Miras uyuşmazlıklarında sorun çoğu zaman miras payının oranından değil, terekenin gerçekte hangi mallardan oluştuğunun ve hangi hukuki yolun izlenmesi gerektiğinin belirlenememesinden çıkar. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirleri, banka hesapları, vasiyetname, borçlar, geçmişte diğer mirasçılara yapılan karşılıksız kazandırmalar ve ölümden sonra gerçekleştirilen tapu işlemleri birbirinden farklı davaların konusu olabilir.
Samsun miras avukatı olarak mirasın açılmasından sonra terekenin ve mirasçıların belirlenmesi, miras mallarının korunması, mirasın paylaşılması, mirastan mal kaçırma iddiaları, vasiyetname ve saklı pay uyuşmazlıkları, mirasın reddi ile mirasçılar arasında ortaya çıkan taşınmaz uyuşmazlıklarında hukuki destek sağlanmaktadır.
Bir miras dosyasının başlangıcında yalnızca “ne kadar payım var?” sorusuna cevap verilmesi yeterli değildir. Mirasbırakanın ölüm tarihindeki malvarlığı, daha önce yaptığı devirler, borçları, varsa vasiyetname veya miras sözleşmesi, sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan hakları ve mirasçılar arasındaki mevcut işlemler birlikte değerlendirilmelidir. Aynı aile içinde birkaç farklı dava açılması gereken dosyalar bulunduğu gibi, doğru bir paylaşım sözleşmesiyle dava açılmadan çözülebilecek uyuşmazlıklar da vardır.
Mirasçı Olduğumu Öğrendim, Önce Ne Yapmalıyım?
Miras, mirasbırakanın ölümüyle birlikte kanun gereği mirasçılara geçer. Taşınmazların henüz tapuda mirasçılar adına intikal ettirilmemiş olması veya bankadaki paranın çekilmemiş bulunması miras hakkının doğmadığı anlamına gelmez.
Bununla birlikte miras üzerinde işlem yapılabilmesi için öncelikle mirasçıların kim olduğunun belirlenmesi gerekir. Uygulamada bu amaçla mirasçılık belgesi, diğer adıyla veraset ilamı alınır. Mirasçılık belgesi noterlikten veya sulh hukuk mahkemesinden alınabilir; ancak yabancılık unsuru, nüfus kayıtlarındaki eksiklikler veya başka hukuki sorunlar nedeniyle noterlikten alınmasının mümkün olmadığı dosyalarda mahkemeye başvurulması gerekebilir.
Mirasçılık belgesinin alınmasından sonra doğrudan malların paylaşılmasına geçmek her dosyada doğru değildir. Özellikle mirasbırakanın borçlarının bilinmediği, sağlığında önemli taşınmaz devirleri yaptığı veya bazı malların diğer mirasçılar tarafından saklandığı düşünülen durumlarda önce terekenin kapsamının belirlenmesi gerekir.
Terekenin Nelerden Oluştuğu Nasıl Belirlenir?
Tereke yalnızca tapuda mirasbırakan adına görünen taşınmazlardan oluşmaz. Banka hesapları, araçlar, şirket hisseleri, alacaklar ve diğer malvarlığı değerlerinin yanında mirasbırakanın borçları da terekenin bir parçasıdır.
Mirasçılar aile içinde bilinen malların terekenin tamamı olduğunu düşünerek hareket ettiklerinde sonradan farklı banka hesapları, taşınmazlar veya önemli borçlarla karşılaşabilirler. Özellikle mirasın reddi bakımından üç aylık süre bulunduğu için, terekenin borca batık olabileceğinin düşünüldüğü dosyalarda gecikmeden değerlendirme yapılması önemlidir.
Gerekli hâllerde terekenin tespiti ve korunmasına ilişkin hukuki yollara başvurulabilir. Terekeye ait belgelerin, para veya değerli eşyaların kaybolma ihtimali bulunması ya da miras mallarının bir mirasçı tarafından tek başına kontrol edilmesi durumunda da koruyucu önlemler gündeme gelebilir.
Birden Fazla Mirasçı Varsa Mallar Kime Aittir?
Birden fazla mirasçı bulunduğunda, paylaşma yapılıncaya kadar tereke üzerinde miras ortaklığı oluşur. Mirasçılar terekeye elbirliği hâlinde sahip olurlar.
Bu sistem, mirasçılardan her birinin terekeye dahil belirli bir evin odasını, tarlanın belirli bölümünü veya banka hesabındaki belirli parayı tek başına kendisine ait kabul edebileceği anlamına gelmez. Miras payı bütün tereke üzerindeki mirasçılık hakkını ifade eder.
Bu nedenle miras kalan malların yönetimi, kullanılması, satılması ve terekeye ait hakların dava yoluyla ileri sürülmesi sırasında miras ortaklığına ilişkin kuralların dikkate alınması gerekir. Bazı davalarda bütün mirasçıların birlikte hareket etmesi veya terekeye temsilci atanması gündeme gelebilir.
Miras ortaklığının devam ettirilmesinin taraflar açısından faydalı olmadığı durumda ise rızai paylaşım veya mahkeme yoluyla paylaşma seçenekleri değerlendirilir.
Miras Malları Anlaşarak Paylaşılabilir mi?
Mirasçılar arasında uyuşmazlık bulunmuyorsa mirasın mutlaka dava yoluyla paylaşılması gerekmez. Mirasçılar terekenin tamamının veya belirli malların nasıl paylaşılacağı konusunda anlaşabilirler.
Miras paylaşım sözleşmesinin hazırlanmasında yalnızca her mirasçının yasal pay oranını yazmak yeterli değildir. Bir taşınmazın bir mirasçıya, başka bir taşınmazın diğerine bırakılması; aradaki değer farkının para ile karşılanması; araç, banka hesabı veya şirket paylarının dağıtılması gibi farklı yöntemler kullanılabilir.
Paylaşım yapılırken malların gerçek değerlerinin bilinmesi önemlidir. Özellikle taşınmazların değerleri arasında önemli fark varsa yalnızca tapudaki eski değerler üzerinden yapılan paylaşım daha sonra yeni uyuşmazlıklara sebep olabilir.
Mirasçılardan biri yurt dışında yaşıyorsa veya işlemlere şahsen katılamıyorsa vekâlet yoluyla da paylaşım işlemleri yürütülebilir.
Mirasçılardan Biri Paylaşmak İstemiyorsa Ne Olur?
Miras ortaklığının devam etmesi kural olarak hiçbir mirasçıya süresiz şekilde dayatılamaz. Kanunda veya geçerli bir hukuki işlemde paylaşmanın ertelenmesini gerektiren özel bir durum yoksa mirasçılardan biri paylaşma talebinde bulunabilir.
Özellikle birden fazla taşınmaz bulunan tereke dosyalarında önce bütün malların ve mirasçıların belirlenmesi, ardından malların aynen paylaşılmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Taşınmazın bölünmesi mümkün değilse veya mirasçılar paylaşım konusunda anlaşamıyorsa ortaklığın giderilmesi davası gündeme gelebilir. Ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır.
Ortaklığın giderilmesi davasının ayrıntıları, satış usulü ve taşınmazın satılmasını istemeyen paydaşların durumu ayrı hukuki değerlendirme gerektirdiğinden bu konular ana miras davasından bağımsız olarak ele alınmalıdır.
Mirasbırakan Ölmeden Önce Mallarını Bir Çocuğuna Devrettiyse Ne Yapılabilir?
Miras uyuşmazlıklarında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, mirasbırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz devirleridir.
Tapuda satış gösterilmiş olması işlemin mutlaka gerçek bir satış olduğu anlamına gelmediği gibi, taşınmazın bir çocuğa devredilmiş olması da kendiliğinden işlemin geçersiz olduğu anlamına gelmez. Mirasbırakanın gerçek iradesi ve işlemin hukuki niteliği belirlenmelidir.
Mirasbırakan gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazı mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla satış veya başka bir işlem görüntüsü altında devretmişse muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası gündeme gelebilir.
Buna karşılık gerçek bir satış yapılmışsa, devralan kişinin bedeli ödediği ve mirasbırakanın gerçekten satış iradesiyle hareket ettiği anlaşılırsa sırf diğer mirasçıların daha az mal elde etmesi işlemi geçersiz hâle getirmez.
Mirasbırakanın bakımını üstlenen kişiye duyduğu minnet nedeniyle yaptığı devirler, ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, başka biri adına satın alınan mallar ve doğrudan bağışlar da her zaman klasik muris muvazaası hükümlerine tabi değildir. Somut olayın tenkis, denkleştirme, muvazaa veya başka bir hukuki sebebe dayanıp dayanmadığı ayrı ayrı incelenmelidir.
Mirasçılardan Mal Kaçırma Davasında Neler Araştırılır?
Muris muvazaasına dayalı uyuşmazlıklarda yalnızca tapudaki satış bedeline bakılarak karar verilmez. Mirasbırakanın mal satmaya ihtiyacının bulunup bulunmadığı, devralan kişinin ekonomik gücü, gerçek bir ödeme yapılıp yapılmadığı, taraflar arasındaki ilişki, mirasbırakanın işlemden sonraki davranışları ve taşınmazı kimin kullanmaya devam ettiği birlikte değerlendirilebilir.
Taşınmazın doğrudan kayırılmak istenen mirasçıya değil, önce üçüncü bir kişiye ve daha sonra asıl kişiye devredilmiş olması da uyuşmazlığın sona erdiği anlamına gelmez. Devir zincirinin gerçek amacı ve sonraki maliklerin hukuki durumu ayrıca incelenir.
Bu nedenle muris muvazaası dosyasında güncel tapu kaydının yanında taşınmazın tedavüllü tapu kayıtlarının ve devirlere ilişkin resmi senetlerin incelenmesi önemlidir.
Vasiyetname Varsa Miras Nasıl Paylaşılır?
Mirasbırakan, kanunun tanıdığı sınırlar içinde ölümünden sonra malvarlığının nasıl değerlendirileceğine ilişkin vasiyetname düzenleyebilir veya başka bir ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir.
Vasiyetnamenin bulunması yasal mirasçılığın her durumda tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Vasiyetnamenin şeklen ve hukuken geçerli olup olmadığı, mirasbırakanın tasarruf ehliyeti, vasiyetnamenin içeriği ve saklı payların ihlal edilip edilmediği ayrı ayrı değerlendirilir.
Ölümden sonra ortaya çıkan vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesine teslim edilerek açılması ve ilgililere bildirilmesi gerekir. Vasiyetnamenin açılması, vasiyetnamenin kesin olarak geçerli olduğuna karar verildiği anlamına gelmez. Vasiyetnamenin iptalini veya saklı payın korunmasını gerektiren sebepler varsa ilgili davalar ayrıca açılır.
Vasiyetnamenin iptali ile tenkis davasının aynı şey olmadığı özellikle önemlidir. İptal davasında ölüme bağlı tasarrufun hukuki geçerliliği tartışılırken, tenkiste geçerli bir tasarrufun mirasbırakanın tasarruf edebileceği sınırı aşan kısmının saklı payı koruyacak ölçüde azaltılması söz konusudur.
Saklı Payım İhlal Edildiyse Ne Yapabilirim?
Türk Medeni Kanunu bazı mirasçıların miras payının belirli bölümünü saklı pay olarak korur. Mirasbırakanın bağışları veya ölüme bağlı tasarrufları saklı payın karşılıksız kalmasına sebep olmuşsa şartları bulunan mirasçı tenkis talebinde bulunabilir.
Tenkis davasında hangi kazandırmaların hesaba katılacağı, terekenin hesaplama değeri ve tasarruf edilebilir kısmın belirlenmesi teknik bir inceleme gerektirir. Mirasbırakanın hayattayken yaptığı her karşılıksız kazandırma aynı biçimde tenkise tabi değildir.
Tenkis taleplerinde hak düşürücü süre bulunduğundan, vasiyetname veya saklı payı etkileyen işlem öğrenildiğinde uzun süre beklenmemesi gerekir.
Mirasın Reddi Ne Kadar Sürede Yapılır?
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Türk Medeni Kanunu’na göre mirasın reddi için kural olarak üç aylık süre bulunmaktadır.
Yasal mirasçılar bakımından süre, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten; vasiyetnameyle atanmış mirasçılar bakımından ise tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Mirasın reddi yalnızca borçlardan vazgeçmek değildir. Mirası reddeden kişi kural olarak terekenin aktiflerinden de yararlanamaz. Yasal mirasçılardan birinin mirası reddetmesi hâlinde payının kime geçeceği de ayrıca önemlidir; mirasın reddedilmesi payın mutlaka diğer kardeşlere geçeceği anlamına gelmez.
Bu nedenle özellikle altsoyu bulunan mirasçıların, “ben reddedersem payım diğer kardeşime kalır” düşüncesiyle hareket etmesi beklenmeyen sonuçlara yol açabilir.
Mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olduğu durumlarda ise mirasın hükmen reddine ilişkin hükümler ayrıca gündeme gelebilir.
Mirasbırakanın Borçlarını Bilmiyorsam Ne Yapmalıyım?
Mirasın aktiflerinden çok borçlarının bulunabileceği düşünülüyorsa terekeye ilişkin işlemler yapılmadan önce borç durumunun araştırılması önemlidir.
Mirasçının terekeye ait mallar üzerinde sahiplenme iradesi gösteren işlemler yapması, daha sonra mirasın reddi bakımından hukuki sorun doğurabilir. Bu nedenle mirasın reddedilip reddedilmeyeceğine henüz karar verilmemişse terekeye ilişkin para çekme, satış veya mal paylaşımı işlemlerinden önce hukuki değerlendirme yapılması gerekir.
Mirasın borç durumunun belirlenmesinde terekenin korunmasına ve resmi defter tutulmasına ilişkin hükümler de somut olayın şartlarına göre değerlendirilebilir.
Sağ Kalan Eş Hem Mirasçı Hem Mal Rejimi Alacaklısı Olabilir mi?
Sağ kalan eşin miras payı ile evlilik sırasında uygulanan mal rejiminden kaynaklanan hakları birbirinden farklıdır.
Evlilik ölüm nedeniyle sona erdiğinde, şartları varsa öncelikle eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi gündeme gelebilir. Sağ kalan eşin edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağı bulunması hâlinde bu alacak, miras payıyla aynı hukuki sebebe dayanmaz.
Bir taşınmazın yalnızca ölen eş adına kayıtlı olması, taşınmazın tamamının ekonomik anlamda doğrudan tereke kapsamında paylaşılacağı sonucunu her zaman doğurmayabilir. Taşınmazın ne zaman ve hangi kaynakla edinildiği mal rejimi bakımından ayrıca incelenmelidir.
Tersine, ölen eşin diğer eş adına bulunan edinilmiş mallardan kaynaklanan bir mal rejimi alacağı varsa bu alacak da şartları ölçüsünde terekeye dahil olabilir.
Bu nedenle sağ kalan eş bulunan miras dosyalarında veraset ilamındaki oranlara bakılarak doğrudan paylaşım yapılmadan önce mal rejimi yönünden ayrıca inceleme yapılması gerekebilir.
Miras Kalan Ev Sağ Kalan Eşe Bırakılabilir mi?
Mirasbırakanla birlikte kullanılan aile konutu ve ev eşyaları bakımından sağ kalan eşin Türk Medeni Kanunu’ndan kaynaklanan özel hakları bulunabilir.
Şartların gerçekleşmesi hâlinde sağ kalan eş, miras hakkına veya mal rejiminden doğan alacağına mahsuben aile konutu üzerinde mülkiyet veya kanunda öngörülen başka bir hak tanınmasını isteyebilir.
Bu hak, sağ kalan eşe her durumda ve karşılıksız olarak taşınmazın tamamının verilmesi anlamına gelmez. Terekenin yapısı, eşin miras ve mal rejimi hakları ile diğer mirasçıların durumu birlikte değerlendirilir.
Miras Payını Diğer Mirasçılardan Habersiz Satmak Mümkün mü?
Miras ortaklığı devam ederken terekeye dahil belirli bir taşınmazın belirli bir bölümü mirasçılardan biri tarafından kendi malıymış gibi tek başına satılamaz. Miras payının devri ile terekeye dahil belirli bir malın mülkiyetinin devri birbirinden farklıdır.
Tapuda intikal ve mülkiyet biçimine göre paydaşların hukuki durumu değişebilir. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüşmesinden sonra pay üzerinde tasarruf imkânı genişlemekle birlikte, paylı taşınmazın üçüncü kişiye satılması hâlinde diğer paydaşların yasal önalım hakkı gibi ayrı sorunlar gündeme gelebilir.
Bu nedenle miras kalan taşınmazın yalnızca tapuda mirasçılar adına geçirilmiş olması, paylaşma uyuşmazlığının tamamen sona erdiği anlamına gelmez.
Mirasçılardan Biri Tereke Malını Tek Başına Kullanıyorsa Ne Yapılabilir?
Miras kalan bir evde yalnızca bir mirasçının oturması, tarlanın yalnızca bir mirasçı tarafından işletilmesi veya terekeye ait kira gelirinin tek kişi tarafından alınması mirasçılar arasında ayrıca uyuşmazlık doğurabilir.
Diğer mirasçıların taşınmazdan yararlanmasının engellenmesi hâlinde kullanım biçimine göre el atmanın önlenmesi, ecrimisil veya terekeye ait gelirlerin paylaşılması talepleri gündeme gelebilir.
Paydaşlar arasındaki ecrimisil taleplerinde intifadan men şartı ve bu şartın aranmadığı istisnalar bulunduğundan, yalnızca “evde kardeşim oturuyor, geçmiş yılların kirasını isterim” şeklinde genel bir değerlendirme yapılması doğru değildir.
Yurt Dışında Yaşayan Mirasçılar Türkiye’deki Miras İşlemlerini Nasıl Yürütebilir?
Almanya, Hollanda, Fransa, Avusturya ve diğer ülkelerde yaşayan mirasçıların Türkiye’deki tereke üzerinde Türkiye’de yaşayan mirasçılarla aynı miras hakları bulunmaktadır.
Mirasçının uzun yıllardır yurt dışında yaşaması veya Türkiye’deki aileyle ilişkisinin zayıflamış olması miras hakkını azaltmaz. Miras payı kanuna veya geçerli bir ölüme bağlı tasarrufa göre belirlenir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar konsolosluk veya usulüne uygun yabancı makam işlemleriyle düzenlenecek vekâletname aracılığıyla Türkiye’deki miras işlemlerini takip ettirebilirler. Ancak tapu işlemleri, mirasın paylaşılması veya dava açılması için verilecek vekâletnamenin yapılacak işleme uygun yetkileri içermesi gerekir.
Özellikle Türkiye’deki diğer mirasçılar taşınmazları satmak veya paylaşmak istiyorsa, satış vekâletnamesi ile yalnızca dava ve takip yetkisi veren vekâletname arasındaki fark dikkate alınmalıdır.
Miras Davası Açmadan Önce Hangi Belgeler İncelenir?
Miras uyuşmazlığında gerekli belgeler dava türüne göre değişir. Veraset ilamı, nüfus kayıtları, tapu kayıtları ve tedavülleri, banka hareketleri, vasiyetname, miras sözleşmesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesi, satış belgeleri, vekâletnameler, sağlık kayıtları ve taraflar arasındaki yazışmalar dosyanın niteliğine göre önem taşıyabilir.
Muris muvazaası iddiasında tapu devir belgeleri ve tarafların ekonomik durumları önem kazanırken, vasiyetnamenin iptalinde vasiyet tarihindeki ehliyet durumu ve düzenleme şekli ön plana çıkabilir. Tenkis davasında ise terekenin ve mirasbırakanın yaptığı kazandırmaların hesaplanması gerekir.
Bu nedenle her miras davasında aynı belge listesinin kullanılması mümkün değildir.
Miras Davalarında Süreler Neden Önemlidir?
Miras hukukunda bütün davalar aynı süreye tabi değildir. Bazı taleplerde zamanaşımı bulunurken bazı davalarda hak düşürücü süre söz konusudur; bazı mülkiyet uyuşmazlıklarında ise farklı kurallar uygulanır.
Örneğin mirasın gerçek reddi bakımından üç aylık süre oldukça kısa olduğu gibi, vasiyetnamenin iptali ve tenkis taleplerinde de öğrenmeye bağlı hak düşürücü süreler bulunmaktadır.
Bu nedenle “miras davaları on yıl içinde açılır” veya “miras davasında zamanaşımı yoktur” şeklindeki genel ifadeler doğru değildir. Önce talebin hukuki niteliği belirlenmeli, ardından o talebe uygulanacak süre hesaplanmalıdır.
Samsun’da Miras Davası Nerede Açılır?
Miras uyuşmazlıklarının tamamında aynı görev ve yetki kuralı uygulanmaz.
Mirasbırakanın son yerleşim yerine bağlı olarak açılması gereken miras davaları bulunduğu gibi, taşınmazın aynına ilişkin bazı davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkisi gündeme gelebilir. Vasiyetnamenin açılması, terekenin korunması ve mirasçılık belgesi gibi çekişmesiz yargı işleri ile tapu iptal ve tescil veya alacak davalarının görevli mahkemeleri de aynı değildir.
Bu nedenle mirasbırakanın Samsun’da yaşamış olması, terekeye dahil her uyuşmazlığın mutlaka aynı Samsun mahkemesinde görüleceği anlamına gelmez.
Mirasbırakanın son yerleşim yeri, taşınmazların bulunduğu yer ve açılacak davanın niteliği birlikte değerlendirilerek görevli ve yetkili mahkeme belirlenmelidir.
Miras Uyuşmazlığı Arabuluculuğa Tabi mi?
Bütün miras davalarında zorunlu arabuluculuk bulunmamaktadır.
Bununla birlikte miras kalan taşınır veya taşınmazların paylaşılması ve ortaklığın giderilmesine ilişkin uyuşmazlıklar, 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartı arabuluculuk kapsamındadır. Bu tür bir dava açılmadan önce arabuluculuk sürecinin tamamlanması gerekir.
Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil, vasiyetnamenin iptali veya mirasın reddi gibi farklı miras uyuşmazlıklarında ise uyuşmazlığın niteliğine göre ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Mirasçılar arasında anlaşma ihtimalinin bulunduğu dosyalarda zorunlu olmasa dahi ihtiyari arabuluculuk veya doğrudan paylaşım görüşmeleri, uzun yıllar sürebilecek davaların önüne geçebilir.
Samsun Miras Avukatı Dava Sürecinde Ne Yapar?
Miras dosyasının hukuki takibi yalnızca dava dilekçesi hazırlamakla başlamaz. Öncelikle mirasçılık durumu, terekenin kapsamı ve geçmiş işlemler incelenir. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı devirlerin hukuki niteliği, vasiyetname bulunup bulunmadığı ve süreye tabi bir hak olup olmadığı belirlenir.
Bir taşınmazın terekeye döndürülmesi isteniyorsa tapu kayıtlarının ve devir zincirinin incelenmesi; paylaşım isteniyorsa terekenin tamamının belirlenmesi; mirasın reddi düşünülüyorsa borçlar ve mirasçının daha önce terekeye ilişkin yaptığı işlemler değerlendirilir.
Dava açılması gerekiyorsa görevli ve yetkili mahkeme, davalıların kimler olacağı, ihtiyati tedbir gerekip gerekmediği ve hangi delillerin getirtilmesi gerektiği başlangıçta belirlenir.
Aynı tereke içinde muris muvazaası, mal rejiminin tasfiyesi ve ortaklığın giderilmesi gibi birden fazla hukuki süreç bulunuyorsa davaların birbirleri üzerindeki etkisi de ayrıca değerlendirilir.
Samsun Miras Avukatı Ayşe Deniz Oral
Miras hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda terekenin ve mirasçıların belirlenmesi, miras mallarının korunması, miras paylaşım sözleşmelerinin hazırlanması, muris muvazaası ve tapu iptal tescil davaları, vasiyetname ve saklı pay uyuşmazlıkları, mirasın reddi, ortaklığın giderilmesi ve mirasçılar arasındaki alacak uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve dava takibi sağlanmaktadır.
Samsun merkez başta olmak üzere Atakum, İlkadım, Canik, Tekkeköy, Bafra, Çarşamba, Terme, Vezirköprü, Havza, Kavak, Ladik ve Samsun’un diğer ilçelerindeki miras uyuşmazlıklarında hukuki destek sunulmaktadır.
Avukat Ayşe Deniz Oral
Zafer Mahallesi, Bahariye Caddesi No:52 Kat:3 İlkadım / Samsun
0530 327 37 84
