Miras Avukatı

Miras hukuku yalnız ölümden sonra malların mirasçılar arasında paylaştırılmasından ibaret değildir. Terekenin borca batık olup olmadığı, mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirler, vasiyetname ve miras sözleşmeleri, saklı payların korunması, aile konutu, eşler arasındaki mal rejimi ve mirasçılar arasındaki ortaklığın nasıl sona erdirileceği ayrı ayrı incelenir. Aynı aile içinde birden fazla hukuki yolun birlikte veya birbirine bağlı olarak yürütülmesi gerekebilir.

Miras avukatı; mirasçılık sıfatının ve payların belirlenmesinden terekenin korunmasına, mirasın reddinden mirastan mal kaçırma iddiasına, vasiyetnamenin iptalinden mirasın paylaşılmasına kadar uzanan işlemlerde hukuki danışmanlık ve dava takibi sağlar. Yapılacak ilk işlem, mirasçının talebinden önce terekenin kapsamını, borçları, yapılan kazandırmaları ve kanundaki süreleri belirlemektir.

Miras Açıldığında İlk Olarak Ne Yapılmalıdır?

Miras, mirasbırakanın ölümüyle birlikte kanun gereği mirasçılara bir bütün olarak geçer. Bu geçiş yalnız taşınmazları, banka hesaplarını ve alacakları değil, kural olarak borçları da kapsar. Mirasçılık belgesi alınması, mirasın kabul edildiği veya terekenin borçsuz olduğu anlamına gelmez; yalnız mirasçılık sıfatını ve pay oranlarını gösterir.

Ölümün ardından tereke hakkında yeterli bilgi bulunmuyorsa tapu, banka, araç, şirket, icra dosyası, vergi ve borç kayıtlarının araştırılması gerekir. Terekeye ait malların saklanması, devredilmesi veya kaybolması tehlikesi varsa terekenin korunmasına ve tespitine yönelik tedbirler değerlendirilir. Mirasın borca batık olabileceği durumlarda, mirasın reddi için öngörülen süre geçirilmeden borç durumu araştırılmalıdır.

Sağ kalan eş bakımından ayrıca mal rejiminin tasfiyesi gündeme gelebilir. Eşin edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacağı ile miras payı aynı hak değildir. Önce mal rejiminden doğan alacağın belirlenmesi, ardından terekenin mirasçılar arasında paylaştırılması gerekebilir. Sağ kalan eşin miras payına ek hakları bu ayrım çerçevesinde değerlendirilir.

Miras Avukatı Hangi İşlemleri ve Davaları Takip Eder?

Miras uyuşmazlıkları, tek bir dava başlığı altında toplanamaz. Mirasbırakanın yaptığı işlemin türü, mirasçının saklı paylı olup olmadığı, malın terekeye girip girmediği ve tarafların uzlaşma ihtimali izlenecek yolu değiştirir. Avukatlık hizmeti, yalnız dava açılmasını değil; dava açılmadan önce malvarlığının ve risklerin belirlenmesini, paylaşma sözleşmelerinin hazırlanmasını ve gerektiğinde koruyucu tedbirlerin alınmasını da kapsar.

Mirasçılık Belgesi ve Miras Paylarının Belirlenmesi

Mirasçılık belgesi, ölen kişinin mirasçılarının kimler olduğunu ve miras paylarını gösterir. Uygun koşullarda noter veya sulh hukuk mahkemesinden alınabilir. Nüfus kayıtlarında eksiklik bulunması, yabancılık unsuru, vasiyetname veya soybağı uyuşmazlığı gibi durumlarda belgenin mahkemeden alınması gerekebilir.

Mirasçılık belgesinin alınmış olması, belgedeki payların her durumda tartışılamayacağı anlamına gelmez. Sonradan ortaya çıkan nüfus kaydı, soybağı kararı, evlatlık ilişkisi, vasiyetname veya mirasçılıktan çıkarma işlemi nedeniyle belgenin iptali ya da yenisinin düzenlenmesi istenebilir.

Terekenin Tespiti ve Korunması

Mirasbırakanın malvarlığının bilinmemesi, bazı malların bir mirasçı tarafından saklandığı iddiası veya terekenin borçlu olabileceği şüphesi hâlinde terekenin tespiti önem kazanır. Mahkeme aracılığıyla kamu kurumlarından, bankalardan ve ilgili kuruluşlardan bilgi istenebilir; gerekli hâllerde tereke mallarının korunmasına ilişkin önlemler alınabilir.

Terekenin tespiti davası, tek başına malların mirasçılara paylaştırılmasını veya çekişmeli bir malın davacıya verilmesini sağlamaz. Tespit edilen malın terekeye iadesi, tapu kaydının düzeltilmesi veya miras ortaklığının sona erdirilmesi için ayrıca uygun dava ya da paylaşma işlemi gerekebilir.

Mirasın Reddi ve Borca Batık Tereke

Yasal ve atanmış mirasçılar, Türk Medeni Kanunu’nda öngörülen koşullarla mirası reddedebilir. Ret süresi kural olarak üç aydır. Yasal mirasçı bakımından süre, mirasbırakanın ölümünü ve kendi mirasçılığını öğrendiği tarihten; atanmış mirasçı bakımından ise tasarrufun kendisine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.

Mirasın kayıtsız ve şartsız kabul edildiğini gösteren davranışlar ret hakkını etkileyebilir. Terekeye ait malların olağan koruma ve yönetim sınırlarını aşacak biçimde kullanılması, saklanması veya sahiplenilmesi ayrıca değerlendirilir. Mirasbırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse mirasın hükmen reddi gündeme gelebilir. Süresinde yapılan gerçek ret ile terekenin borca batıklığına dayanan hükmen ret aynı kurum değildir.

Vasiyetname ve Miras Sözleşmeleri

Mirasbırakan, kanunun tanıdığı sınırlar içinde vasiyetname veya miras sözleşmesiyle ölümünden sonra sonuç doğuracak tasarruflarda bulunabilir. Resmî, el yazılı veya sözlü vasiyetnamenin geçerlilik şartları birbirinden farklıdır. Miras sözleşmesi ile mirastan feragat sözleşmesi ise kanunda öngörülen resmî şekle tabidir; aile içinde düzenlenen sıradan bir yazılı belge her zaman geçerli sonuç doğurmaz.

Vasiyetnamenin ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlaka aykırılık ve şekil eksikliği gibi nedenlerle iptali istenebilir. İptal davası ile saklı payın ihlaline dayanan tenkis davası farklı taleplerdir. Vasiyetname geçerli olduğu hâlde saklı payı ihlal edebilir; bu durumda vasiyetnamenin tamamen iptali yerine kazandırmanın saklı payı karşılayacak ölçüde azaltılması gündeme gelir.

Mirastan çıkarma, mirastan feragat ve ölümden sonra mirasın reddi de birbirinden ayrılmalıdır. Bu kurumların koşulları ve altsoya etkisi evlatlıktan ret, mirasçılıktan çıkarma ve mirastan feragat başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Muris Muvazaası ve Mirastan Mal Kaçırma

Mirasbırakanın kendi adına kayıtlı taşınmazı gerçekte bağışlamak istediği hâlde, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla tapuda satış gibi göstermesi muris muvazaası iddiasına konu olabilir. Bu davada yalnız satış bedelinin düşük gösterilmesi veya bir mirasçıya diğerlerinden daha fazla mal verilmesi yeterli değildir. Mirasbırakanın gerçek amacı, ekonomik durumu, satış ihtiyacı, aile ilişkileri, devralanın ödeme gücü ve taşınmazın tüm malvarlığı içindeki oranı birlikte değerlendirilir.

Muris muvazaası davası ile tenkis davasının koşulları aynı değildir. Mirasbırakanın kendi taşınmazını görünürde satışla devretmesi mirastan mal kaçırma kapsamında incelenebilirken, mirasbırakanın parasını ödeyip yeni bir taşınmazı baştan başka kişi adına satın alması çoğu zaman farklı hukuki sonuç doğurur. Başkası adına alınan taşınmaz bakımından tenkis ve denkleştirme hükümlerinin değerlendirilmesi gerekebilir.

Tenkis Davası ve Saklı Pay

Mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan ve saklı paylı mirasçıların haklarını ihlal eden karşılıksız kazandırmaları tenkis davasına konu olabilir. Altsoy, ana ve baba ile sağ kalan eşin saklı pay durumu ve oranları, mirasın açıldığı tarihteki mirasçılık yapısına göre hesaplanır. Kardeşlerin saklı payı bulunmamaktadır.

Tenkis hesabı yalnız kazandırmanın tapudaki değeri üzerinden yapılmaz. Net terekenin, eklenmesi gereken kazandırmaların, borçların ve saklı payların belirlenmesi gerekir. Tenkis davası, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde kanunda belirtilen on yıllık süre içinde açılmalıdır. Bir yıllık sürenin başlangıcı her dosyada aynı tarihe bağlanamaz; mirasçının kazandırmayı ve saklı pay ihlalini ne zaman öğrendiği somut delillerle belirlenir.

Mirasta Denkleştirme

Mirasbırakanın sağlığında yasal mirasçısına yaptığı bazı karşılıksız kazandırmalar, miras payına mahsuben verilmişse paylaşım sırasında denkleştirmeye tabi olabilir. Denkleştirmenin amacı yapılan kazandırmayı her durumda geçersiz saymak değil, paylaşımda mirasçılar arasındaki hesabı kanuna ve mirasbırakanın iradesine uygun biçimde kurmaktır.

Bir kazandırmanın bağış, miras payına mahsuben kazandırma veya ivazlı işlem niteliğinde olup olmadığı; işlem belgeleri, açıklamalar, ödeme kayıtları ve mirasbırakanın iradesi üzerinden değerlendirilir. Aynı olayda terditli biçimde muris muvazaası, tenkis veya denkleştirme tartışmasının bulunması mümkündür; ancak her talebin koşulları ayrı ayrı gösterilmelidir.

Mirasın Paylaşılması ve Paylaşma Sözleşmesi

Mirasçılar tereke mallarını anlaşarak paylaşabilir. Türk Medeni Kanunu’nun 676. maddesi uyarınca mirasçılar arasında paylaşma sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir. Paylaşımın taşınmaz, şirket payı, araç, para ve borçlar yönünden uygulanabilir kurulması; tapu, vergi ve devir işlemlerinin de sözleşmeyle uyumlu yürütülmesi önemlidir.

Geçerli bir miras paylaşım sözleşmesi bulunmasına rağmen mirasçılardan biri devre yanaşmıyorsa sözleşmenin ifası veya tescil talebi gündeme gelebilir. Taraflar anlaşamıyorsa terekenin paylaşılması ya da taşınmazlar bakımından ortaklığın giderilmesi yolları değerlendirilir.

Ortaklığın Giderilmesi ve Miras Taşınmazlarının Satışı

Miras kalan ev, tarla veya arsa üzerinde elbirliği ya da paylı mülkiyet devam ederken mirasçılar kullanım ve satış konusunda anlaşamayabilir. Malın aynen bölünmesi mümkün değilse ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilebilir. Dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.

Ortaklığın giderilmesi davası, muris muvazaası veya tenkis davasının yerine geçmez. Önce bir taşınmazın terekeye dönmesi gerektiği ileri sürülüyorsa tapu uyuşmazlığı ile mevcut tereke malının mirasçılar arasında paylaştırılması birbirinden ayrılır. Satışın nasıl gerçekleştirileceği, muhdesat iddiaları ve paydaşların satışa ilişkin hakları ortaklığın giderilmesi davasında satış kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Hangi Miras Uyuşmazlığında Hangi Dava Açılır?

Mirasçının uğradığını düşündüğü haksızlık, açılacak davanın adını kendiliğinden belirlemez. Mirasbırakan kendi taşınmazını görünürde satışla devretmişse muris muvazaası; geçerli bir bağış veya vasiyetname saklı payı ihlal etmişse tenkis; yasal mirasçıya yapılan kazandırmanın paylaşımda hesaba katılması gerekiyorsa denkleştirme gündeme gelebilir.

Mirasbırakanın işlem tarihinde ayırt etme gücü bulunmadığı ileri sürülüyorsa ehliyetsizlik; vasiyetnamenin şekle aykırı veya irade sakatlığı altında düzenlendiği iddia ediliyorsa vasiyetnamenin iptali; tereke malı haksız biçimde bir kişinin elinde bulunuyorsa miras sebebiyle istihkak ya da uygun ayni ve şahsi talepler değerlendirilebilir. Birbiriyle benzer görünen olaylarda farklı süre ve ispat kuralları uygulanabileceği için dava türü, malvarlığının nasıl el değiştirdiği belirlendikten sonra seçilmelidir.

Miras Davalarında Deliller

Miras uyuşmazlıklarında nüfus ve veraset kayıtları, tapu tedavülleri, banka hareketleri, noterlik belgeleri, vasiyetname ve miras sözleşmeleri, sağlık kayıtları, şirket ve vergi kayıtları, yazışmalar, fotoğraflar ve tanık anlatımları önem taşıyabilir. Hangi delilin belirleyici olduğu davanın türüne göre değişir.

Muris muvazaasında mirasbırakanın gerçek iradesi ve devralanın ödeme gücü araştırılırken, ehliyetsizlik iddiasında işlem tarihine yakın sağlık belgeleri öne çıkar. Tenkis davasında terekenin ve kazandırmaların değerleri; mirasın hükmen reddinde ise ölüm tarihindeki borca batıklık incelenir. Bu nedenle delil listesi genel bir şablonla değil, ileri sürülen hukuki sebebe göre hazırlanmalıdır.

Miras Davalarında Süreler

Miras hukukunda bütün taleplere uygulanan tek bir dava süresi bulunmamaktadır. Mirasın gerçek reddinde kural olarak üç aylık süre; tenkis ve vasiyetnamenin iptali davalarında öğrenmeye bağlı bir yıllık ve ayrıca kanunda öngörülen azami süreler vardır. Miras sebebiyle istihkak, mirasçılık belgesinin iptali, muris muvazaası ve ortaklığın giderilmesi ise aynı süre rejimine tabi değildir.

Bir talebin süreye bağlı olmaması, beklemenin her zaman güvenli olduğu anlamına gelmez. Tereke malları el değiştirebilir, kayıtlar kaybolabilir ve tanık delili zayıflayabilir. Özellikle mirasın reddi, tenkis ve vasiyetnamenin iptali bakımından süre başlangıcı somut dosya üzerinden gecikmeden değerlendirilmelidir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Miras davalarında görevli mahkeme, talebin türüne göre değişir. Mirasçılık belgesi, mirasın gerçek reddi ve terekenin korunmasına ilişkin bazı işlemler sulh hukuk mahkemesinde; muris muvazaası, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve birçok çekişmeli malvarlığı davası ise asliye hukuk mahkemesinde görülür. Taşınmazın aynına ilişkin taleplerde taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi ayrıca dikkate alınır.

Birden fazla şehirde tereke malı bulunması veya mirasçıların farklı yerlerde yaşaması, bütün taleplerin istenilen tek bir mahkemede birleştirilebileceği anlamına gelmez. Mirasbırakanın son yerleşim yeri, taşınmazın bulunduğu yer ve talebin hukuki niteliği birlikte değerlendirilerek görevli ve yetkili mahkeme belirlenir.

Türkiye’nin Farklı Şehirlerindeki Miras İşlemlerinin Takibi

Mirasçılar ile tereke mallarının farklı şehirlerde bulunması miras uyuşmazlıklarında sık karşılaşılan bir durumdur. Usulüne uygun vekâletname ile dava ve hukuki işlemler avukat aracılığıyla takip edilebilir; tapu, banka, nüfus ve mahkeme kayıtları ilgili kurumlardan getirilebilir. Ancak avukatın dosyayı Türkiye çapında takip etmesi, görev ve yetki kurallarını değiştirmez.

Terekeye ait taşınmazların farklı illerde bulunması, yabancı ülkede düzenlenen vasiyetname veya yurt dışında yaşayan mirasçıların bulunması hâlinde milletlerarası yetki, uygulanacak hukuk, belge tasdiki ve tercüme işlemleri ayrıca incelenebilir. Samsun’daki miras uyuşmazlıkları için Samsun miras avukatı sayfasında yerel hizmet kapsamı açıklanmaktadır.

Miras Avukatına Başvururken Hangi Belgeler Hazırlanmalıdır?

İlk incelemenin sağlıklı yapılabilmesi için ölüm belgesi, varsa mirasçılık belgesi, nüfus kayıtları, tapu ve araç bilgileri, banka veya borç belgeleri, vasiyetname, miras sözleşmesi, mirastan feragat ya da paylaşma sözleşmesi, önceki dava ve icra dosyaları ile mirasbırakanın yaptığı tartışmalı işlemlere ilişkin belgeler bir araya getirilmelidir.

Bütün belgelere ulaşılmamış olması başvuruya engel değildir. Bilinen malvarlığı, borçlar, mirasçılar ve uyuşmazlık konusu işlemler tarih sırasına konulduğunda hangi kayıtların mahkeme veya kurumlar aracılığıyla getirtilmesi gerektiği belirlenebilir.

Miras Hukuku Alanında Avukatlık Hizmeti

Miras dosyasında hukuki hizmet; terekenin ve mirasçıların belirlenmesi, sürelerin incelenmesi, uzlaşma ve paylaşma seçeneklerinin değerlendirilmesi, sözleşmelerin hazırlanması, gerekli koruma tedbirlerinin istenmesi, dava ve kanun yolu işlemlerinin yürütülmesi ile kararların tapu ve diğer kurumlarda uygulanmasını kapsayabilir.

Mirasçılar arasındaki uyuşmazlığın dava dışında çözülebilmesi mümkünse, yapılacak anlaşmanın bütün tereke mallarını ve devir işlemlerini uygulanabilir biçimde kapsaması gerekir. Anlaşma sağlanamıyorsa dava talepleri, aynı kazandırma için mükerrer hak elde edilmeyecek ve birbiriyle çelişen hukuki sebepler usule uygun kurulacak biçimde hazırlanmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

Miras avukatı tutmak zorunlu mudur?

Miras davalarının avukat aracılığıyla takip edilmesine ilişkin genel bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bununla birlikte mirasın reddi, tenkis, vasiyetnamenin iptali ve tapu davalarında süre, görev, yetki, taraf teşkili ve ispat kurallarının yanlış uygulanması hak kaybına yol açabilir. Avukatlık hizmetinin gerekliliği dosyanın kapsamına göre değerlendirilir.

Miras avukatı ücreti nasıl belirlenir?

Avukatlık ücreti; terekenin ve uyuşmazlığın kapsamı, taraf sayısı, talep edilen hukuki işlemler, dava değeri ve dosyanın bulunduğu aşamaya göre avukatlık sözleşmesiyle belirlenir. Dava harcı, bilirkişi, keşif, tebligat ve diğer yargılama giderleri avukatlık ücretinden ayrıdır. Birden fazla dava veya şehirde işlem yapılması gerekiyorsa hizmet kapsamı buna göre değerlendirilir.

Mirasçılık belgesi alınca mallar otomatik olarak paylaşılır mı?

Mirasçılık belgesi yalnız mirasçıları ve pay oranlarını gösterir. Banka, araç, şirket payı ve taşınmazların intikali için ayrıca işlem yapılması; mirasçılar anlaşamıyorsa paylaşma veya ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulması gerekebilir.

Mirasbırakan hayattayken mirastan mal kaçırma davası açılabilir mi?

Muris muvazaasına ve saklı payın ihlaline dayanan mirasçı talepleri kural olarak mirasın açılmasından sonra gündeme gelir. Mirasbırakan hayattayken yaptığı işlem nedeniyle doğrudan hakkı ihlal edilen taşınmaz maliki veya sözleşmenin tarafı sıfatıyla ileri sürülebilecek talepler ise farklı hukuki sebeplere dayanabilir.

Mirasın reddi için bütün mirasçıların birlikte başvurması gerekir mi?

Her mirasçı ret hakkını kendi adına kullanabilir. Bir mirasçının mirası reddetmesi diğer mirasçıların da reddettiği anlamına gelmez. Redden sonra payın kime geçeceği, reddedenin yasal veya atanmış mirasçı olmasına ve diğer mirasçıların durumuna göre belirlenir.

Miras kalan taşınmaz başka şehirdeyse avukatla takip edilebilir mi?

Usulüne uygun vekâletname ile farklı şehirdeki dava ve işlemler avukat aracılığıyla takip edilebilir. Ancak taşınmazın aynına ilişkin davanın hangi mahkemede açılacağı, taşınmazın bulunduğu yere ilişkin kesin yetki kuralları gözetilerek belirlenir.

Değerlendirme