir. Davanın tarafları, dava açma hakkı ve süreler Türk Medeni Kanunu’ndaki özel düzenlemelere tabidir.
Babalık davalarında biyolojik ilişkinin belirlenmesi bakımından DNA incelemesi önemli bir delildir. Ancak dava yalnızca bir laboratuvar testinden ibaret değildir. Çocuğun mevcut nüfus kaydı, başka bir erkekle kurulmuş soybağının bulunup bulunmadığı ve davacının hangi hukuki sıfatla dava açtığı öncelikle değerlendirilmelidir.
Babalığın tespiti çocuğun soyadı, nüfus kaydı, nafaka ve mirasçılık gibi başka hukuki sonuçlar da doğurabileceğinden, davanın yalnızca biyolojik gerçeğin ortaya çıkarılması olarak görülmemesi gerekir.
Evlat Edinme Davaları
Evlat edinme, tarafların kendi aralarında yapacakları bir sözleşmeyle tamamlanan bir işlem değildir. Kanuni şartların gerçekleşmesi ve mahkeme kararıyla evlat edinme ilişkisinin kurulması gerekir.
Küçüğün evlat edinilmesi, ergin veya kısıtlının evlat edinilmesi ve eşin çocuğunun evlat edinilmesi aynı koşullara tabi değildir. Evlat edinilecek kişinin yaşı, bakım ve eğitim ilişkisi, eşlerin durumu ve kanunda aranan diğer şartlar somut olay bakımından ayrı ayrı incelenir.
Evlat edinme kararı soybağı, nüfus kaydı ve mirasçılık gibi önemli hukuki sonuçlar doğurduğundan, dava öncesindeki hazırlık ile kurum ve mahkeme sürecinin doğru yürütülmesi önem taşır.
Evlat edinme sonrasında taraflar arasında anlaşmazlık yaşanması ise kendiliğinden evlatlık ilişkisinin sona ermesi sonucunu doğurmaz. Evlat edinmenin kaldırılması veya geçersizliğine ilişkin taleplerin kanunda öngörülen sebeplere dayanması gerekir.
Aile Konutu ve Aile Konutu Şerhi
Eşlerin evlilik birliği süresince ortak yaşamlarını sürdürdükleri konut, şartları bulunuyorsa aile konutu niteliği taşıyabilir. Aile konutu üzerindeki bazı işlemler bakımından malik olmayan eşin de korunması amaçlanmıştır.
Bu nedenle konutun tapuda yalnızca eşlerden biri adına kayıtlı olması, malik olan eşin aile konutu üzerinde her türlü işlemi diğer eşten bağımsız biçimde yapabileceği anlamına gelmez. Somut olayda aile konutu niteliğinin bulunup bulunmadığı ve yapılan işlemin hukuki sonucu ayrıca değerlendirilir.
Aile konutu şerhi de bu korumanın görünür hâle gelmesini sağlayan araçlardan biridir. Ancak taşınmazın aile konutu niteliği yalnızca tapuda şerh bulunmasına bağlı değildir. Şerhin bulunmadığı bir olayda da taşınmazın fiilî kullanım biçimi ve eşlerin ortak yaşamı dikkate alınabilir.
Boşanma sürecinde aile konutunun kullanımı, evden kimin yararlanacağı veya taşınmazın elden çıkarılmasına karşı hangi tedbirlerin talep edilebileceği de dosyanın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Aile İçi Şiddet ve 6284 Sayılı Kanun Kapsamındaki Tedbirler
Aile içi şiddet yalnızca fiziksel şiddetten ibaret değildir. Tehdit, hakaret, baskı, ısrarlı takip ve olayın niteliğine göre ekonomik veya psikolojik şiddet de koruyucu ve önleyici tedbir talebine konu olabilir.
6284 sayılı Kanun kapsamında somut olayın özelliklerine göre şiddet uygulayan kişinin müşterek konuttan uzaklaştırılması, korunan kişiye veya bulunduğu yerlere yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi ve gerekli diğer tedbirlerin uygulanması gündeme gelebilir.
Bu tedbirler boşanma davası açılmasına bağlı değildir. Evlilik devam ederken de koruma talep edilebilir. Boşanma davasının daha sonra açılması veya hâlihazırda devam ediyor olması da şiddete ilişkin tedbirlerin ayrıca değerlendirilmesine engel değildir.
Uzaklaştırma veya koruma kararıyla boşanma davasında kusurun belirlenmesi ise aynı hukuki mesele değildir. Tedbir kararının varlığı, boşanma yargılamasında bütün vakıaların kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez; boşanma dosyasındaki deliller ayrıca değerlendirilir.
Çocukla Kişisel İlişki Kararlarının Uygulanması
Velayet kendisine bırakılmayan ebeveyn ile çocuk arasında mahkemece kurulan kişisel ilişkinin uygulanmasında çocuğun üstün yararı gözetilir. Kişisel ilişki kararına uyulmaması hâlinde bugün klasik icra dairesi üzerinden çocuk teslimi yapılması yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlükleri üzerinden yürütülen özel usul uygulanmaktadır.
Mahkemece verilen çocuk teslimi veya kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilam ve tedbir kararlarının yerine getirilmesinde görevli birim, ilgili yerdeki Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüdür. Bu müdürlüğün bulunmadığı yerlerde Adalet Bakanlığınca belirlenen birimler görev yapmaktadır. İşlemler mümkün olduğunca çocuk dostu teslim alanlarında ve çocuğun ikincil olarak örselenmesini önleyecek şekilde yürütülmektedir.
Kişisel ilişki kararının fiilen uygulanamaması bazen yalnızca kararın yerine getirilmesi sorununu değil, mevcut kişisel ilişki düzeninin değiştirilmesi gerekip gerekmediğini de gündeme getirir. Özellikle tarafların farklı şehirlere taşınması, çocuğun okul düzeninin değişmesi veya mevcut görüş günlerinin artık uygulanamaz hâle gelmesi durumunda aile mahkemesinden yeni bir düzenleme talep edilmesi gerekebilir.
Boşanmada Mal Paylaşımı ve Mal Rejiminin Tasfiyesi
Evliliğin sona ermesiyle birlikte eşlerin malvarlığı bakımından hangi haklara sahip olduğu ayrı bir uyuşmazlık oluşturabilir. Özellikle ev, arsa, araç, banka hesapları ve evlilik içinde edinilmiş diğer malvarlıkları bakımından mal rejiminin tasfiyesi gündeme gelir.
Boşanma davası ile mal paylaşımı davası aynı şey değildir. Boşanmaya karar verilmesi, eşlerin bütün mallarının aynı karar içinde paylaştırıldığı anlamına gelmez. Eşlerin tabi olduğu mal rejimi, malların edinilme tarihi ve kaynağı, kişisel mal iddiaları ve diğer eşin katkısı değerlendirilerek katılma alacağı, değer artış payı veya diğer mal rejimi alacakları hesaplanabilir.
Ziynet eşyası veya eşler arasındaki bazı özel alacaklar da mal rejiminin tasfiyesiyle her zaman aynı hukuki niteliğe sahip değildir. Bu nedenle boşanma sonrasında talep edilecek bütün parasal hakların tek başlık altında “mal paylaşımı” olarak değerlendirilmesi hatalı sonuçlara yol açabilir.
Evliliğin İptali ve Evliliğin Geçersizliğine İlişkin Davalar
Her evliliğin sona erme yolu boşanma değildir. Kanunda öngörülen bazı durumlarda evliliğin mutlak veya nispi butlanı gündeme gelebilir.
Evliliğin iptali ile boşanmanın sebepleri ve sonuçları birbirinden farklıdır. Bu nedenle evlilik öncesinde veya evlenme sırasında mevcut olan bir sorun nedeniyle evliliğin geçerliliği tartışılıyorsa doğrudan boşanma hükümlerine göre hareket edilmeden önce uyuşmazlığın hukuki niteliği belirlenmelidir.
Evlilik süresince yaşanan anlaşmazlık veya eşlerden birinin sonradan ortaya çıkan davranışları ise kural olarak evliliğin baştan geçersiz olduğu anlamına gelmez. Bunlar şartları varsa boşanma sebebi olarak değerlendirilir.
Aile Hukuku Davalarında Hangi Mahkeme Görevlidir?
Aile hukukundan kaynaklanan birçok dava ve iş aile mahkemelerinde görülür. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde ise aile mahkemesi sıfatıyla görevlendirilen mahkeme tarafından yargılama yapılabilir.
Ancak görevli mahkemenin aile mahkemesi olması, davanın Türkiye’deki herhangi bir aile mahkemesinde açılabileceği anlamına gelmez. Yetkili mahkeme uyuşmazlığın türüne göre değişebilir. Boşanma davasındaki yetki kuralıyla soybağı, nafaka veya başka bir aile hukuku davasındaki yetki kuralı her zaman aynı değildir.
Bu nedenle dava açılmadan önce yalnızca talebin hukuki sebebinin değil, görev ve yetki kurallarının da incelenmesi gerekir. Yanlış yerde açılan dava, uyuşmazlığın esasına geçilmeden önce usul tartışmalarına neden olabilir.
Aile Hukuku Davalarında Süreler Neden Önemlidir?
Aile hukukundaki bütün davalar aynı süre rejimine tabi değildir. Bazı talepler bakımından kanunda özel dava veya hak düşürücü süreler öngörülmüşken, bazı aile hukuku taleplerinde farklı kurallar uygulanır.
Özellikle soybağının reddi, tanımanın iptali ve evlat edinmenin kaldırılması gibi uyuşmazlıklarda davayı kimin açtığı ve kanunda öngörülen sürenin hangi olaydan itibaren başladığı önem taşıyabilir. Bu nedenle yalnızca olayın hangi tarihte meydana geldiğine bakılması her zaman yeterli değildir; kişinin ilgili hukuki olguyu ne zaman öğrendiği de bazı davalarda önem kazanabilir.
Boşanma ve velayet dosyalarında ise süre kadar geçici tedbirler ve deliller de önemlidir. Uzun sürecek bir yargılamada çocuğun kim yanında kalacağı, eşlerin geçiminin nasıl sağlanacağı veya mevcut bir tehlikeye karşı hangi tedbirlerin alınacağı esas karar beklenmeden değerlendirilmek zorunda kalabilir.
Aile Hukuku Davalarında Deliller Nasıl Değerlendirilir?
Aile hukukunda tarafların anlatımları kadar bu anlatımları destekleyen deliller de önem taşır. Tanık anlatımları, mesajlaşmalar, banka ve kurum kayıtları, sağlık belgeleri, sosyal inceleme raporları ve uyuşmazlığın niteliğine göre diğer deliller dosyada değerlendirmeye alınabilir.
Ancak bir bilginin uyuşmazlıkla ilgili olması, onun her yöntemle elde edilebileceği anlamına gelmez. Özellikle özel hayatın gizliliğini ihlal eden kayıtlar, hukuka aykırı biçimde elde edilen kişisel veriler veya üçüncü kişilerin mahremiyetine müdahale eden yöntemler ayrıca hukuka uygunluk sorunu doğurabilir.
Bu nedenle aile hukukunda delil toplama, yalnızca mümkün olduğunca çok belge veya kayıt elde etmek şeklinde anlaşılmamalıdır. Hangi vakıanın ispatlanması gerektiği ve hangi delilin hukuken kullanılabilir olduğu birlikte değerlendirilmelidir.
Aile Hukuku Uyuşmazlığı Boşanma Davası Açılmadan Çözülebilir mi?
Aile hukukunda karşılaşılan her sorun boşanma davası açılmasını gerektirmez. Eşler evlilik devam ederken nafaka veya aile konutuna ilişkin bir uyuşmazlık yaşayabilir, çocukla ilgili bir tedbir gerekebilir ya da 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma talebinde bulunulabilir.
Benzer şekilde boşanma tamamlandıktan sonra da velayetin değiştirilmesi, kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi, nafakanın artırılması veya azaltılması ve soybağına ilişkin uyuşmazlıklar ortaya çıkabilir.
Bu nedenle kişinin aile hukukuna ilişkin bir sorun yaşaması ile mutlaka boşanmak istemesi birbirinden ayrılmalıdır. Öncelikle mevcut hukuki sorunun niteliği ve hangi talebin bu sorunu karşılayacağı belirlenmelidir.
Samsun’da Aile Hukuku Alanında Hukuki Destek
Aile hukuku dosyalarında ilk değerlendirme, yalnızca hangi davanın açılabileceğinin belirlenmesinden ibaret değildir. Mevcut mahkeme kararları, tarafların aile ve malvarlığı durumu, çocuklara ilişkin düzenlemeler, belgeler, uygulanabilecek süreler ve gerekli geçici tedbirler birlikte incelenmelidir.
Avukat Ayşe Deniz Oral tarafından Samsun’da aile hukuku kapsamında boşanma, anlaşmalı boşanma, velayet, kişisel ilişki, nafaka, soybağı, babalık, tanıma, evlat edinme, aile konutu, mal rejimi ve koruma tedbirlerine ilişkin dosyalar takip edilmektedir.
Dosyanın niteliğine göre dava açılmadan önce mevcut belgelerin incelenmesi, izlenecek hukuki yolun belirlenmesi, gerekli dilekçelerin hazırlanması, geçici tedbir taleplerinin ileri sürülmesi ve yargılama sürecinin takibi gerçekleştirilmektedir.
Aile hukuku uyuşmazlıklarında benzer görünen iki olay farklı hukuki sonuçlara yol açabildiğinden, uygulanacak yolun somut dosyanın özelliklerine göre belirlenmesi gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Aile hukuku avukatı yalnızca boşanma davalarına mı bakar?
Aile hukuku boşanmadan daha geniş bir alandır. Velayet, nafaka, soybağı, babalık, tanıma, evlat edinme, aile konutu ve koruma tedbirleri gibi uyuşmazlıklar da aile hukuku kapsamındadır.
Boşanmadan velayet davası açılabilir mi?
Velayet uyuşmazlığının hukuki niteliği anne ve babanın medeni durumuna, çocukla mevcut soybağına ve daha önce verilmiş bir mahkeme kararının bulunup bulunmadığına göre değişebilir. Her velayet uyuşmazlığının mutlaka yeni bir boşanma davası içinde çözülmesi gerekmez.
Boşanma bittikten sonra nafaka değiştirilebilir mi?
Kanuni şartları oluşmuşsa nafakanın artırılması, azaltılması veya kaldırılması için daha sonra dava açılması mümkün olabilir. Bunun değerlendirilmesinde mevcut karar veya protokol ile sonradan meydana gelen değişiklikler önem taşır.
Çocuğu göstermeyen anne veya babaya karşı icra takibi mi yapılır?
Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişkiye ilişkin kararların uygulanmasında eski icra dairesi sistemi yerine Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri birimleri üzerinden yürütülen usul uygulanmaktadır.
Biyolojik baba doğrudan çocuğu kendi nüfusuna alabilir mi?
Çocuğun mevcut soybağına göre izlenecek yol değişir. Çocuğun hukuken başka bir babayla soybağı bulunuyorsa biyolojik ilişkinin varlığı tek başına nüfus kaydının doğrudan değiştirilmesini sağlamaz. Öncelikle mevcut soybağının hangi hukuki yolla ortadan kaldırılabileceği değerlendirilmelidir.
Evlat edinme için mahkeme kararı gerekir mi?
Evlat edinme hukuki statüsü mahkeme kararıyla kurulur. Evlat edinme türüne göre kanunda aranan şartlar ve dava süreci farklılık gösterebilir.
Aile konutu eşlerden yalnızca birinin üzerine kayıtlıysa diğer eşin hakkı yok mudur?
Tapunun yalnızca bir eş adına kayıtlı olması aile konutuna ilişkin kanuni korumanın uygulanmasını kendiliğinden engellemez. Taşınmazın gerçekten aile konutu niteliğinde olup olmadığı ve yapılan işlemin türü ayrıca değerlendirilir.
Aile hukukunda avukat tutmak zorunlu mudur?
Kural olarak aile hukuku davalarında avukatla temsil edilmek dava açmanın zorunlu şartı değildir. Bununla birlikte dava türünün belirlenmesi, süreler, geçici tedbirler, deliller ve davanın sonuçlarının değerlendirilmesi hukuki bilgi gerektirebilir.
Kaynakça
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu – aile hukuku, evlenme, boşanma, aile konutu, nafaka, soybağı, velayet ve evlat edinmeye ilişkin hükümler.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun.
7343 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun – çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kararlarının yerine getirilmesine ilişkin düzenlemeler.
Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulmasına İlişkin İlam ve Tedbir Kararlarının Yerine Getirilmesine Dair Yönetmelik.
